Uyuşturucu ticaretinden gözaltına alındı haberini alan kişinin yakınları açısından ilk saatler oldukça önemlidir. Uyuşturucu madde ticareti suçlamasıyla gözaltına alınan kişinin emniyetteki ifade işlemleri, dosyadaki delillerin niteliği, savcılığa sevk süreci ve sonrasında tutuklama talebiyle Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilip edilmeyeceği yakından takip edilmelidir. Özellikle İstanbul’da uyuşturucu ticareti soruşturmalarında gözaltı sürecinin ardından savcılık ifadesi ve tutuklama sorgusu kısa süre içerisinde gerçekleşebildiğinden, şüphelinin savunmasının soruşturmanın ilk aşamasından itibaren dosyanın özelliklerine göre hazırlanması önem taşır.
Bir kişinin uyuşturucu ticareti suçlamasıyla gözaltına alınması, hem şüpheli hem de yakınları açısından sürecin en kritik aşamalarından biridir. Özellikle “Yakınım uyuşturucudan gözaltına alındı, ne yapmalıyım?”, “Uyuşturucu ticaretinden gözaltına alınan kişi tutuklanır mı?”, “Narkotik şubede ifade ne zaman alınır?” ve “Avukat gözaltındaki kişiyle görüşebilir mi?” gibi sorular bu aşamada sıklıkla gündeme gelir.
Uyuşturucu madde ticareti suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 188. maddesinde ağır yaptırımlara bağlanmıştır. Ancak bir kişinin uyuşturucu operasyonunda gözaltına alınmış olması, uyuşturucu ticareti suçunu işlediğinin kesinleştiği veya mutlaka tutuklanacağı anlamına gelmez. Gözaltı aşamasında yapılacak hukuki değerlendirmede ele geçirilen maddenin miktarı ve niteliğinin yanında; maddenin bulunduğu yer, paketlenme biçimi, hassas terazi bulunup bulunmadığı, telefon incelemeleri, mesajlaşmalar, banka hareketleri, HTS kayıtları, fiziki takip ve diğer şüphelilerin beyanları gibi birçok unsur birlikte değerlendirilir.
Özellikle uyuşturucu kullanma ile uyuşturucu ticareti arasındaki ayrım, soruşturmanın sonucunu doğrudan etkileyebilir. Bu nedenle uyuşturucu ticareti nedeniyle gözaltı sürecinin ilk saatlerinden itibaren savunmanın dosyadaki somut delillere göre kurulması önem taşır.
Yakınım Uyuşturucudan Gözaltına Alındı, Ne Yapmalıyım?
Yakınının uyuşturucu suçundan gözaltına alındığını öğrenen kişinin öncelikle olayın hangi suçlama kapsamında yürütüldüğünü anlaması gerekir.
Uygulamada özellikle şu iki suç birbirinden ayrılmalıdır:
TCK m. 191: Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak veya uyuşturucu madde kullanmak.
TCK m. 188: Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti.
Bu ayrım son derece önemlidir. Çünkü kişinin üzerinde veya ikametinde uyuşturucu madde bulunması, tek başına uyuşturucu madde ticareti yaptığı sonucunu doğurmaz.
Soruşturma makamları ele geçirilen uyuşturucunun kişisel kullanım amacıyla mı yoksa başkasına satmak veya temin etmek amacıyla mı bulundurulduğunu olayın tüm özelliklerine göre değerlendirecektir.
Bu nedenle yakınınızın gözaltına alındığını öğrendiğinizde mümkün olduğunca şu bilgilerin belirlenmesi önemlidir:
- Hangi kolluk biriminde tutulduğu,
- Hangi suçtan işlem yapıldığı,
- Uyuşturucunun nerede ele geçirildiği,
- Yaklaşık ne kadar uyuşturucu bulunduğu,
- Ev, araç veya işyerinde arama yapılıp yapılmadığı,
- Telefon veya bilgisayara el konulup konulmadığı,
- Dosyada başka şüphelilerin bulunup bulunmadığı,
- Şüphelinin ifadesinin alınıp alınmadığı,
- Savcılığa veya adliyeye sevk edilip edilmediği.
Çünkü uyuşturucu soruşturmalarında ilk ifade ve soruşturmanın ilk aşamasındaki deliller, sonraki yargılama bakımından oldukça önemli olabilir.
Uyuşturucu Ticaretinden Gözaltına Alınan Kişiyle Avukat Görüşebilir mi?
Evet. Şüphelinin müdafi yardımından yararlanması, ceza muhakemesinin temel güvencelerinden biridir.
Gözaltındaki kişinin henüz savcılığa veya mahkemeye sevk edilmemiş olması, avukat yardımından yararlanamayacağı anlamına gelmez. Müdafi, soruşturmanın niteliğine ve kanuni sınırlamalara ilişkin hükümler saklı kalmak üzere şüpheliyle görüşebilir ve ifade işlemlerinde hukuki yardım sağlayabilir.
Bu aşamada müdafi açısından ilk mesele yalnızca “ifade vermek” değildir. Dosyaya ilişkin ulaşılabilen bilgiler doğrultusunda şüpheliye yöneltilen suçlamanın hangi delillere dayandığının anlaşılması gerekir.
Örneğin soruşturmanın temelinde;
“evde uyuşturucu bulundu”,
“araçta uyuşturucu ele geçirildi”,
“hassas terazi bulundu”,
“telefonunda uyuşturucu satışına ilişkin mesaj olduğu iddia ediliyor”,
“başka bir şüpheli uyuşturucuyu ondan aldığını söyledi”
gibi birbirinden tamamen farklı iddialar bulunabilir.
Her durumda aynı savunmanın yapılması doğru değildir.
Narkotik Şubede İfade Nasıl Alınır?
Uyuşturucu ticareti soruşturmalarının önemli bir bölümü narkotik suçlarla mücadele birimleri tarafından yürütülen operasyonlarla başlar.
Şüpheli yakalandıktan sonra gerekli işlemler gerçekleştirilerek ifadesi alınabilir. Burada özellikle ifade öncesinde dosyanın somut durumunun değerlendirilmesi önem taşır.
Çünkü uyuşturucu ticareti dosyalarında şüphelinin vereceği açıklamalar;
- uyuşturucunun kime ait olduğu,
- neden o yerde bulunduğu,
- diğer şüphelilerle ilişkisinin ne olduğu,
- telefon görüşmelerinin içeriği,
- para transferlerinin sebebi,
- ele geçirilen hassas terazinin kullanım amacı,
- uyuşturucunun kullanım amacıyla bulundurulup bulundurulmadığı
gibi tartışmalar bakımından önem taşıyabilir.
Şüphelinin olayla ilgili gerçeğe aykırı veya varsayıma dayalı açıklamalarda bulunması savunmasını güçlendirmek yerine ilerleyen aşamalarda çelişkilere yol açabilir. Bu nedenle savunmanın somut olay ve mevcut deliller üzerinden oluşturulması gerekir.
Uyuşturucudan Gözaltına Alınan Kişi Tutuklanır mı?
Uyuşturucu ticareti suçlamasıyla gözaltına alınan herkesin otomatik olarak tutuklanacağı şeklinde bir kural yoktur.
Gözaltı ve tutuklama birbirinden farklı koruma tedbirleridir.
Gözaltındaki kişi soruşturma işlemlerinin ardından savcılığa sevk edildiğinde Cumhuriyet savcısı dosyanın durumuna göre farklı karar ve taleplerde bulunabilir. Şüpheli serbest bırakılabileceği gibi, adli kontrol istemiyle veya tutuklama talebiyle sulh ceza hâkimliğine de sevk edilebilir.
Tutuklama değerlendirmesinde yalnızca isnat edilen suçun adı değil, CMK’daki tutuklama koşullarının somut olay bakımından bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir.
Örneğin;
kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunup bulunmadığı, kaçma şüphesi, delillerin karartılması ihtimali ve adli kontrolün yeterli olup olmayacağı gibi hususlar önem taşır.
Uyuşturucu ticareti suçunun katalog suçlar arasında yer alması da tutuklamanın otomatik olduğu anlamına gelmez. Tutuklama kararı bakımından kanundaki şartların somut olayda değerlendirilmesi gerekir.
Uyuşturucu Kullanma ile Uyuşturucu Ticareti Nasıl Ayırt Edilir?
Uyuşturucu soruşturmalarında en önemli uyuşmazlıklardan biri budur.
Bir kişi uyuşturucu madde bulundurduğunu kabul edebilir ancak bunu satmak amacıyla değil, kişisel kullanım amacıyla bulundurduğunu savunabilir.
Bu durumda yalnızca uyuşturucu miktarına bakılması her olayda yeterli değildir.
Değerlendirmede maddenin miktarıyla birlikte;
bulundurulduğu yer, paketlenme biçimi, farklı türde uyuşturucu maddelerin bulunması, satışa ilişkin mesajlaşmalar, para hareketleri, hassas terazi, fiziki takip, alıcı olduğu iddia edilen kişilerin beyanları ve şüphelinin uyuşturucu kullanımına ilişkin durumu gibi birçok veri birlikte önem kazanabilir.
Dolayısıyla “Üzerinde uyuşturucu bulundu, o halde ticaret suçudur.” şeklinde otomatik bir değerlendirme yapılamaz.
Evde Uyuşturucu Bulunması Uyuşturucu Ticareti Suçuna Yeterli midir?
Uyuşturucu soruşturmalarında sık karşılaşılan durumlardan biri, kolluk tarafından yapılan aramada şüphelinin evinde uyuşturucu madde bulunmasıdır. Yakını gözaltına alınan kişiler de çoğu zaman “Evde uyuşturucu bulundu, uyuşturucu ticaretinden tutuklanır mı?” sorusuna cevap aramaktadır.
Bir kişinin ikametinde uyuşturucu madde ele geçirilmesi, uyuşturucunun o kişiyle bağlantısının araştırılmasını gerektiren önemli bir delildir. Ancak evde uyuşturucu bulunması tek başına uyuşturucu madde ticareti suçunun işlendiğini kesin olarak göstermez.
Burada temel mesele, uyuşturucu maddenin hangi amaçla bulundurulduğudur.
Uyuşturucunun kişisel kullanım amacıyla bulundurulduğu değerlendirilirse TCK m.191; satma, başkasına verme, sevk etme, nakletme, depolama veya ticari amaçla bulundurma yönünde yeterli delil bulunması hâlinde ise olayın özelliklerine göre TCK m.188 gündeme gelebilir.
Bu nedenle soruşturmada yalnızca “uyuşturucu bulundu” tespitiyle yetinilmemeli; maddenin bulunduğu yerden paketlenme şekline, diğer delillerden şüphelinin açıklamalarına kadar olayın tamamı değerlendirilmelidir.
Özellikle evde birden fazla kişinin yaşadığı durumlarda uyuşturucunun kime ait olduğu ayrıca tartışılmalıdır. Ortak kullanılan bir alanda ele geçirilen uyuşturucunun doğrudan evde bulunan kişilerden birine ait olduğunun kabul edilmesi, somut olayın diğer delilleriyle desteklenmelidir.
Uyuşturucu Miktarı Ticaret Suçunun Belirlenmesinde Tek Başına Yeterli midir?
“Kaç gram uyuşturucu ticarete girer?” veya “Kaç gramdan sonra uyuşturucu ticareti sayılır?” soruları uyuşturucu soruşturmalarında en fazla araştırılan konular arasındadır.
Ancak uyuşturucu kullanma ve ticaret suçunu birbirinden ayıran, bütün uyuşturucu türleri ve bütün olaylar bakımından uygulanabilecek tek bir gram sınırı bulunmamaktadır.
Ele geçirilen maddenin miktarı kuşkusuz değerlendirmede önemlidir. Ancak miktarın yanında uyuşturucunun türü, ele geçiriliş şekli, paketlenmesi, bulunduğu yer ve dosyadaki diğer deliller de önem taşır.
Örneğin aynı miktardaki uyuşturucunun tek parça hâlinde kişinin özel kullanım alanında bulunmasıyla, satışa hazır olduğu ileri sürülen çok sayıda küçük paket hâlinde bulunması aynı şekilde değerlendirilmeyebilir.
Dolayısıyla uyuşturucu miktarı, ticaret kastının belirlenmesinde tek başına ve mekanik biçimde kullanılabilecek bir ölçüt değildir.
Bu nedenle “50 gramın altı kullanmadır”, “100 gramın üzeri kesin ticarettir” şeklindeki genellemeler hukuken sağlıklı değildir. Her dosyanın kendi koşulları içerisinde değerlendirilmesi gerekir.
Hassas Terazi Bulunması Uyuşturucu Ticareti İçin Yeterli mi?
Uyuşturucu ticareti soruşturmalarında kolluk tutanaklarında sıklıkla karşılaşılan delillerden biri hassas terazidir.
Bu nedenle yakınları gözaltına alınan kişiler tarafından “Evde hassas terazi bulundu, tutuklanır mı?” veya “Hassas terazi uyuşturucu ticareti için yeterli mi?” soruları sıklıkla araştırılmaktadır.
Hassas terazinin bulunması soruşturma makamlarınca ticaret iddiasını destekleyen bir veri olarak değerlendirilebilir. Ancak hassas terazinin varlığı tek başına kişinin uyuşturucu ticareti yaptığını ispatlamaz.
Özellikle şu hususlar ayrıca değerlendirilmelidir:
Terazinin nerede bulunduğu, kime ait olduğu, üzerinde uyuşturucu madde kalıntısı bulunup bulunmadığı, uyuşturucuyla aynı yerde bulunup bulunmadığı, şüphelinin terazinin bulundurulmasına ilişkin açıklaması ve dosyada satış iddiasını destekleyen başka delillerin mevcut olup olmadığı önemlidir.
Örneğin hassas terazi bulunmasına rağmen telefonda satışa ilişkin herhangi bir görüşme yoksa, fiziki takip yapılmamışsa, alıcı olduğu ileri sürülen bir kişi tespit edilmemişse ve para hareketleri ticareti desteklemiyorsa; terazinin tek başına ne ölçüde ispat gücüne sahip olduğu ayrıca tartışılmalıdır.
Bu nedenle uyuşturucu soruşturmasında hassas terazi bulunduğu gerekçesiyle doğrudan ticaret sonucuna ulaşılması yerine delillerin bütün hâlinde değerlendirilmesi gerekir.
Telefonda Uyuşturucu Mesajları Çıkarsa Ne Olur?
Uyuşturucu ticareti soruşturmalarında cep telefonu incelemeleri önemli bir delil kaynağı hâline gelmiştir.
Şüphelinin telefonuna el konulması hâlinde hukuka uygun inceleme sonucunda elde edilen WhatsApp, Telegram, SMS veya diğer mesajlaşma içerikleri, somut olayın özelliklerine göre soruşturmada delil olarak değerlendirilebilir.
Ancak telefonda bulunan her mesaj uyuşturucu ticaretinin kesin delili değildir.
Mesajın kim tarafından gönderildiği, hangi tarihte gönderildiği, konuşmanın tamamı, kullanılan ifadelerin anlamı ve mesajların somut olayla bağlantısı değerlendirilmelidir.
Örneğin tek başına;
“var mı?”,
“kaç tane?”,
“getir”,
“aynısından lazım”
gibi bağlamından koparılmış ifadelerin neyi ifade ettiği ayrıca belirlenmelidir.
Mesajlaşmanın tamamı incelenmeden birkaç kelimeden hareketle uyuşturucu ticareti yapıldığı sonucuna ulaşılması savunma açısından tartışılabilir.
Ayrıca telefon incelemesinin hangi hukuki karara dayanılarak ve hangi yöntemle gerçekleştirildiği de ceza muhakemesi bakımından ayrıca önem taşır.
WhatsApp ve Telegram Mesajları TCK 188 Delili Olabilir mi?
WhatsApp ve Telegram gibi uygulamalarda bulunan mesajlar, uyuşturucu ticareti soruşturmalarında özellikle satış veya temin ilişkisi bulunduğu iddiasının dayanaklarından biri olabilir.
Ancak mesajların delil değeri değerlendirilirken yalnızca belirli kelimelerin bulunması yeterli görülmemelidir.
Mesajların;
şüpheliyle bağlantısı, muhatabı, tarihi, konuşmanın bütünü, uyuşturucuya ilişkin olup olmadığı ve dosyadaki diğer delillerle örtüşüp örtüşmediği araştırılmalıdır.
Örneğin mesajlarda uyuşturucuya ilişkin olduğu açıkça anlaşılan bir konuşma bulunduğu iddia edilse dahi, bu konuşmanın fiilen bir satış veya teslimle bağlantısının bulunup bulunmadığı ayrıca önem taşır.
Bu nedenle “Telefonda mesaj çıktı, kesin uyuşturucu ticareti suçundan ceza verilir.” şeklinde bir sonuç doğru değildir.
Dijital delillerin hukuka uygun şekilde elde edilmiş olması ve içeriklerinin somut olayla birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Banka Havalesi Uyuşturucu Ticareti Delili Sayılır mı?
Uyuşturucu soruşturmalarında şüphelinin banka hesap hareketleri de incelenebilir. Özellikle diğer şüpheliler veya uyuşturucu aldığı ileri sürülen kişiler arasında para transferlerinin bulunması soruşturmanın konusu olabilir.
Ancak bir kişinin hesabına para gönderilmiş olması veya başka bir kişiye havale yapması tek başına uyuşturucu ticaretini ispatlamaz.
Para transferinin;
- kimler arasında gerçekleştiği,
- açıklamasının bulunup bulunmadığı,
- miktarı,
- tarihi,
- taraflar arasındaki başka bir hukuki veya ticari ilişkinin bulunup bulunmadığı,
- iddia edilen uyuşturucu teslimiyle zaman ve miktar bakımından bağlantısı
araştırılmalıdır.
Örneğin tarafların daha önceden arkadaşlık, borç, alışveriş veya ticari ilişkisinin bulunması para transferlerinin farklı bir sebebinin bulunabileceğini gösterebilir.
Bu nedenle banka hareketlerinin de diğer delillerden bağımsız şekilde değil, dosyanın tamamıyla birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Başka Birinin “Uyuşturucuyu Ondan Aldım” Demesi Yeterli midir?
Uyuşturucu ticareti soruşturmalarında önemli sorunlardan biri de başka bir şüpheli veya kullanıcının:
“Uyuşturucuyu bu kişiden aldım.”
şeklindeki beyanıdır.
Bu tür bir ifade şüpheli bakımından önemli bir suçlama oluşturabilir. Ancak beyanın güvenilirliği ve diğer delillerle desteklenip desteklenmediği değerlendirilmelidir.
Özellikle beyanı veren kişinin;
kendi cezai sorumluluğunu azaltmaya çalışıp çalışmadığı, şüpheliyle arasında husumet bulunup bulunmadığı, anlatımının zaman içerisinde değişip değişmediği ve uyuşturucuyu satın aldığı iddiasını destekleyen telefon görüşmesi, mesaj, para transferi, kamera kaydı veya fiziki takip gibi başka delillerin bulunup bulunmadığı önem taşır.
Tek bir kişinin soyut nitelikteki suçlayıcı beyanının başka hiçbir objektif delille desteklenmediği durumlarda, bu beyanın mahkûmiyet için yeterli olup olmadığı ayrıca tartışılmalıdır.
Uyuşturucu Evde Bulundu Ama Evde Birden Fazla Kişi Yaşıyorsa Ne Olur?
Bu durum uygulamada oldukça önemlidir.
Uyuşturucu maddenin bir evde bulunması hâlinde evde yaşayan herkesin otomatik olarak uyuşturucunun sahibi veya uyuşturucu ticaretinin faili kabul edilmesi mümkün değildir.
Uyuşturucunun;
hangi odada bulunduğu, bulunduğu alanı kimin kullandığı, kişisel eşyalar arasında olup olmadığı, üzerinde parmak izi veya başka kriminal bulgu bulunup bulunmadığı ve diğer kişilerin beyanlarının ne olduğu araştırılabilir.
Örneğin uyuşturucunun ortak salonda bulunmasıyla, şüphelinin yalnızca kendisinin kullandığı kilitli bir dolapta bulunması delil değerlendirmesi bakımından aynı değildir.
Bu nedenle birden fazla kişinin bulunduğu evlerde yapılan uyuşturucu aramalarında uyuşturucu madde ile şüpheli arasındaki fiilî bağlantının somut delillerle ortaya konulması önem taşır.
Uyuşturucu Operasyonunda Telefon ve Paraya El Konulması Ne Anlama Gelir?
Narkotik operasyonlarında uyuşturucu maddelerin yanında telefonlara, bilgisayarlara, paralara ve çeşitli eşyalara el konulmasıyla karşılaşılabilir.
Bu durum, söz konusu eşyanın mutlaka suçtan elde edildiğinin veya uyuşturucu ticaretinde kullanıldığının kesinleştiği anlamına gelmez.
Örneğin şüphelinin üzerinde yüksek miktarda nakit para bulunması soruşturma açısından araştırılabilir. Ancak paranın kaynağının maaş, ticari faaliyet, araç satışı, borç ödemesi veya başka meşru bir işlem olması mümkündür.
Aynı şekilde telefona el konulması da telefon içerisinde mutlaka suç delili bulunduğu anlamına gelmez.
Bu nedenle soruşturmanın ilerleyen aşamalarında el konulan materyallerden hangi delillerin elde edildiği ve bunların şüpheliyle isnat edilen uyuşturucu ticareti fiili arasında nasıl bir bağlantı kurduğu önem kazanacaktır.
Uyuşturucu Ticaretinden Gözaltına Alınan Kişi Tutuklanır mı?
Yakını uyuşturucu madde ticareti suçlamasıyla gözaltına alınan kişilerin en çok merak ettiği konu, gözaltı işlemlerinin ardından tutuklama kararı verilip verilmeyeceğidir. “Uyuşturucudan gözaltına alındı, tutuklanır mı?”, “TCK 188’den adliyeye sevk edildi, ne olur?” ve “Savcı serbest bırakabilir mi?” gibi sorular özellikle soruşturmanın ilk günlerinde sıklıkla gündeme gelir.
Uyuşturucu madde ticareti suçlamasının ağır olması, gözaltındaki kişinin mutlaka tutuklanacağı anlamına gelmez. Gözaltı, tutuklama ve mahkûmiyet birbirinden farklı hukuki kavramlardır. Tutuklama bir ceza değil, Ceza Muhakemesi Kanunu’nda düzenlenen geçici bir koruma tedbiridir.
Bu nedenle uyuşturucu ticaretinden gözaltına alınan kişinin tutuklanıp tutuklanmayacağı, yalnızca suçun adına bakılarak değil; şüpheli hakkındaki somut deliller ve tutuklama koşulları değerlendirilerek belirlenmelidir.
Uyuşturucu Ticaretinde Gözaltı Süresi Ne Kadardır?
Uyuşturucu operasyonunda yakalanan kişinin ne kadar süre gözaltında tutulabileceği, soruşturmanın niteliğine ve şüpheli sayısına göre değişebilir.
Gözaltı süresinin hesaplanmasında yakalama anı, Cumhuriyet savcısının talimatları, soruşturmanın toplu suç kapsamında olup olmadığı ve kanunda öngörülen süreler önem taşır.
Burada özellikle gözaltı süresi ile tutukluluk süresinin birbirine karıştırılmaması gerekir. Gözaltındaki kişi henüz cezaevine gönderilmiş değildir. Kolluk veya ilgili birimde soruşturma işlemleri devam etmektedir.
Bu süreç içerisinde şüphelinin ifadesinin alınması, arama ve el koyma işlemlerinin değerlendirilmesi, dijital materyallere ilişkin işlemler, diğer şüphelilerin ifadeleri ve soruşturma kapsamında gerekli görülen başka işlemler gerçekleştirilebilir.
Gözaltı işlemleri tamamlandıktan sonra şüpheli serbest bırakılabileceği gibi Cumhuriyet savcılığına da sevk edilebilir.
Uyuşturucudan Adliyeye Sevk Edilmek Ne Demektir?
“Yakınım uyuşturucudan adliyeye sevk edildi, şimdi ne olacak?” sorusu uyuşturucu soruşturmalarında en sık karşılaşılan sorulardan biridir.
Adliyeye sevk edilmesi, kişinin tutuklandığı anlamına gelmez.
Gözaltındaki kişinin kolluktaki işlemlerinin tamamlanmasının ardından dosya Cumhuriyet savcısının önüne gelir. Savcılık şüpheli hakkındaki mevcut delilleri ve soruşturma evrakını değerlendirir.
Bu aşamada şüphelinin savcılık ifadesi alınabilir. Ardından soruşturmanın durumuna göre şüphelinin serbest bırakılması veya sulh ceza hâkimliğine sevk edilmesi gündeme gelebilir.
Dolayısıyla uyuşturucu suçundan adliyeye sevk edilmek ile tutuklanmak aynı şey değildir.
Savcı Uyuşturucu Ticaretinden Gözaltına Alınan Kişiyi Serbest Bırakabilir mi?
Somut olayın şartlarına göre Cumhuriyet savcısı, şüphelinin tutuklanmasını talep etmek zorunda değildir.
Dosyadaki mevcut delillerin niteliği, şüphelinin eylemle bağlantısı ve soruşturmanın geldiği aşama değerlendirilir.
Örneğin şüphelinin bulunduğu ortamda uyuşturucu ele geçirilmiş olması ancak uyuşturucunun doğrudan kendisine ait olduğuna ilişkin yeterli delil bulunmaması veya ticaret iddiasının somut delillerle desteklenmemesi savunma açısından önem taşıyabilir.
Benzer şekilde kişinin telefonunda uyuşturucu satışına ilişkin mesaj bulunmaması, banka hareketlerinin ticareti desteklememesi, fiziki takip veya alıcı beyanının bulunmaması gibi hususlar somut dosyanın özelliklerine göre değerlendirmeye konu olabilir.
Bu nedenle “TCK 188 soruşturması varsa savcı mutlaka tutuklamaya sevk eder” şeklinde genel bir kuraldan söz edilemez.
Tutuklamaya Sevk Edilmek Ne Demektir?
Cumhuriyet savcısı tutuklama koşullarının bulunduğu kanaatindeyse şüpheliyi tutuklanması talebiyle sulh ceza hâkimliğine sevk edebilir.
Bu aşamada önemli bir ayrım vardır:
Tutuklamaya sevk edilmek, tutuklanmak değildir.
Tutuklama konusunda kararı Cumhuriyet savcısı değil, hâkim verir.
Sulh ceza hâkimliği şüphelinin sorgusunu gerçekleştirir ve müdafiinin savunmasını dinler. Dosya kapsamındaki deliller ve CMK’daki tutuklama şartları değerlendirilerek karar verilir.
Hâkim tutuklama kararı verebileceği gibi adli kontrol uygulanmasına veya şüphelinin serbest bırakılmasına da karar verebilir.
Bu nedenle uyuşturucu soruşturmasının bu aşaması savunma bakımından ayrıca önemlidir.
Uyuşturucu Ticaretinden Tutuklanmamak Mümkün mü?
Evet. Uyuşturucu ticareti suçlamasıyla soruşturma yürütülmesi, tek başına tutuklama sonucunu zorunlu kılmaz.
Tutuklama bakımından CMK m.100 kapsamında öncelikle kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunması ve bir tutuklama nedeninin mevcut olması gerekir.
Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu CMK m.100’de sayılan katalog suçlardan biridir. Bununla birlikte katalog suç düzenlemesi, her TCK 188 soruşturmasında otomatik olarak tutuklama kararı verilmesi gerektiği anlamına gelmez.
Ayrıca tutuklama tedbirinin ölçülü olup olmadığı ve adli kontrol tedbirlerinin yeterli olup olmayacağı da değerlendirilmelidir.
Bu nedenle savunmada yalnızca “Şüpheli kaçmaz” denilmesi yerine, öncelikle kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunup bulunmadığı tartışılmalıdır.
TCK 188 Tutuklama Sorgusunda Hangi Deliller Önemlidir?
Uyuşturucu ticareti nedeniyle yapılan tutuklama sorgusunda dosyanın bütünü önemlidir. Ancak uygulamada özellikle uyuşturucu maddenin ele geçiriliş biçimi ve şüpheliyle bağlantısı üzerinde durulur.
Örneğin şu sorular önem kazanabilir:
Uyuşturucu doğrudan şüphelinin üzerinde mi bulundu?
Evde bulunduysa hangi odada veya eşyaların arasında ele geçirildi?
Evde başka kişiler yaşıyor mu?
Uyuşturucu tek paket hâlinde mi yoksa çok sayıda ayrı paket hâlinde mi?
Şüphelinin telefonunda satış veya temine ilişkin mesaj bulunduğu iddia ediliyor mu?
Alıcı olduğu ileri sürülen kişiler var mı?
Fiziki takip veya kamera görüntüsü mevcut mu?
Şüpheli ile diğer kişiler arasında para transferi var mı?
Hassas terazi üzerinde uyuşturucu kalıntısı tespit edildi mi?
Diğer şüphelilerin beyanları şüpheliyi suçluyor mu?
Bu soruların cevapları her dosyada farklıdır. Bu nedenle uyuşturucu ticareti tutuklama savunmasının dosyaya özgü hazırlanması gerekir.
Sadece Uyuşturucu Miktarı Nedeniyle Tutuklama Kararı Verilebilir mi?
Uyuşturucu miktarı soruşturmada önemli bir kriter olmakla birlikte, tek başına bütün hukuki değerlendirmeyi belirleyen bir unsur değildir.
Ele geçirilen maddenin miktarının yanında uyuşturucunun türü, paketlenme biçimi, bulunduğu yer, şüphelinin kullanım alışkanlığına ilişkin veriler ve ticaret iddiasını destekleyen diğer deliller birlikte değerlendirilmelidir.
Bu nedenle savunmada yalnızca gram üzerinden değerlendirme yapılması çoğu dosyada yeterli olmayacaktır.
Örneğin belirli miktarda uyuşturucu bulunmasına rağmen satışa ilişkin mesaj, müşteri bağlantısı, para hareketi veya fiziki takip bulunmaması ile aynı miktarın çok sayıda satışa hazır paket ve satış görüşmeleriyle birlikte ele geçirilmesi aynı delil tablosunu oluşturmaz.
Başkasının Uyuşturucusu Nedeniyle Tutuklanmak Mümkün mü?
Özellikle ev ve araç aramalarında uyuşturucunun birden fazla kişinin erişebildiği yerde bulunması önemli uyuşmazlıklara yol açabilir.
Bir araçta dört kişinin bulunması ve aracın bir bölümünde uyuşturucu ele geçirilmesi hâlinde, araçtaki herkesin otomatik olarak uyuşturucunun sahibi kabul edilmesi mümkün değildir.
Aynı durum ortak kullanılan evler bakımından da geçerlidir.
Uyuşturucu ile şüpheli arasında somut bağlantının ortaya konulması gerekir. Maddenin bulunduğu yer, diğer kişilerin beyanları, parmak izi veya kriminal inceleme sonuçları, telefon içerikleri ve olayın diğer özellikleri bu değerlendirmede önem taşıyabilir.
Bu nedenle “Uyuşturucu aynı evde bulundu” veya “Aynı araçtaydı” tespiti ile kişinin uyuşturucu ticaretine iştirak ettiği sonucu arasında ayrıca delillendirilmesi gereken bir bağlantı bulunmaktadır.
Uyuşturucu Ticaretinde Adli Kontrol Kararı Verilebilir mi?
Tutuklamaya alternatif olarak adli kontrol tedbirleri uygulanabilir.
Somut olayın şartlarına göre hâkim, tutuklama yerine belirli yükümlülükler öngören adli kontrol tedbirlerinin yeterli olacağı sonucuna ulaşabilir.
Bu nedenle tutuklama sorgusunda savunmanın iki aşamalı kurulması önemlidir.
Öncelikle tutuklama koşullarının bulunmadığı ortaya konulmalıdır. Bunun yanında hâkim aksi kanaatteyse, tutuklama yerine daha ölçülü bir koruma tedbiri olan adli kontrolün neden yeterli olacağı açıklanabilir.
Şüphelinin sabit ikametgâhı, aile ve çalışma düzeni, delillerin büyük ölçüde toplanmış olması ve somut kaçma veya delil karartma riskinin bulunup bulunmadığı gibi hususlar olayın özelliklerine göre değerlendirmeye alınabilir.
Uyuşturucu Tutuklama Sorgusunda Avukat Ne Yapabilir?
Uyuşturucu soruşturmasında müdafiin görevi yalnızca şüphelinin yanında bulunmak değildir.
Özellikle tutuklama sorgusuna gelindiğinde dosyadaki deliller ile şüpheli arasında kurulan bağlantının hukuki açıdan incelenmesi önem taşır.
Örneğin savunmada;
ele geçirilen uyuşturucunun şüpheliyle bağlantısının bulunup bulunmadığı, ticaret kastını gösteren somut deliller, telefon incelemeleri, diğer şüpheli beyanları, banka hareketleri, arama ve el koyma işlemleri ve tutuklamanın ölçülülüğü ayrı ayrı değerlendirilebilir.
Ayrıca dosyada yalnızca uyuşturucu kullanma suçunu düşündürebilecek deliller bulunmasına rağmen soruşturmanın uyuşturucu ticareti suçundan yürütülüp yürütülmediği de incelenmelidir.
Bu nedenle özellikle TCK 188 kapsamında gözaltı ve tutuklama sürecinde savunmanın ilk aşamadan itibaren dosyanın somut özelliklerine göre oluşturulması önem taşır.
İstanbul’da Uyuşturucu Suçundan Gözaltına Alınan Kişinin Süreci Nasıl İşler?
İstanbul’da gerçekleştirilen uyuşturucu operasyonlarında soruşturmanın niteliğine ve yetkili Cumhuriyet başsavcılığına göre işlemler farklı kolluk birimleri ve adliyelerde yürütülebilir.
Gözaltı işlemlerinin ardından şüpheli, soruşturmayı yürüten Cumhuriyet başsavcılığına sevk edilir. Savcılık işlemlerinden sonra serbest bırakma, adli kontrol veya tutuklama süreci gündeme gelebilir.
Özellikle İstanbul’da uyuşturucu ticaretinden gözaltına alınan kişinin yakınları, kişinin hangi birimde bulunduğunu, hangi savcılık tarafından soruşturma yürütüldüğünü ve adliyeye sevk edilip edilmediğini öğrenerek hukuki sürecin hangi aşamada olduğunu belirleyebilir.
Uyuşturucu madde ticareti suçlamalarında gözaltı, savcılık ve tutuklama sorgusu aşamaları birbirini hızlı biçimde takip edebildiğinden, savunmanın soruşturmanın ilk aşamalarından itibaren oluşturulması önemlidir.
Uyuşturucu Ticaretinden Tutuklanan Kişi İçin Süreç Nasıl Devam Eder?
Uyuşturucu madde ticareti suçlamasıyla yürütülen soruşturmada şüpheli hakkında tutuklama kararı verilmesi, kişinin suçlu olduğunun kesinleştiği anlamına gelmez. Tutuklama bir mahkûmiyet kararı değil, ceza muhakemesinde uygulanan bir koruma tedbiridir.
Bu nedenle “Yakınım uyuşturucu ticaretinden tutuklandı, şimdi ne olacak?”, “Tutuklamaya itiraz edilebilir mi?”, “Uyuşturucu ticaretinden tutuklanan kişi ne zaman çıkar?” gibi soruların cevabı dosyadaki delillere ve soruşturmanın ilerleyişine göre değişmektedir.
Tutuklama sonrasında da delillerin toplanmasına devam edilebilir; telefon ve dijital materyal incelemeleri, kriminal raporlar, uyuşturucu madde analizleri, banka kayıtları, kamera görüntüleri ve diğer şüphelilere ilişkin işlemler dosyaya girebilir.
Bu aşamada önemli olan, tutuklama kararının dayandığı delillerin ve tutuklama nedenlerinin somut dosya üzerinden değerlendirilmesidir.
Uyuşturucu Ticaretinden Tutuklanan Kişi Ne Zaman Çıkar?
Uyuşturucu ticareti suçundan tutuklanan bir kişinin “şu kadar gün veya ay sonra kesin tahliye edileceği” şeklinde önceden belirlenebilecek sabit bir süre yoktur.
Tutukluluğun devam edip etmeyeceği soruşturma ve kovuşturmanın ilerleyen aşamalarında yeniden değerlendirilir.
Örneğin soruşturmanın başlangıcında henüz incelenmemiş telefonlar veya alınmamış ifadeler bulunabilir. Daha sonra bu deliller toplandığında şüphelinin suçlamayla bağlantısına ilişkin tablo değişebilir.
Benzer şekilde telefon incelemesinde ticarete ilişkin herhangi bir görüşme bulunmaması, kriminal raporların şüpheli lehine sonuç vermesi veya başka şüphelilerin ifadelerinin suçlamayı desteklememesi gibi gelişmeler, somut dosyanın özelliklerine göre tutukluluğun gerekliliğinin yeniden değerlendirilmesini gündeme getirebilir.
Bu nedenle tahliye değerlendirmesi yalnızca kişinin ne kadar süredir tutuklu olduğuna göre değil, dosyanın geldiği aşama ve mevcut delil durumu üzerinden yapılmalıdır.
Uyuşturucu Ticaretinden Tutuklamaya İtiraz Edilebilir mi?
Tutuklama kararına karşı kanunda öngörülen usule göre itiraz yoluna başvurulabilir.
Ancak etkili bir tutuklama itirazının yalnızca “şüphelinin sabit ikametgâhı vardır, kaçma şüphesi yoktur” şeklindeki genel ifadelerden oluşması yerine dosyadaki somut deliller üzerinden hazırlanması önemlidir.
Örneğin olayın özelliklerine göre;
uyuşturucunun şüphelinin üzerinde bulunmaması, ortak kullanılan bir alanda ele geçirilmesi, satışa ilişkin mesajlaşma bulunmaması, banka hareketlerinin suçlamayı desteklememesi, alıcı olduğu iddia edilen kişinin bulunmaması, fiziki takip veya satış anına ilişkin tespit olmaması ve ele geçirilen maddenin kişisel kullanım amacıyla bulundurulduğuna ilişkin savunma
gibi hususlar değerlendirmeye alınabilir.
Ayrıca delillerin büyük ölçüde toplanmış olması hâlinde delilleri karartma ihtimalinin somut olarak devam edip etmediği de tartışılabilir.
TCK 188 Uyuşturucu Madde Ticareti Suçunun Cezası Nedir?
Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu Türk Ceza Kanunu’nun 188. maddesinde düzenlenmiştir.
Ancak TCK m.188 kapsamında uygulanacak yaptırım, isnat edilen fiilin niteliğine göre değişebilir. Uyuşturucu maddenin imal veya ithal/ihraç edilmesi ile ülke içinde satılması, satışa arz edilmesi, başkasına verilmesi, sevk edilmesi, nakledilmesi, depolanması, satın alınması, kabul edilmesi veya bulundurulması bakımından kanunda farklı düzenlemeler bulunmaktadır.
Ayrıca uyuşturucu veya uyarıcı maddenin türü, suçun belirli yerlerde veya belirli kişilere karşı işlenmesi, birden fazla kişi tarafından birlikte gerçekleştirilmesi ya da örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesi gibi durumlar ceza miktarını etkileyebilir.
Bu nedenle “Uyuşturucu ticaretinin cezası kaç yıl?” sorusuna somut olay bilinmeden tek bir rakamla cevap verilmesi yanıltıcı olabilir.
Şüpheli veya sanık bakımından öncelikle TCK m.188’in hangi fıkrasının uygulandığının ve nitelikli hâllerin bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekir.
İlk Kez Uyuşturucu Ticaretinden Yakalanan Kişi Tutuklanır mı?
“İlk kez uyuşturucudan yakalandı” veya “Sabıkası yok, yine de tutuklanır mı?” soruları özellikle şüpheli yakınları tarafından sıkça sorulmaktadır.
Şüphelinin daha önce sabıkasının bulunmaması, kişisel ve sosyal durumu değerlendirmede önem taşıyabilir. Ancak ilk kez suç isnadıyla karşılaşmak tek başına tutuklama yapılmasını engelleyen bir kural değildir.
Tutuklama açısından yine kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller, tutuklama nedenleri ve tedbirin ölçülülüğü değerlendirilir.
Bunun tersi de geçerlidir. Kişinin geçmişinde başka bir soruşturma veya mahkûmiyet bulunması, somut dosyada uyuşturucu ticareti suçunu işlediğini kendiliğinden ispatlamaz.
Ceza sorumluluğu somut olay ve somut deliller üzerinden belirlenmelidir.
Uyuşturucu Ticaretinde Etkin Pişmanlık Uygulanabilir mi?
Uyuşturucu madde suçlarında TCK m.192 kapsamında etkin pişmanlık hükümleri belirli şartların gerçekleşmesi hâlinde gündeme gelebilir.
Ancak etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı, kişinin verdiği bilginin niteliğine, zamanına, soruşturma makamlarının olayı daha önceden öğrenip öğrenmediğine ve kanunda aranan diğer şartların gerçekleşip gerçekleşmediğine göre değerlendirilir.
Bu nedenle özellikle gözaltı aşamasında, sonuçları tam olarak değerlendirilmeden yalnızca cezada indirim elde etmek düşüncesiyle başka kişiler hakkında gelişigüzel beyanda bulunulması doğru bir savunma yöntemi değildir.
Verilecek ifadenin kişinin kendi ceza sorumluluğu ve diğer deliller üzerindeki muhtemel etkisi değerlendirilmelidir.
Uyuşturucu Ticaretinden Beraat Edilebilir mi?
Bir kişinin TCK m.188 kapsamında gözaltına alınması, tutuklanması veya hakkında iddianame düzenlenmesi mahkûmiyet sonucunu garanti etmez.
Ceza yargılamasında mahkûmiyet için isnat edilen fiilin sanık tarafından işlendiğinin hukuka uygun ve yeterli delillerle ortaya konulması gerekir.
Uyuşturucu ticareti dosyalarında beraat tartışması özellikle;
uyuşturucunun sanıkla bağlantısının kurulamaması, ticaret kastının ispatlanamaması, suçlayıcı beyanların başka delillerle desteklenmemesi, dijital delillerin suçlamayı doğrulamaması veya delillerin hukuka uygunluğu konusunda sorun bulunması
gibi durumlarda gündeme gelebilir.
Bazı dosyalarda ise temel uyuşmazlık uyuşturucunun sanığa ait olup olmadığı değil, uyuşturucunun ticaret amacıyla mı yoksa kişisel kullanım amacıyla mı bulundurulduğu konusunda ortaya çıkabilir.
Bu nedenle her uyuşturucu dosyasının kendi delil yapısı içerisinde değerlendirilmesi gerekir.
Uyuşturucu Kullanma Suçu ile Ticaret Suçu Arasındaki Ayrım Neden Önemlidir?
TCK m.188 ile TCK m.191 arasındaki hukuki ayrım, uyuşturucu soruşturmalarının en kritik konularından biridir.
Kişinin uyuşturucu kullanıcısı olması, hiçbir koşulda uyuşturucu ticareti yapamayacağı anlamına gelmez. Aynı şekilde kişinin üzerinde belirli miktarda uyuşturucu bulunması da kendiliğinden ticaret suçunun oluştuğunu göstermez.
Bu ayrımda özellikle;
uyuşturucu miktarı ve türü, maddenin paketlenme şekli, ele geçirildiği yer, satışa ilişkin iletişim kayıtları, para hareketleri, hassas terazi ve diğer materyaller, fiziki takip ve alıcı beyanları
gibi unsurlar birlikte değerlendirilebilir.
Savunmanın temel sorularından biri bu nedenle “Dosyada uyuşturucu bulunduğu sabit olsa bile, ticaret kastını ortaya koyan delil nedir?” olmalıdır.
Uyuşturucu Soruşturmasında Avukat Seçerken Nelere Dikkat Edilmelidir?
Yakını gözaltında olan kişilerin en büyük sorunlarından biri, sürecin hızlı ilerlemesidir. Gözaltı, kolluk ifadesi, savcılık işlemleri ve olası tutuklama sorgusu kısa zaman içerisinde birbirini takip edebilir.
Bu nedenle hukuki yardım alınırken yalnızca soruşturmanın sonunda yapılacak savunmaya değil, gözaltı ve ifade aşamasından itibaren dosyanın değerlendirilmesine önem verilmesi gerekir.
Uyuşturucu madde ticareti dosyalarında özellikle TCK m.188 ve TCK m.191 ayrımı, arama ve el koyma işlemleri, dijital materyaller, HTS ve iletişim kayıtları, kriminal incelemeler, uyuşturucu miktarı ve niteliği, diğer şüphelilerin beyanları ve tutuklama koşulları birlikte değerlendirilmelidir.
Her dosyanın delil yapısı farklı olduğundan, uyuşturucu soruşturmasında savunmanın da kişiye ve olaya özgü oluşturulması gerekir.
İstanbul’da Uyuşturucu Ticaretinden Gözaltına Alınan Kişinin Yakınları Ne Yapmalı?
Yakınınız İstanbul’da uyuşturucu ticareti suçlamasıyla gözaltına alındıysa, öncelikle kişinin hangi kolluk biriminde bulunduğunun ve soruşturmanın hangi Cumhuriyet başsavcılığı tarafından yürütüldüğünün belirlenmesi gerekir.
Sonrasında kişinin ifade işlemlerinin yapılıp yapılmadığı ve adliyeye sevk aşamasına geçilip geçilmediği öğrenilebilir.
Özellikle uyuşturucu madde ticareti soruşturmalarında gözaltı aşamasındaki ifade, ele geçirilen uyuşturucunun kime ait olduğu, telefon incelemeleri, diğer şüphelilerin beyanları ve ticaret iddiasını desteklediği ileri sürülen deliller sonraki sürecin şekillenmesinde önem taşıyabilir.
Bu nedenle yakınınız henüz gözaltındayken sürecin hukuki açıdan değerlendirilmesi, yalnızca olası tutuklama kararından sonra savunma yapılmasına göre farklı imkânlar sağlayabilir.
Yakınım Şu An Uyuşturucudan Gözaltında, Ne Yapmalıyım?
Yakınınızın uyuşturucu ticareti suçlamasıyla gözaltında olduğunu yeni öğrendiyseniz, öncelikle panikle dosya hakkında doğrulanmamış bilgiler üzerinden hareket edilmemesi gerekir.
Kişinin hangi birimde bulunduğu, isnat edilen suç, aramanın nerede yapıldığı, hangi maddelerin ele geçirildiği ve ifade işlemlerinin başlayıp başlamadığı tespit edilmelidir.
Ardından somut olayın özelliklerine göre hukuki değerlendirme yapılabilir.
Uyuşturucu ticareti soruşturmalarında özellikle ilk aşamada;
uyuşturucunun ele geçirildiği yer, miktarı ve türü, şüpheliyle bağlantısı, telefon ve dijital materyaller, hassas terazi, para hareketleri, diğer şüphelilerin ifadeleri ve arama-el koyma işlemleri
önem taşıyabilir.
Bir kişinin uyuşturucu suçundan gözaltına alınmış olması suçun sabit olduğu veya mutlaka tutuklanacağı anlamına gelmez. Sürecin sonucu dosyadaki somut delillere göre belirlenir.
İstanbul’da Uyuşturucu Ticaretinden Gözaltına Alınan Kişi Hangi Adliyeye Sevk Edilir?
İstanbul’da uyuşturucu madde ticareti suçundan gözaltına alınan kişinin hangi adliyeye sevk edileceği, soruşturmayı yürüten Cumhuriyet başsavcılığı ve adli yetki kurallarına göre belirlenir. Bu nedenle İstanbul’da gözaltına alınan her şüphelinin aynı adliyeye götürüleceği söylenemez.
Yakını uyuşturucu suçundan gözaltına alınan kişiler açısından öncelikle kişinin hangi kolluk biriminde bulunduğunun, soruşturmayı hangi Cumhuriyet başsavcılığının yürüttüğünün ve adliyeye sevk işleminin başlayıp başlamadığının öğrenilmesi önemlidir.
Çağlayan İstanbul Adliyesi – Uyuşturucu Suçları
İstanbul Adliyesi, Çağlayan’da Şişli ilçesinde bulunmaktadır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının resmî adresi de Çağlayan Meydanı, Şişli olarak belirtilmektedir.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen uyuşturucu ticareti soruşturmalarında, gözaltı işlemleri tamamlanan şüphelinin savcılık işlemleri için İstanbul Adliyesine sevk edilmesi gündeme gelebilir.
Yakınının uyuşturucu ticaretinden Çağlayan Adliyesine sevk edildiğini öğrenen kişiler açısından adliyeye sevk, kişinin tutuklandığı anlamına gelmez. Savcılık işlemlerinin ardından somut dosyaya göre serbest bırakma, adli kontrol veya tutuklama talebiyle sulh ceza hâkimliğine sevk söz konusu olabilir.
Bakırköy Adliyesi – Uyuşturucu Suçları
Bakirkoy Courthouse kapsamında yürütülen uyuşturucu soruşturmalarında da gözaltı işlemlerinin ardından savcılık ve gerektiğinde sulh ceza hâkimliği aşaması gündeme gelebilir.
Yakını uyuşturucu ticaretinden Bakırköy Adliyesine sevk edilen kişinin hangi suçlamayla işlem gördüğü, uyuşturucunun nerede ele geçirildiği, telefon incelemesi veya başka şüpheli beyanlarının bulunup bulunmadığı gibi hususlar savunmanın oluşturulması bakımından önemlidir.
İstanbul Anadolu Adliyesi (Kartal) – Uyuşturucu Suçları
Istanbul Anatolian Justice Palace İstanbul’un Anadolu Yakası’ndaki önemli adli merkezidir. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Kartal’da bulunmaktadır.
Yakını uyuşturucu ticareti suçlamasıyla Kartal Anadolu Adliyesine sevk edilen kişiler bakımından da savcılık işlemleri ve olası tutuklama sorgusu birbirinden ayrılmalıdır. Adliyeye sevk edilmiş olmak tek başına tutuklama kararı verileceği anlamına gelmez.
Gaziosmanpaşa Adliyesi – Uyuşturucu Suçları
Gaziosmanpaşa Adalet Sarayı bakımından yürütülen uyuşturucu soruşturmalarında da somut olayın yetki durumuna göre gözaltındaki şüphelinin savcılık işlemleri gerçekleştirilebilir.
Özellikle Gaziosmanpaşa uyuşturucu soruşturması, Gaziosmanpaşa uyuşturucu gözaltı süreci ve uyuşturucudan Gaziosmanpaşa Adliyesine sevk gibi daha spesifik aramalar bakımından bu başlığın makalede bulunması yerel arama görünürlüğünü destekleyebilir.
Küçükçekmece Adliyesi – Uyuşturucu Suçları
Küçükçekmece Adalet Sarayı için de ayrı bir başlık kullanabiliriz. Küçükçekmece Adliyesinin resmî internet sitesi de faaldir.
Yakınının uyuşturucu suçundan Küçükçekmece Adliyesine sevk edildiğini öğrenen kişiler bakımından kişinin savcılık aşamasında mı yoksa sulh ceza hâkimliğine sevk aşamasında mı olduğunun belirlenmesi önemlidir.
Büyükçekmece Adliyesi – Uyuşturucu Suçları
Buyukcekmece Courthouse de İstanbul’daki adliyelerden biridir. Adalet Bakanlığına ait resmî kaynakta Büyükçekmece Adliyesine ilişkin bilgiler ayrıca yayımlanmaktadır.
Uyuşturucu ticaretinden Büyükçekmece Adliyesine sevk edilen şüphelinin hukuki durumu değerlendirilirken, diğer dosyalarda olduğu gibi yalnızca ele geçirilen uyuşturucu miktarına değil, ticaret iddiasını destekleyen bütün delillere bakılması gerekir.
Beykoz Adliyesi – Uyuşturucu Suçları
Adalet Bakanlığının resmî kaynaklarında Beykoz Adliyesi de İstanbul’daki adliyeler arasında yer almaktadır.
Beykoz çevresinde meydana gelen bir olayda uyuşturucu soruşturmasının hangi başsavcılık tarafından yürütüldüğü somut dosya üzerinden belirlenmelidir. Bu nedenle yakalama yerinden hareketle kesin olarak hangi adliyeye sevk yapılacağını varsaymak yerine soruşturmayı yürüten başsavcılığın öğrenilmesi gerekir.
Silivri Adliyesi – Uyuşturucu Suçları
Silivri Adliyesi bakımından da uyuşturucu suçlarına ilişkin ceza soruşturmaları gündeme gelebilir.
Yakını Silivri’de uyuşturucu suçundan gözaltına alınan kişinin hangi kolluk biriminde bulunduğu ve savcılığa sevk işlemlerinin başlayıp başlamadığı öğrenilerek sürecin hangi aşamada olduğu belirlenebilir.
Çatalca Adliyesi – Uyuşturucu Suçları
Catalca Adliyesi için de aynı şekilde ayrı bir yerel başlık kullanılabilir.
Çatalca’da gerçekleşen uyuşturucu soruşturmalarında gözaltındaki kişinin hukuki durumu, isnat edilen fiil ve dosyadaki deliller üzerinden değerlendirilmelidir.
İstanbul’da Yakını Uyuşturucudan Gözaltına Alınan Kişiler Ne Yapmalı?
İstanbul’da yakınınız uyuşturucu madde ticareti suçlamasıyla gözaltına alındıysa, ilk yapılması gerekenlerden biri soruşturmanın hangi Cumhuriyet başsavcılığı tarafından yürütüldüğünü belirlemektir.
Çağlayan İstanbul Adliyesi, Bakırköy Adliyesi, İstanbul Anadolu Adliyesi (Kartal), Gaziosmanpaşa, Küçükçekmece, Büyükçekmece, Beykoz, Silivri veya Çatalca çevresinde yürütülen soruşturmalarda süreç dosyanın yetki ve görev durumuna göre farklı adli mercilerde devam edebilir.
Özellikle gözaltı → kolluk ifadesi → savcılık → tutuklama talebi → sulh ceza hâkimliği aşamaları kısa süre içerisinde ilerleyebileceğinden, uyuşturucu ticareti suçlamasının dayandığı somut delillerin erken aşamada değerlendirilmesi önem taşır.
Sık Sorulan Sorular
Yakınım uyuşturucudan gözaltına alındı, avukat hemen görüşebilir mi?
Gözaltındaki şüpheli müdafi yardımından yararlanabilir. Somut soruşturmadaki kanuni düzenlemeler ve uygulanabilecek sınırlamalar saklı olmak üzere müdafi, şüpheliyle görüşerek hukuki yardım sağlayabilir.
Uyuşturucu ticaretinden gözaltına alınan kişi kesin tutuklanır mı?
Hayır. Gözaltı otomatik olarak tutuklama anlamına gelmez. Tutuklama için CMK’da öngörülen koşulların somut olay bakımından değerlendirilmesi gerekir.
Uyuşturucudan adliyeye sevk edilmek tutuklanmak anlamına gelir mi?
Hayır. Adliyeye sevk sonrasında savcılık işlemleri gerçekleştirilir. Şüpheli serbest bırakılabilir veya şartları varsa adli kontrol ya da tutuklama istemiyle hâkimliğe sevk edilebilir.
Evde uyuşturucu bulunursa ev sahibi tutuklanır mı?
Uyuşturucunun bir evde bulunması tek başına ev sahibinin uyuşturucu ticareti yaptığını göstermez. Maddenin kime ait olduğu, nerede bulunduğu ve diğer deliller değerlendirilmelidir.
Hassas terazi bulunması uyuşturucu ticaretini ispatlar mı?
Hassas terazi önemli bir delil olarak değerlendirilebilir ancak tek başına her durumda uyuşturucu ticaretinin kesin kanıtı değildir. Terazinin bulunduğu yer, üzerindeki kalıntılar ve diğer deliller önemlidir.
Telefonda WhatsApp mesajları varsa uyuşturucu ticaretinden ceza alınır mı?
Mesajların içeriği, bağlamı, muhatabı ve diğer delillerle ilişkisi değerlendirilmelidir. Telefonda bazı mesajların bulunması tek başına otomatik olarak mahkûmiyet sonucunu doğurmaz.
Başka birinin “Uyuşturucuyu ondan aldım” demesi yeterli mi?
Bu beyan delil olarak değerlendirilebilir. Ancak beyanın güvenilirliği, tutarlılığı ve objektif delillerle desteklenip desteklenmediği önemlidir.
Uyuşturucu ticaretinden tutuklama kararına itiraz edilebilir mi?
Evet. Tutuklama kararına karşı kanunda öngörülen usul çerçevesinde itiraz yoluna başvurulabilir.
İlk kez uyuşturucudan yakalanan kişi tutuklanır mı?
Kişinin sabıkasız olması değerlendirmede dikkate alınabilir ancak tek başına tutuklamayı engellemez. Karar somut deliller ve tutuklama şartlarına göre verilir.
Uyuşturucu ticareti dosyasında avukat ne zaman devreye girmeli?
Hukuki yardım soruşturmanın ilk aşamasından itibaren alınabilir. Özellikle gözaltı, ifade, savcılık ve tutuklama sorgusu birbirini kısa süre içerisinde takip edebildiğinden ilk aşamadaki işlemler önem taşır.
Sonuç
Uyuşturucu ticaretinden gözaltına alınan kişinin hukuki durumu yalnızca ele geçirilen uyuşturucunun miktarına veya suçlamanın TCK m.188 kapsamında yapılmış olmasına bakılarak belirlenemez.
Uyuşturucunun nerede ve nasıl ele geçirildiği, kime ait olduğu, kişisel kullanım veya ticaret amacı, telefon incelemeleri, banka hareketleri, hassas terazi, diğer şüphelilerin ifadeleri, fiziki takip ve arama-el koyma işlemleri birlikte değerlendirilmelidir.
Özellikle yakınınız uyuşturucu madde ticareti suçlamasıyla hâlen gözaltındaysa, kolluk ifadesi, savcılık ve olası tutuklama sorgusu aşamalarının kısa sürede ilerleyebileceği göz önünde bulundurulmalıdır.
Bu nedenle uyuşturucu soruşturmalarında savunmanın yalnızca yargılama aşamasında değil, gözaltının ilk aşamasından itibaren somut dosyadaki delillere göre oluşturulması önem taşımaktadır.
Uyuşturucu ticaretinden gözaltına alındı haberini alan kişinin yakınları açısından ilk saatler oldukça önemlidir. Uyuşturucu madde ticareti suçlamasıyla yürütülen soruşturmalarla ilgili olarak sitemizde bulunan “Hassas Terazi Uyuşturucu Ticareti Suçunda Tek Başına Delil Sayılır mı? Yargıtay Uygulaması ve Hukuki Değerlendirme”, “Uyuşturucu Suçunda Telefon İncelemesi (CMK 134): WhatsApp, Telegram, HTS ve Dijital Deliller Nasıl Değerlendirilir?” ve “Evde Uyuşturucu Bulundu. Evdeki Herkes Ceza Alır mı?” adlı makalelerimizi inceleyebilirsiniz.

