Vize randevusu operasyonunda gözaltı ve adli işlem süreci, 11 Ağustos 2026 tarihinde kamuoyuna yansıyan İstanbul merkezli geniş kapsamlı bir soruşturmayla gündeme geldi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinasyonunda yürütülen soruşturma kapsamında İstanbul, Ankara, Antalya, Balıkesir, Bursa ve İzmir’de toplam 63 adrese operasyon düzenlendiği ve 49 şüpheli hakkında adli işlem gerçekleştirildiği bildirildi.
Soruşturmanın temelinde, bazı vize danışmanlığı şirketleri ve bunlarla bağlantılı kişilerin konsolosluklar ile yetkili aracı kurumların çevrim içi randevu sistemlerinden otomatik yazılımlar aracılığıyla toplu şekilde randevu aldıkları iddiası bulunuyor. Kamuoyuna açıklanan bilgilerde, bu yöntemle elde edildiği ileri sürülen randevular üzerinden vatandaşlardan danışmanlık veya hizmet bedeli adı altında ücretler tahsil edildiğine yönelik iddialar da yer alıyor.
Ancak soruşturmanın henüz devam ettiği unutulmamalıdır. Operasyon yapılmış olması veya bir kişinin şüpheli sıfatıyla soruşturmada yer alması, isnat edilen suçların işlendiğinin kesinleştiği anlamına gelmez.
Özellikle çok şüphelili şirket soruşturmalarında her kişinin eyleminin ayrı ayrı belirlenmesi, ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi bakımından önem taşır.
Bu nedenle vize randevusu soruşturmasında;
şirket sahibi, şirket yöneticisi, yazılım personeli, satış danışmanı, çağrı merkezi çalışanı, muhasebe personeli veya yalnızca belirli bir işlemde görev alan kişinin hukuki durumları aynı olmayabilir.
Vize Randevusu Operasyonu Neden Yapıldı?
Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre soruşturmanın önemli başlıklarından biri, vize randevu sistemlerinde “bot” olarak ifade edilen otomatik yazılımların kullanıldığı iddiasıdır.
İddia makamı bakımından araştırılması gereken meselelerden biri, bu yazılımların randevu sistemlerinden çok sayıda randevuyu otomatik şekilde almak amacıyla kullanılıp kullanılmadığıdır.
Fakat ceza hukuku açısından yalnızca bilgisayarda bir yazılımın bulunması veya bir şirketin otomasyon sistemi kullanması üzerinden suçluluk sonucuna varılamaz.
Öncelikle yazılımın;
ne yaptığı, hangi sisteme bağlandığı, hangi işlemleri otomatik gerçekleştirdiği, sistemi kullanan kişinin kim olduğu ve ilgili şüphelinin yazılım üzerindeki yetkisinin ne olduğu
belirlenmelidir.
Bu ayrım özellikle şirkette çalışan kişiler bakımından önemlidir.
Örneğin şirkette müşteri temsilcisi olarak çalışan ve yazılım sistemine teknik erişimi bulunmayan kişinin durumu ile söz konusu sistemi kurduğu veya yönettiği iddia edilen kişinin hukuki durumu aynı değildir.
49 Şüphelinin Tamamı Aynı Suçtan mı Sorumlu Tutulabilir?
Hayır.
Bir ceza soruşturmasının 49 şüpheli hakkında yürütülmesi, 49 kişinin tamamının aynı eylemi gerçekleştirdiği veya aynı derecede sorumlu olduğu anlamına gelmez.
Türk ceza hukukunda esas olan ceza sorumluluğunun şahsiliğidir.
Bu nedenle her şüpheli bakımından öncelikle şu sorulara cevap aranması gerekir:
Kişinin şirket içerisindeki görevi neydi?
Müşterilerle doğrudan iletişim kurdu mu?
Müşterilerden para tahsil etti mi?
Bot olduğu iddia edilen yazılıma erişimi var mıydı?
Randevuların hangi yöntemle alındığını biliyor muydu?
Şirket banka hesaplarını yönetme yetkisi var mıydı?
Kişisel hesabına para geldi mi ve geldiyse bu paranın hukuki sebebi neydi?
Diğer şüphelilerden talimat aldı mı veya onlara talimat verdi mi?
Bu soruların cevapları her kişi bakımından farklı olabilir.
Dolayısıyla vize randevusu operasyonunda gözaltı veya adli işlem uygulanan bir kişinin savunmasının, soruşturmanın genel anlatımı üzerinden değil kişinin kendi eylemleri üzerinden oluşturulması gerekir.
Şirkette Çalışmak Tek Başına Suç İçin Yeterli midir?
Bu soru, özellikle vize danışmanlığı şirketlerinde çalışan ve operasyon kapsamında şüpheli sıfatı verilen kişiler açısından önemlidir.
Bir şirkette çalışmak, o şirket içerisinde gerçekleştirildiği ileri sürülen bütün işlemlerin çalışan tarafından bilindiğini veya çalışanın bunlara iştirak ettiğini kendiliğinden göstermez.
Örneğin bir satış danışmanı yalnızca müşterilerle görüşüyor olabilir.
Muhasebe çalışanı kendisine bildirilen ödemeleri kaydediyor olabilir.
Bir çağrı merkezi çalışanı ise kendisine verilen müşteri listelerini arıyor olabilir.
Bu kişilerin şirketin teknik altyapısını, kullanılan yazılımın çalışma biçimini veya şirket yönetiminin aldığı bütün kararları bildiği otomatik olarak kabul edilemez.
Bu nedenle şirket çalışanının cezai sorumluluğu araştırılırken iş tanımı, fiilen yaptığı işlemler, yetkileri, yazışmaları ve isnat edilen eyleme ilişkin bilgisi ayrı ayrı incelenmelidir.
Şirket Sahibi veya Yöneticisi Otomatik Olarak Sorumlu mudur?
Aynı değerlendirme şirket sahipleri ve yöneticileri açısından da yapılmalıdır.
Şirketin ortağı veya yöneticisi olmak, şirket çalışanlarının gerçekleştirdiği her eylemden otomatik ceza sorumluluğu doğurmaz.
Bununla birlikte yönetici konumundaki kişinin şirket faaliyetleri üzerindeki fiilî yetkisi, çalışanlara verdiği talimatlar, banka hesapları üzerindeki tasarrufu ve soruşturma konusu sistemin kurulması veya işletilmesindeki rolü araştırılabilir.
Burada yalnızca kişinin ticaret sicilindeki unvanına bakılması yeterli değildir.
Ceza hukuku bakımından asıl önemli olan;
kişinin hangi eylemi gerçekleştirdiği ve bu eylemi hangi bilgi ve iradeyle gerçekleştirdiğidir.
Vize Randevusu Operasyonunda Banka Hareketleri Neden Önemli?
Soruşturmanın önemli boyutlarından biri de banka hesapları ve mali hareketlerdir.
Kamuoyuna açıklanan bilgilere göre Ocak 2024 ile Temmuz 2026 arasındaki dönemde soruşturmaya konu şirket yapılanmalarının hesaplarında yaklaşık 2 milyar 841 milyon TL’yi aşan para hareketi tespit edildiği; ayrıca 41 bini aşkın kişiden yaklaşık 918 milyon TL tahsil edildiğine ilişkin tespitler bulunduğu bildirildi.
Burada özellikle bir kavramı birbirinden ayırmak gerekir:
Banka hesabındaki toplam para hareketi ile suçtan elde edildiği iddia edilen gelir aynı şey değildir.
Bir şirket hesabından yüksek miktarda para geçmiş olması, bu paranın tamamının hukuka aykırı şekilde elde edildiğini kendiliğinden göstermez.
Bu nedenle mali incelemenin mümkün olduğu ölçüde işlem bazında yapılması gerekir.
Örneğin;
müşterinin gerçekten hizmet alıp almadığı, paranın hangi açıklamayla gönderildiği, fatura düzenlenip düzenlenmediği, paranın iade edilip edilmediği ve transferin hangi hizmetle bağlantılı olduğu
önem taşıyabilir.
Çalışanın Kişisel Hesabına Para Gelmişse Ne Olur?
Bu durum ayrıca değerlendirilmelidir.
Bir şirket çalışanının kişisel hesabına müşteri tarafından para gönderilmiş olması soruşturma açısından önemli bir bulgu olabilir. Ancak bu bulgu tek başına suçun işlendiğini ispatlamaz.
Paranın neden kişisel hesaba gönderildiğinin açıklığa kavuşturulması gerekir.
Örneğin;
şirket adına tahsilat yapılıp yapılmadığı, paranın daha sonra şirket hesabına aktarılıp aktarılmadığı, çalışanın bu paradan kişisel menfaat sağlayıp sağlamadığı ve müşterinin ödemeyi hangi amaçla yaptığı
araştırılmalıdır.
Bu nedenle yalnızca banka dekontunun varlığı üzerinden değil, paranın ekonomik ve hukuki niteliği üzerinden değerlendirme yapılmalıdır.
Vize Danışmanlığı Hizmeti Vermek Dolandırıcılık mıdır?
Hayır.
Vize danışmanlığı hizmeti verilmesi veya bu hizmet karşılığında ücret alınması tek başına dolandırıcılık suçunu oluşturmaz.
Ceza hukuku bakımından önemli olan, kişinin müşteriyi aldatıcı davranışlarla hataya düşürerek haksız menfaat sağlayıp sağlamadığıdır.
Özellikle ticari uyuşmazlıklarla dolandırıcılık suçunun birbirinden ayrılması gerekir.
Bir şirketin belirli sürede randevu temin edeceğini söylemesi fakat daha sonra çeşitli nedenlerle bunu gerçekleştirememesi ile başlangıçtan itibaren hizmet sunma niyeti olmaksızın gerçeğe aykırı vaatlerle para alınması iddiası aynı hukuki nitelikte değildir.
Dolandırıcılık değerlendirmesinde başlangıçtaki kast önem taşıyabilir.
Bu nedenle vize randevusunun alınamamış olması veya ücretin iadesi konusunda uyuşmazlık çıkması tek başına her durumda ceza sorumluluğu sonucunu doğurmaz.
Vize Randevusu Operasyonunda Dijital Deliller
Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre soruşturma kapsamında dijital materyallere de el konulmuş ve incelemeler başlatılmıştır.
Bu nedenle soruşturmanın ilerleyen aşamalarında;
telefonlar, bilgisayarlar, e-posta hesapları, WhatsApp görüşmeleri, müşteri kayıtları, kullanılan yazılımlar, kullanıcı hesapları ve sistem erişim kayıtları
önemli hale gelebilir.
Ancak dijital deliller açısından da temel soru aynıdır:
Delil hangi şüpheliye ve hangi somut eyleme aittir?
Bir şirket bilgisayarında belirli bir yazılımın bulunması, şirkette çalışan herkesin o yazılımı kullandığını göstermez.
Aynı şekilde ortak kullanılan bir telefonda veya bilgisayarda bulunan dijital verinin kimin tarafından oluşturulduğunun da mümkün olduğu ölçüde belirlenmesi gerekir.
VİZE RANDEVUSU OPERASYONUNDA HANGİ SUÇLAR GÜNDEME GELEBİLİR?
Vize randevusu operasyonunda gözaltı ve adli işlem uygulanan kişiler bakımından en önemli meselelerden biri, her şüpheliye hangi somut fiilin isnat edildiğinin belirlenmesidir. Çok sayıda şirket, çalışan, yönetici, müşteri işlemi, banka hareketi ve dijital materyalin bulunduğu soruşturmalarda, soruşturmanın genel anlatımı ile her şüphelinin bireysel ceza sorumluluğu birbirinden ayrılmalıdır.
11 Ağustos 2026 tarihinde kamuoyuna yansıyan soruşturmada; vize randevularının otomatik yazılımlarla toplu şekilde alındığı, danışmanlık veya hizmet bedelleri tahsil edildiği, bazı ücretlerin iade edilmediği ve kişisel verilerin kullanıldığı yönünde iddialar bulunuyor. Ancak bunlar devam eden bir soruşturmadaki iddialardır ve her şüpheli bakımından ayrı ayrı ispatlanmaları gerekir.
Bu nedenle aynı operasyonda bulunan iki kişinin dahi hukuki durumu tamamen farklı olabilir.
Vize Randevusu Operasyonunda Dolandırıcılık Suçu Oluşur mu?
Soruşturma bakımından gündeme gelebilecek önemli suç tiplerinden biri dolandırıcılıktır.
Dolandırıcılık suçunda yalnızca bir kişiden para alınmış olması yeterli değildir. TCK m.157 kapsamında kişinin hileli davranışlarla bir başkasını hataya düşürmesi, bu suretle kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekir.
Somut olayın özelliklerine göre TCK m.158 kapsamında nitelikli dolandırıcılık hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı da ayrıca değerlendirilebilir.
Ancak burada kritik ayrım şudur:
Vize randevusu alınamaması tek başına dolandırıcılık değildir.
Örneğin bir danışmanlık şirketi müşterisinden ücret almış, gerçekten vize randevusu temin etmeye çalışmış fakat çeşitli nedenlerle bunu başaramamış olabilir.
Bu durumda taraflar arasında ücret iadesi veya sözleşmenin gereği gibi ifa edilmemesi nedeniyle hukuki uyuşmazlık doğabilir.
Buna karşılık başlangıçtan itibaren gerçekte yerine getirilmesi amaçlanmayan bir hizmet vaat edilerek müşterinin aldatıldığı ve bu yöntemle para alındığı iddia ediliyorsa ceza hukuku bakımından farklı bir değerlendirme gündeme gelebilir.
Bu nedenle hizmetin yerine getirilememesi ile başlangıçtan itibaren dolandırıcılık kastıyla hareket edilmesi birbirinden ayrılmalıdır.
Vize Randevusu Alınamadı, Para İade Edilmedi: Bu Durum Tek Başına Suç mudur?
Bu soru soruşturma bakımından özellikle önemlidir.
Bir müşterinin vize randevusu alınamamış ve ödediği para iade edilmemiş olabilir. Ancak bu iki olgunun varlığı dahi otomatik olarak dolandırıcılık suçunun oluştuğu anlamına gelmez.
Öncelikle taraflar arasındaki hukuki ilişkinin niteliği belirlenmelidir.
Müşteriye ne vaat edildi?
Kesin randevu garantisi mi verildi?
Yoksa yalnızca danışmanlık ve randevu takip hizmeti mi sunuldu?
Hizmet gerçekten yerine getirilmeye çalışıldı mı?
Müşteriye gerçeğe aykırı bilgi verildi mi?
Ücret hangi hizmet karşılığında alındı?
İade yapılmamasının nedeni neydi?
Bütün bunlar hileli davranış ve suç kastı değerlendirmesinde önem taşıyabilir.
Her başarısız ticari işlem ceza soruşturmasının konusu haline getirilemez. Ceza hukuku ile özel hukuk uyuşmazlığının sınırının korunması gerekir.
Vize Randevusu İçin Bot Yazılım Kullanılması Suç mudur?
Soruşturmanın kamuoyunda en fazla dikkat çeken kısmı “bot yazılım” iddiasıdır.
Kamuoyuna açıklanan bilgilere göre soruşturmanın temel iddialarından biri, bazı kişi ve şirketlerin konsolosluklar ile yetkili aracı kurumların çevrim içi vize randevu sistemlerinden otomatik yazılımlar aracılığıyla toplu randevu aldığı yönündedir.
Ancak bot yazılım kullanmak ifadesi tek başına bir ceza hukuku nitelendirmesi değildir.
Teknik olarak otomatik işlem yapan çok sayıda yazılım bulunmaktadır.
Ceza hukuku bakımından önemli olan;
yazılımın ne yaptığı, hangi sisteme ne şekilde eriştiği, yetkisiz erişim gerçekleştirip gerçekleştirmediği, sistemin işleyişini etkileyip etkilemediği ve yazılımı kullanan kişinin hangi amaçla hareket ettiği
gibi somut hususlardır.
Bu nedenle yalnızca bilgisayarda bir yazılımın bulunması üzerinden doğrudan suç sonucuna varılmamalıdır.
Bot Yazılımı Kimin Kullandığı Nasıl Belirlenebilir?
Çok şüphelili bir şirket soruşturmasında en önemli teknik meselelerden biri budur.
Örneğin şirkette 20 kişi çalışıyorsa ve ortak kullanılan bir bilgisayarda soruşturma konusu yazılım bulunmuşsa, bu durum 20 çalışanın tamamının yazılımı kullandığını göstermez.
Dijital incelemede mümkün olduğu ölçüde;
kullanıcı hesapları, oturum kayıtları, IP bilgileri, log kayıtları, işlem tarihleri, bilgisayar kullanıcı profilleri ve sisteme yapılan bağlantılar
araştırılabilir.
Özellikle teknik işlemleri gerçekleştirdiği iddia edilen kişi bakımından dijital materyal ile kişi arasında somut bağlantı kurulması önemlidir.
Şüphelinin yazılımın varlığından dahi haberdar olmadığı savunuluyorsa, bu savunmanın teknik veriler karşısındaki durumu ayrıca incelenmelidir.
Şirket Bilgisayarında Bot Program Bulunması Yeterli Delil midir?
Şirket bilgisayarında belirli bir yazılımın bulunması önemli bir maddi bulgu olabilir.
Ancak şu soruların ayrıca cevaplanması gerekir:
Programı kim yükledi?
Programı kim kullandı?
Hangi kullanıcı hesabından çalıştırıldı?
Program hangi tarihlerde aktifti?
Şüphelinin bu tarihlerde bilgisayara erişimi var mıydı?
Programın gerçekleştirdiği işlemler nelerdir?
Şüphelinin telefonunda veya yazışmalarında programa ilişkin başka deliller bulunuyor mu?
Dolayısıyla yazılımın cihazda bulunması ile belirli bir kişinin o yazılım aracılığıyla suç işlediğinin ispatlanması aynı şey değildir.
Bilişim Sistemlerine İlişkin Suçlar Gündeme Gelebilir mi?
Soruşturmanın teknik incelemeleri sonucunda bilişim sistemlerine ilişkin suç tiplerinin değerlendirilip değerlendirilmeyeceği, yazılımın gerçekte nasıl çalıştığına bağlıdır.
Burada özellikle otomatik işlem yapılması ile hukuka aykırı şekilde bilişim sistemine girilmesi veya sistemin işleyişine müdahale edilmesi birbirinden ayrılmalıdır.
Bir internet sitesinin normal kullanıcılara açık fonksiyonlarının otomatikleştirilmesi ile teknik güvenlik önlemlerinin aşılması aynı eylem değildir.
Bu nedenle sağlıklı hukuki nitelendirme yapılabilmesi için öncelikle yazılımın çalışma biçiminin teknik olarak ortaya konulması gerekir.
WhatsApp Mesajları Vize Randevusu Soruşturmasında Delil Olabilir mi?
Evet. Usulüne uygun şekilde elde edilen dijital yazışmalar soruşturma kapsamında delil olarak değerlendirilebilir.
Ancak özellikle vize danışmanlığı işi yapan bir kişinin telefonunda;
“vize”, “randevu”, “müşteri”, “ödeme”, “pasaport”, “sistem” veya “randevu açıldı”
gibi ifadelerin bulunması tek başına suçun ispatı anlamına gelmez.
Bunlar yürütülen ticari faaliyetin olağan kelimeleri de olabilir.
Önemli olan mesajın tamamının içeriğidir.
Örneğin:
“Müşterinin randevusunu aldım.”
şeklindeki bir mesaj ile sistemin hukuka aykırı şekilde manipüle edildiğine işaret ettiği ileri sürülen bir yazışma aynı delil değerine sahip değildir.
Bu nedenle WhatsApp yazışmalarının bağlamından koparılmadan değerlendirilmesi gerekir.
Başka Şüphelinin WhatsApp Mesajında İsmin Geçmesi Yeterli midir?
Hayır.
Bir başka şüphelinin telefonunda kişinin isminin geçmesi, tek başına suç ortaklığını ispatlamaz.
Mesajın;
kimler arasında geçtiği, hangi tarihte gönderildiği, neyi konu aldığı ve kişinin soruşturma konusu faaliyetle bağlantısını gerçekten gösterip göstermediği
incelenmelidir.
Özellikle aynı şirkette çalışan kişilerin birbirleriyle çok sayıda görüşme yapması hayatın olağan akışına uygun olabilir.
Bu nedenle HTS kaydı veya WhatsApp iletişiminin varlığı kadar iletişimin suç isnadı bakımından anlamı önemlidir.
Vize Randevusu Operasyonunda Banka Hesabına Para Gelmesi Delil midir?
Banka hareketleri bu soruşturmanın önemli delilleri arasında yer alabilir.
Ancak hesaba para gelmesi ile dolandırıcılık suçunun oluşması aynı şey değildir.
Bir vize danışmanlığı şirketinin müşterilerinden hizmet bedeli alması ticari faaliyetin doğal sonucu olabilir.
Bu nedenle para hareketi değerlendirilirken;
parayı gönderen kişi, işlem açıklaması, ödemenin karşılığı, düzenlenen fatura, sunulan hizmet ve paranın daha sonraki hareketleri
incelenmelidir.
Özellikle şüphelinin kişisel hesabına çok sayıda müşteriden para geldiği tespit edilmişse, bunun nedeni ayrıca araştırılabilir.
Ancak kişinin şirket adına tahsilat yapıyor olması veya kendisine gelen parayı daha sonra şirket hesabına aktarması gibi ihtimaller de göz önünde bulundurulmalıdır.
Çok Yüksek Para Hareketi Tek Başına Suç Geliri Anlamına Gelir mi?
Hayır.
Bu ayrımı makalede özellikle vurgulamak SEO açısından olduğu kadar hukuki doğruluk bakımından da önemlidir.
Haberde şirket yapılanmalarının hesaplarında 2 milyar 841 milyon TL’yi aşan para hareketinden söz edilmektedir.
Bu rakamı doğrudan:
“2,8 milyar TL suç geliri bulundu.”
şeklinde ifade etmek doğru değildir.
Bir banka hesabının toplam işlem hacmi ile suçtan elde edilen menfaat farklı kavramlardır.
Örneğin aynı para farklı hesaplar arasında birkaç kez transfer edilmiş olabilir veya şirketin soruşturmayla ilgisi olmayan başka ticari faaliyetleri bulunabilir.
Bu nedenle mali analiz yapılırken işlem bazında inceleme önemlidir.
Çalışanın Hesabına Para Gelmişse Savunmada Neye Bakılmalıdır?
Öncelikle para hareketlerinin dökümü çıkarılmalıdır.
Her transfer bakımından;
kim gönderdi, ne zaman gönderdi, açıklamaya ne yazıldı, hangi hizmet için gönderildi ve para daha sonra nereye aktarıldı
sorularına cevap aranabilir.
Örneğin çalışanın hesabına 50.000 TL geldikten birkaç dakika sonra aynı miktarın şirket hesabına aktarılması ile paranın çalışanın kişisel harcamalarında kullanılması farklı değerlendirmelere konu olabilir.
Bu nedenle yalnızca hesaba giriş yapılması değil, paranın sonraki hareketi de önem taşır.
Kişisel Verileri Hukuka Aykırı Olarak Ele Geçirme Suçu Gündeme Gelebilir mi?
Soruşturmanın diğer önemli boyutlarından biri kişisel verilerdir.
Kamuoyuna yansıyan bilgilerde başvuru sahiplerine ait kişisel verilerin bazı dijital sistemlere aktarıldığı yönünde bulgulardan söz edilmektedir.
Ancak burada vize danışmanlığı faaliyetinin doğası dikkate alınmalıdır.
Vize başvurusu yapılabilmesi için müşterinin;
adı, soyadı, iletişim bilgileri, pasaport bilgileri ve başvuruya ilişkin bazı bilgileri
danışmanlık şirketine vermesi gerekebilir.
Bu nedenle müşteriye ait kişisel verinin şirket sisteminde bulunması tek başına kişisel verilerle ilgili suçun oluştuğunu göstermez.
Asıl mesele verinin hangi hukuki zeminde elde edildiği, hangi amaçla kullanıldığı ve yetkisiz üçüncü kişilerle paylaşılıp paylaşılmadığıdır.
Müşterinin Kendi Verilerini Vermesi Durumu Değiştirir mi?
Somut olay bakımından önemli olabilir.
Müşteri vize danışmanlığı hizmeti almak amacıyla pasaport ve iletişim bilgilerini kendisi vermişse, bu durum verinin nasıl elde edildiği bakımından önem taşır.
Ancak verinin daha sonra hangi amaçla işlendiği ve kimlerle paylaşıldığı ayrıca değerlendirilmelidir.
Dolayısıyla:
“Şirketin bilgisayarında müşteri bilgileri bulundu.”
tespiti üzerinden doğrudan suç sonucuna varılması doğru değildir.
Vize danışmanlığı şirketlerinin faaliyetlerinin doğası gereği müşteri verilerini belirli ölçüde işlemesi gerekebilir.
Şirket Sahibinin Telefonunda Müşteri Listesi Bulunması Suç mudur?
Tek başına değildir.
Bir şirket yöneticisinin veya çalışanının telefonunda müşteri listesinin bulunması, yürütülen ticari faaliyetin doğal sonucu olabilir.
Önemli olan bu verilerin nasıl elde edildiği ve ne amaçla kullanıldığıdır.
Örneğin müşteri, vize danışmanlığı hizmeti almak için iletişim bilgilerini doğrudan şirkete vermiş olabilir.
Buna karşılık verilerin hukuka aykırı bir kaynaktan temin edildiği ileri sürülüyorsa bunun ayrıca ispatlanması gerekir.
Vize Randevusu Operasyonunda Suç Örgütü İddiası Gündeme Gelebilir mi?
Çok sayıda şüphelinin bulunması veya kişilerin aynı şirket bünyesinde çalışması tek başına suç örgütü bulunduğu anlamına gelmez.
Suç örgütüne ilişkin hukuki değerlendirme için kanunda aranan unsurların somut olayda bulunması gerekir.
Bir ticari şirketin;
yöneticisinin, muhasebecisinin, satış personelinin ve yazılım çalışanının bulunması,
tek başına suç örgütü yapılanmasını göstermez.
Ticari organizasyon ile suç işlemek amacıyla oluşturulduğu iddia edilen yapılanmanın birbirinden ayrılması gerekir.
Bu nedenle olası bir örgüt iddiasında;
kişiler arasındaki hiyerarşi, süreklilik, amaç, görev dağılımı ve gerçekleştirildiği ileri sürülen suçlarla bağlantı
ayrıca değerlendirilmelidir.
Aynı Şirkette Çalışan Kişiler Suça İştirak Etmiş Sayılır mı?
Hayır.
Bir kişinin suçtan sorumlu tutulabilmesi için kendi eyleminin ve kastının değerlendirilmesi gerekir.
Örneğin müşteri temsilcisi, şirket yönetiminden aldığı talimat doğrultusunda normal bir vize danışmanlığı hizmeti sunduğunu düşünüyor olabilir.
Bu kişinin şirketin arka planda kullandığı iddia edilen teknik yöntemden haberdar olup olmadığı ayrıca belirlenmelidir.
Aynı şekilde muhasebe çalışanının para transferlerini kaydetmesi, suçun niteliğini bildiğini kendiliğinden göstermez.
Bu nedenle vize randevusu operasyonunda gözaltına alınan şirket çalışanlarının hukuki durumları kişi bazında incelenmelidir.
Şirket Sahibinin Talimat Verdiği İddia Ediliyorsa Ne Olur?
Bu durumda talimatın içeriği önemlidir.
Bir yöneticinin:
“Müşterinin randevusunu takip edin.”
şeklindeki olağan ticari talimatı ile hukuka aykırı olduğu ileri sürülen bir yöntemin kullanılmasına yönelik açık bir talimat aynı değildir.
Bu nedenle mesajlar ve çalışan ifadeleri değerlendirilirken kullanılan ifadelerin bağlamı araştırılmalıdır.
Özellikle başka bir şüphelinin:
“Bize bunu şirket sahibi söyledi.”
şeklindeki beyanı varsa, bu beyanın diğer objektif delillerle desteklenip desteklenmediği önem kazanır.
Diğer Şüphelilerin İfadeleri Tek Başına Yeterli Olur mu?
Çok şüphelili soruşturmalarda kişiler kendi sorumluluklarını azaltmak amacıyla başka şüphelileri suçlayabilir.
Bu nedenle suçlayıcı bir şüpheli beyanının;
tutarlı olup olmadığı, soruşturmanın farklı aşamalarında değişip değişmediği ve dijital/mali delillerle desteklenip desteklenmediği
incelenmelidir.
Özellikle yönetici veya şirket sahibi hakkında yalnızca çalışan beyanı bulunuyorsa, bu beyanın objektif delillerle ne ölçüde doğrulandığı savunmada tartışılabilir.
Vize Randevusu Operasyonunda Telefon İncelemesi Neden Önemli?
Bu soruşturmanın niteliği gereği telefon ve bilgisayar incelemeleri oldukça önemli hale gelebilir.
Telefonlarda;
WhatsApp, Telegram, SMS, e-posta, müşteri kayıtları, banka uygulamaları ve kullanılan dijital platformlara ilişkin veriler
bulunabilir.
Ancak telefon incelemesinde elde edilen her verinin suç delili olduğu söylenemez.
Bir vize danışmanının telefonunda yüzlerce müşteriyle randevu görüşmesi bulunması mesleki faaliyetin doğal sonucu olabilir.
Önemli olan bu yazışmalarda suç teşkil ettiği ileri sürülen yönteme ilişkin somut bir içeriğin bulunup bulunmadığıdır.
Dijital Deliller Şüphelinin Lehine de Olabilir mi?
Evet.
Dijital inceleme yalnızca şüpheli aleyhine sonuç doğurmaz.
Örneğin telefon yazışmaları kişinin müşterilere gerçek durumu anlattığını, randevu bulmaya çalıştığını, ücret iadesi için işlem yaptığını veya soruşturma konusu olduğu ileri sürülen yazılım hakkında hiçbir bilgisinin bulunmadığını gösterebilir.
Benzer şekilde şirket içi yazışmalar kişinin yalnızca sınırlı bir görev alanında çalıştığını ortaya koyabilir.
Bu nedenle dijital materyaller hem aleyhe hem lehe delil niteliğinde olabilir.
Vize Randevusu Soruşturmasında Her Şüphelinin Dosyası Ayrı Değerlendirilmelidir
Bu soruşturmanın savunma açısından en önemli noktası budur.
49 şüpheli hakkında işlem yapılmış olması, 49 kişinin tamamının aynı hukuki konumda bulunduğu anlamına gelmez.
Bir şüphelinin;
bot yazılımı geliştirdiği,
diğerinin müşteri görüşmesi yaptığı,
bir başkasının muhasebe işlemlerini yürüttüğü,
diğerinin ise yalnızca şirket ortağı olduğu
iddia edilebilir.
Dolayısıyla soruşturmanın genel anlatımı üzerinden toplu bir suçluluk değerlendirmesi yerine her şüpheli bakımından somut fiil, kast ve delil bağlantısının ayrı ayrı ortaya konulması gerekir.
VİZE RANDEVUSU OPERASYONUNDA GÖZALTI, İFADE, ADLİYEYE SEVK VE TUTUKLAMA SÜRECİ
Vize Randevusu Operasyonunda Gözaltına Alınan Kişiyi Nasıl Bir Süreç Bekliyor?
Vize randevusu operasyonunda gözaltı işlemi uygulanan veya hakkında adli işlem yürütülen kişilerin yakınları açısından en önemli konulardan biri, bundan sonraki sürecin nasıl ilerleyeceğidir.
11 Ağustos 2026 tarihinde kamuoyuna yansıyan soruşturmanın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütüldüğü ve 6 ilde 63 adrese yönelik operasyon kapsamında 49 şüpheli hakkında adli işlem gerçekleştirildiği bildirildi. Soruşturmanın devam ettiği ve ele geçirilen dijital materyaller üzerindeki incelemelerin sürdüğü de kamuoyuna açıklanan bilgiler arasında.
Bu aşamada hakkında işlem yapılan her kişinin tutuklanacağını veya aynı suçlamayla karşılaşacağını söylemek mümkün değildir.
Her şüpheli bakımından kendisine isnat edilen somut eylem ve bu eylemi desteklediği ileri sürülen deliller ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Vize Randevusu Operasyonunda Gözaltına Alınan Kişi Ne Zaman Adliyeye Sevk Edilir?
Gözaltı, soruşturma aşamasında uygulanan geçici bir koruma tedbiridir. Gözaltına alınan kişinin işlemleri tamamlandıktan sonra hukuki durumu Cumhuriyet savcılığı tarafından değerlendirilir.
Özellikle bu soruşturma gibi çok sayıda şüphelinin, banka hareketlerinin ve dijital materyalin bulunduğu dosyalarda kolluk aşamasında;
ifade alma, telefon ve bilgisayarların muhafaza altına alınması, banka kayıtlarının incelenmesi, diğer şüpheli ifadelerinin karşılaştırılması ve mevcut delillerin tasnifi
gibi işlemler yapılabilir.
Ancak gözaltına alınmak tutuklanmak anlamına gelmez.
Kolluk işlemleri sonrasında Cumhuriyet savcısı şüphelinin serbest bırakılmasına karar verebileceği gibi, gerekli görürse kişiyi adli kontrol veya tutuklama talebiyle sulh ceza hâkimliğine sevk edebilir.
Gözaltındaki Kişi Emniyette Nasıl İfade Vermeli?
Vize randevusu operasyonunda gözaltına alınan kişi bakımından en kritik aşamalardan biri kolluk ifadesidir.
Özellikle çok şüphelili şirket soruşturmalarında kişinin soruşturmanın genel anlatımına ilişkin tahminlerde bulunması yerine, kendi bildiği ve gerçekleştirdiği işlemleri doğru şekilde açıklaması önemlidir.
Örneğin şüpheliye;
“Şirkette göreviniz nedir?”
“Vize randevuları nasıl alınıyordu?”
“Bot olarak ifade edilen yazılımı biliyor musunuz?”
“Bu yazılıma erişiminiz var mıydı?”
“Müşterilerden para aldınız mı?”
“Kişisel banka hesabınıza neden para geldi?”
“Şirket yöneticilerinden kimden talimat alıyordunuz?”
“Telefonunuzdaki bu yazışmanın anlamı nedir?”
gibi sorular yöneltilebilir.
Bu sorulara verilecek cevapların dosyanın gerçeklerine uygun olması önemlidir.
İfade Öncesinde Avukatla Görüşmek Neden Önemli?
Ceza soruşturmasında şüphelinin müdafi yardımından yararlanma hakkı bulunmaktadır.
Özellikle bu dosyada bilişim sistemleri, banka hareketleri, şirket organizasyonu, WhatsApp yazışmaları ve kişisel veriler gibi birbirinden farklı delil gruplarının bulunması nedeniyle kişinin kendisine yöneltilen isnadı anlaması önem taşır.
Şüpheli, avukatıyla görüşmesinde öncelikle;
şirketteki gerçek görevini, kimden talimat aldığını, hangi sistemlere erişimi olduğunu, müşterilerle ilişkisini ve hesabına gelen para varsa bunun nedenini
açıklayabilir.
Savunmanın dosyanın gerçeklerine uygun şekilde oluşturulması gerekir.
Şirket Çalışanı İfadesinde Nelere Dikkat Edilmeli?
Şüpheli yalnızca şirket çalışanıysa, kişinin görev ve yetki sınırlarının ortaya konulması önemlidir.
Örneğin müşteri temsilcisinin:
“Ben şirketin teknik altyapısıyla ilgilenmiyordum. Görevim müşterilerle iletişim kurmaktı.”
şeklindeki bir savunması varsa, bu anlatımın şirket kayıtları, diğer çalışanların beyanları ve dijital verilerle uyumu araştırılabilir.
Benzer şekilde muhasebe personelinin şirket adına tahsilatları kaydetmesi, yazılım personelinin teknik bir program geliştirmesi veya satış personelinin müşteriyle görüşmesi birbirinden farklı eylemlerdir.
Aynı şirkette çalışmak, herkesin aynı eyleme iştirak ettiği anlamına gelmez.
Şirket Sahibi veya Yöneticisi İfade Verirken Ne Önem Taşır?
Şirket sahibi veya yöneticisi bakımından soruşturmanın odak noktası daha farklı olabilir.
Savcılık;
şirketin çalışma sisteminin nasıl kurulduğunu, bot olduğu ileri sürülen yazılımdan yöneticinin haberdar olup olmadığını, banka hesaplarını kimin yönettiğini, müşterilerden alınan ücretlerin nasıl belirlendiğini ve çalışanlara kimlerin talimat verdiğini
araştırabilir.
Burada yalnızca kişinin şirket ortağı veya yöneticisi olması üzerinden ceza sorumluluğu kurulması yeterli değildir.
Kişinin somut eylemi, bilgisi ve kastı ayrıca değerlendirilmelidir.
Kişisel Hesabına Para Gelen Şüpheli Nasıl Değerlendirilir?
Soruşturma kapsamında şüphelinin kişisel banka hesabına müşterilerden para geldiğinin tespit edilmesi önemli bir delil olabilir.
Ancak burada yalnızca para girişine bakılmamalıdır.
Örneğin:
Para hangi müşteriden geldi?
Dekont açıklamasında ne yazıyor?
Şüpheli neden kişisel hesabını kullandı?
Para kendisinde kaldı mı?
Daha sonra şirket hesabına gönderildi mi?
Hizmet gerçekten verildi mi?
Fatura veya başka ticari kayıt mevcut mu?
Bu soruların cevapları para transferinin hukuki niteliğinin belirlenmesinde önem taşıyabilir.
Dolayısıyla banka hesabına para gelmesi tek başına dolandırıcılık suçunun işlendiğini göstermez.
Telefonda Bot Yazılımla İlgili Mesaj Bulunursa Ne Olur?
Şüphelinin telefonunda soruşturma konusu yazılıma ilişkin mesajların bulunması halinde mesajların tamamının değerlendirilmesi gerekir.
Örneğin:
“Program çalışmıyor.”
şeklindeki bir mesajın bulunması kişinin programdan haberdar olduğunu gösterebilir. Ancak tek başına programın hukuka aykırı kullanımına iştirak ettiğini ortaya koymayabilir.
Buna karşılık mesajların içeriği kişinin sistemin çalışma biçimini bildiğini ve belirli işlemleri bizzat gerçekleştirdiğini ortaya koyuyorsa delilin ağırlığı farklı olabilir.
Bu nedenle dijital delillerde tek bir kelime veya cümleden ziyade konuşmanın bütünü önemlidir.
Telefon veya Bilgisayarda Hiçbir Delil Bulunmazsa Ne Olur?
Dijital materyallerin incelenmesi şüpheli lehine de sonuç verebilir.
Örneğin şüphelinin telefonunda;
bot yazılıma ilişkin hiçbir mesaj, müşteri tahsilatına ilişkin görüşme veya hukuka aykırı faaliyeti bildiğini gösteren içerik
bulunmaması savunmada değerlendirilebilir.
Ancak telefonun temiz çıkması da tek başına beraat sonucunu doğurmaz. Banka hareketleri, diğer şüpheli ifadeleri ve diğer deliller ayrıca incelenir.
Önemli olan bütün delillerin birlikte ne gösterdiğidir.
Vize Randevusu Operasyonunda Savcılık İfadesi Nasıl Olur?
Kolluk işlemleri tamamlandıktan sonra şüphelinin hukuki durumu Cumhuriyet savcısı tarafından değerlendirilebilir.
Savcılık aşamasında dosyada bulunan mevcut deliller üzerinden yeniden soru yöneltilmesi mümkündür.
Özellikle;
banka hesapları, WhatsApp mesajları, şirket içerisindeki görev dağılımı, dijital materyaller ve diğer şüphelilerin ifadeleri
gündeme gelebilir.
Savcılık aşamasında en önemli meselelerden biri, şüphelinin 49 kişilik büyük soruşturma dosyasındaki bireysel konumunun ortaya konulmasıdır.
Savcı Gözaltındaki Kişiyi Serbest Bırakabilir mi?
Somut dosyanın durumuna göre mümkündür.
Gözaltındaki her şüphelinin mutlaka sulh ceza hâkimliğine sevk edilmesi gerektiği şeklinde bir kural yoktur.
Savcılık mevcut delilleri değerlendirerek kişi hakkında farklı usulî kararlar verebilir.
Bu nedenle operasyonun büyüklüğü veya soruşturmadaki toplam şüpheli sayısı üzerinden kişinin mutlaka tutuklanacağı sonucuna varılmamalıdır.
Vize Randevusu Operasyonunda Adli Kontrol Kararı Verilebilir mi?
Tutuklama yerine şartları varsa adli kontrol tedbirleri gündeme gelebilir.
Somut olayın özelliklerine göre;
yurt dışına çıkamama, belirli zamanlarda imza verme veya kanunda düzenlenen diğer adli kontrol yükümlülükleri
uygulanabilir.
Tutuklama bir ceza değildir. Bu nedenle koruma tedbirinin gerekli ve ölçülü olup olmadığı her şüpheli bakımından ayrı değerlendirilmelidir.
Vize Randevusu Operasyonunda Tutuklamaya Sevk Ne Anlama Gelir?
Savcılığın bir şüpheliyi tutuklama talebiyle sulh ceza hâkimliğine sevk etmesi, kişinin tutuklandığı anlamına gelmez.
Tutuklama konusunda kararı hâkim verir.
Sulh ceza hâkimliği şüpheliyi sorguladıktan sonra dosyadaki delilleri ve tutuklamanın kanuni koşullarını değerlendirir.
Sonuçta tutuklama kararı verilebileceği gibi, tutuklama talebi reddedilerek adli kontrol veya serbest bırakma yönünde de karar verilebilir.
Bu nedenle “savcı tutuklamaya sevk etti” ile “mahkeme tutukladı” birbirinden farklı aşamalardır.
Vize Randevusu Operasyonunda Tutuklama Olur mu?
Şu aşamada belirli bir şüpheli bakımından kesin tutuklama tahmini yapmak doğru değildir.
Tutuklama değerlendirmesinde CMK m.100 kapsamında kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunup bulunmadığı değerlendirilir. Ayrıca tedbirin ölçülülüğü de önem taşır.
Özellikle bu soruşturmada her şüphelinin rolü farklı olabileceğinden;
şirket sahibi ile çalışan, yazılımı kullandığı iddia edilen kişi ile yalnızca müşteri görüşmesi yapan personel veya parayı yöneten kişi ile teknik sisteme erişimi bulunmayan çalışan
aynı şekilde değerlendirilmeyebilir.
49 Şüphelinin Tamamı Tutuklanabilir mi?
49 kişi hakkında adli işlem yürütülmesi, 49 kişinin tamamı hakkında tutuklama kararı verileceği anlamına gelmez.
Her şüphelinin dosyadaki konumu ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Örneğin bir şüpheli hakkında banka hareketleri, dijital mesajlar ve başka şüpheli beyanları bulunurken başka bir kişi hakkında yalnızca aynı şirkette çalıştığına ilişkin kayıt bulunabilir.
Bu iki kişinin delil durumu aynı değildir.
Dolayısıyla vize randevusu operasyonunda gözaltına alınan kişilerin tamamı hakkında toplu bir tutuklama değerlendirmesi yapılması yerine kişiselleştirilmiş inceleme yapılması gerekir.
Şirket Çalışanı Tutuklanabilir mi?
Şirket çalışanı olmak tutuklamaya karşı mutlak koruma sağlamadığı gibi, tek başına tutuklama gerekçesi de değildir.
Çalışanın soruşturma konusu eyleme ne şekilde katıldığı önemlidir.
Örneğin kişinin;
bot yazılımı kullanmadığı, banka hesaplarını yönetmediği, şirket politikalarını belirlemediği ve yalnızca kendisine verilen olağan görevleri yerine getirdiği
dosya kapsamıyla destekleniyorsa bu hususlar savunmada ileri sürülebilir.
Buna karşılık kişinin soruşturma konusu işlemlere bilerek ve aktif şekilde katıldığına ilişkin somut deliller bulunduğu ileri sürülüyorsa değerlendirme farklılaşabilir.
Tutuklama Sorgusunda Savunma Nasıl Kurulmalı?
Bu tür çok şüphelili dosyalarda savunmanın yalnızca:
“Suçlamaları kabul etmiyorum.”
şeklinde bırakılması yerine, şüphelinin diğer kişilerden ayrılan hukuki durumunun ortaya konulması önemlidir.
Somut olaya göre şu sorular üzerinden savunma kurulabilir:
Müvekkile isnat edilen fiil tam olarak nedir?
Bot yazılımla somut bağlantısı var mı?
Yazılımı kullandığını gösteren teknik kayıt mevcut mu?
Kişisel hesabına para geldi mi?
Geldiyse bu paranın nedeni açıklanabiliyor mu?
Müşterilere gerçeğe aykırı vaatlerde bulunduğuna ilişkin delil var mı?
Şirket içerisinde karar verme yetkisi var mıydı?
Diğer şüphelilerin suçlayıcı beyanları objektif delillerle destekleniyor mu?
Telefon veya bilgisayar incelemesinde suçlamayı destekleyen veri mevcut mu?
Bu şekilde soruşturmanın genel anlatımı yerine şüpheliye özgü delil durumu tartışılır.
Dijital Materyallere El Konulmuş Olması Tutuklama Açısından Önemli mi?
Somut dosyada değerlendirilebilecek hususlardan biridir.
Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre operasyon kapsamında dijital materyallere el konulmuş ve inceleme işlemleri sürmektedir.
Bilgisayar, telefon ve diğer dijital materyallerin soruşturma makamlarının elinde bulunması halinde şüphelinin bu materyaller üzerinde sonradan değişiklik yapma imkânının bulunup bulunmadığı, delilleri etkileme değerlendirmesinde dikkate alınabilir.
Aynı şekilde banka kayıtları gibi verilerin finans kuruluşlarından temin edilebilir olması da somut dosyada değerlendirmeye konu olabilir.
Tutuklama Kararı Verilirse Ne Yapılabilir?
Vize randevusu operasyonunda tutuklanan kişi bakımından tutuklama kararı soruşturmanın sona erdiği veya kişinin suçlu bulunduğu anlamına gelmez.
Tutuklama bir koruma tedbiridir.
Tutuklama kararına karşı kanunda öngörülen usuller kapsamında itiraz edilebilir. Ayrıca soruşturmanın ilerleyen aşamalarında yeniden tahliye talebinde bulunulması mümkündür.
Özellikle yeni deliller geldikçe tutukluluğun gerekliliği yeniden değerlendirilebilir.
Tutuklamaya İtirazda Hangi Hususlar Öne Çıkabilir?
Tutuklamaya itirazın dosyaya özgü hazırlanması gerekir.
Somut olayın özelliklerine göre;
- şüpheli hakkındaki delillerin niteliği,
- şirketteki görevinin sınırlı olması,
- bot yazılımla teknik bağlantısının bulunmaması,
- suçlamaya konu para hareketleriyle bağlantısının bulunmaması,
- dijital materyallerin toplanmış olması,
- banka kayıtlarının resmi kaynaklardan temin edilebilir olması,
- başka şüphelilerin beyanlarının objektif delillerle desteklenmemesi,
- adli kontrolün yeterli olabilecek olması
gibi hususlar değerlendirilebilir.
Burada önemli olan genel ifadeler yerine somut şüpheli hakkındaki deliller üzerinden savunma yapılmasıdır.
Yakını Vize Randevusu Operasyonunda Gözaltına Alınanlar Ne Yapmalı?
Yakını vize randevusu operasyonunda gözaltına alınan kişilerin öncelikle kişinin hangi birimde bulunduğunu, hangi soruşturma kapsamında işlem gördüğünü ve müdafi yardımından yararlanıp yararlanmadığını öğrenmesi önemlidir.
Özellikle gözaltının ilk aşamalarında ailelerin soruşturmanın bütün ayrıntılarına ulaşamaması mümkündür.
Bu nedenle paniğe kapılarak diğer şüphelilerle veya dosyada adı geçen kişilerle delilleri etkilemeye yönelik iletişim kurulması gibi davranışlardan kaçınılmalıdır.
Asıl yapılması gereken, gözaltındaki kişinin kendi bireysel hukuki durumunun belirlenmesi ve savunmasının buna göre hazırlanmasıdır.
Vize Randevusu Operasyonunda Ceza Avukatı Neden Önemlidir?
Bu soruşturma yalnızca klasik bir dolandırıcılık dosyası olarak değerlendirilmemelidir.
Dosyada;
çok sayıda şüpheli, şirket yapılanmaları, yüksek hacimli banka hareketleri, bot yazılım iddiaları, telefon ve bilgisayar incelemeleri, WhatsApp mesajları ve kişisel veriler
bir arada bulunmaktadır.
Bu nedenle savunmada farklı delil gruplarının birbirleriyle ilişkisinin incelenmesi önemlidir.
Ceza avukatının temel görevi, 49 şüpheli hakkındaki genel soruşturma anlatımından hareket etmek yerine:
“Müvekkile isnat edilen somut eylem nedir ve bunu gösterdiği ileri sürülen delil nedir?”
sorularına cevap aramak olmalıdır.
VİZE RANDEVUSU OPERASYONUNDA SAVUNMA, TAHLİYE, İSTANBUL ADLİYESİ SÜRECİ VE SIK SORULAN SORULAR
Vize Randevusu Operasyonunda Savunma Nasıl Hazırlanmalıdır?
Vize randevusu operasyonunda gözaltı işlemi uygulanan veya soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla işlem gören kişiler bakımından savunmanın en önemli noktası, soruşturmanın genelinden kişinin bireysel durumunun ayrıştırılmasıdır.
49 şüpheli hakkında adli işlem yürütülen geniş kapsamlı bir soruşturmada, kamuoyuna yansıyan toplam para hareketleri, şirketlerin faaliyetleri veya ele geçirilen dijital materyaller tek başına her şüphelinin aynı eylemlerden sorumlu olduğunu göstermez.
Savunmada öncelikle şu soruya cevap aranmalıdır:
Şüpheliye isnat edilen somut fiil nedir?
Bunun ardından ikinci temel soru gelmektedir:
Bu fiilin şüpheli tarafından gerçekleştirildiğini gösterdiği ileri sürülen somut delil nedir?
Bu iki sorunun cevabı özellikle çok şüphelili soruşturmalarda önemlidir.
Örneğin kişinin yalnızca şirket çalışanı olması, diğer şüphelilerle telefon görüşmesi yapması veya şirketin faaliyetleri kapsamında müşterilerle iletişim kurması tek başına soruşturmanın tamamından sorumlu tutulması sonucunu doğurmamalıdır.
Vize Randevusu Operasyonunda Savunmada Hangi Deliller İncelenmelidir?
Soruşturmanın niteliği gereği savunmanın yalnızca şüpheli ifadeleri üzerinden değil, objektif deliller üzerinden oluşturulması önemlidir.
Somut dosyanın kapsamına göre özellikle;
- banka hesap hareketleri,
- WhatsApp ve diğer mesajlaşma kayıtları,
- telefon inceleme raporları,
- bilgisayar ve diğer dijital materyaller,
- kullanıcı ve erişim kayıtları,
- IP ve log kayıtları,
- şirket içi görev dağılımı,
- müşteri sözleşmeleri ve faturalar,
- diğer şüphelilerin ifadeleri,
- şirket içi yazışmalar,
- para iadelerine ilişkin kayıtlar
incelenebilir.
Bu deliller yalnızca şüpheli aleyhine değil, şüpheli lehine de sonuç doğurabilir.
Örneğin telefon incelemesinde bot yazılıma ilişkin herhangi bir görüşme bulunmaması, banka hesabına soruşturma konusu müşterilerden para gelmemesi veya şirket içi yazışmaların kişinin yalnızca sınırlı bir görev yürüttüğünü göstermesi savunmada önem taşıyabilir.
Şirket Çalışanının Savunması Nasıl Kurulmalıdır?
Vize randevusu operasyonunda gözaltına alınan şirket çalışanı bakımından öncelikle kişinin gerçek görev tanımı ortaya konulmalıdır.
Şüphelinin satış personeli, müşteri temsilcisi, muhasebe çalışanı, yazılım personeli veya idari personel olması hukuki değerlendirmeyi değiştirebilir.
Örneğin müşteri temsilcisi yalnızca kendisine verilen telefon numaralarını arıyor ve müşterilere standart hizmet bilgisi veriyorsa, şirketin teknik altyapısını veya randevuların hangi yöntemle elde edildiğini bildiği doğrudan kabul edilemez.
Benzer şekilde muhasebe çalışanının tahsilatları kaydetmesi, soruşturma konusu olduğu ileri sürülen bütün faaliyetlerden haberdar olduğunu kendiliğinden göstermez.
Bu nedenle savunmada:
“Şirkette çalışıyordu.”
tespitinden:
“Soruşturma konusu bütün eylemleri biliyor ve bunlara iştirak ediyordu.”
sonucuna otomatik olarak geçilmemesi gerekir.
Şirket Sahibi ve Yöneticisinin Savunmasında Nelere Bakılmalıdır?
Şirket sahibi veya yönetici bakımından da yalnızca ticaret sicilindeki unvan yeterli değildir.
Kişinin şirket içerisindeki fiilî yetkisi ve faaliyetlere ilişkin bilgisi araştırılmalıdır.
Özellikle;
bot olduğu iddia edilen sistemin kurulmasına ilişkin talimat verip vermediği, yazılımın nasıl çalıştığını bilip bilmediği, müşteri tahsilatlarını yönetip yönetmediği, çalışanlara hangi talimatları verdiği ve müşterilere sunulan hizmet modelinin belirlenmesindeki rolü
önem taşıyabilir.
Şirket yöneticisinin ceza sorumluluğunun belirlenmesinde de kişinin kendi fiili, kastı ve iştirak biçimi somutlaştırılmalıdır.
Vize Randevusu Operasyonunda Tutuklanan Kişi Tahliye Olabilir mi?
Evet. Bir şüpheli hakkında tutuklama kararı verilmesi, soruşturma sonuna kadar mutlaka cezaevinde kalacağı anlamına gelmez.
Tutuklama bir ceza değil, koruma tedbiridir.
Soruşturma ilerledikçe delil durumu değişebilir.
Özellikle bu tür dosyalarda dijital incelemelerin tamamlanması, banka kayıtlarının ayrıştırılması, diğer şüphelilerin ifadelerinin alınması ve şirket içerisindeki görev dağılımının netleşmesi şüphelinin hukuki durumunu etkileyebilir.
Örneğin başlangıçta şirket içerisindeki konumu nedeniyle kuvvetli şüphe altında değerlendirilen bir kişi hakkında daha sonra yapılan telefon ve bilgisayar incelemelerinde soruşturma konusu yazılımla bağlantı bulunmayabilir.
Bu durumda ortaya çıkan yeni delil durumu tutukluluğun devamı değerlendirmesinde ileri sürülebilir.
Tutuklamaya İtirazda Ne Öne Sürülebilir?
Tutuklama kararına karşı yapılacak itirazın genel ifadeler yerine dosyanın somut özelliklerine dayanması önemlidir.
Örneğin somut olaya göre;
şüphelinin bot yazılımla teknik bağlantısının bulunmaması, müşteri tahsilatlarını yönetmemesi, kişisel hesabında soruşturmayla bağlantılı para hareketi bulunmaması, dijital materyallerin ele geçirilmiş olması, banka kayıtlarının resmi kurumlardan temin edilebilir olması ve adli kontrol tedbirlerinin yeterli olabilecek olması
gibi hususlar değerlendirilebilir.
Ayrıca diğer şüphelilerin suçlayıcı ifadeleri varsa, bu beyanların objektif delillerle desteklenip desteklenmediği de incelenmelidir.
Dijital İnceleme Şüphelinin Lehine Çıkarsa Tahliye İstenebilir mi?
Elbette değerlendirilebilir.
Örneğin kişinin telefonunda ve bilgisayarında;
bot yazılıma ilişkin veri, hukuka aykırı randevu alınmasına ilişkin mesaj, müşterilerin aldatılmasına yönelik görüşme veya diğer şüphelilerle bu yönde iletişim
bulunmaması şüpheli lehine değerlendirilebilecek hususlardan olabilir.
Bununla birlikte dijital materyallerin temiz çıkması tek başına otomatik tahliye anlamına gelmez. Dosyadaki bütün deliller birlikte değerlendirilir.
Ancak başlangıçtaki suç şüphesinin dayandığı olguların soruşturma ilerledikçe zayıflaması, tutukluluğun devamı bakımından önem taşıyabilir.
Başka Şüphelinin Suçlayıcı İfadesi Varsa Ne Yapılabilir?
Çok şüphelili soruşturmalarda bir şüphelinin başka bir şüpheliyi suçlayan ifadeler vermesi mümkündür.
Örneğin çalışan:
“Bize bu şekilde çalışmamızı şirket yöneticisi söyledi.”
şeklinde beyanda bulunabilir.
Böyle bir durumda yalnızca beyanın varlığına değil;
beyanın kendi içinde tutarlı olup olmadığına, soruşturmanın farklı aşamalarında değişip değişmediğine ve telefon, mesaj, banka veya dijital kayıtlarla desteklenip desteklenmediğine
bakılmalıdır.
Aynı şekilde şüphelinin kendi sorumluluğunu azaltmak amacıyla başka bir kişiyi suçlayıp suçlamadığı da somut dosya içerisinde değerlendirilebilir.
Vize Randevusu Operasyonunda Dolandırıcılık Savunmasının En Önemli Noktası Nedir?
Dolandırıcılık suçlaması bakımından önemli meselelerden biri hileli davranışın ve başlangıçtaki kastın somutlaştırılmasıdır.
Bir şirket müşterisinden ücret almış ve daha sonra randevuyu temin edememiş olabilir.
Bu durumda doğrudan:
“Randevu alınamadı, o halde dolandırıcılık vardır.”
sonucuna varılması doğru değildir.
Müşteriye başlangıçta ne söylendiği, hizmetin gerçekten sunulmaya çalışılıp çalışılmadığı, randevu almak amacıyla işlem yapılıp yapılmadığı ve ücretin hangi hizmet karşılığında alındığı incelenmelidir.
Özellikle çok sayıda müşteriye gerçekten hizmet verilmiş veya randevu temin edilmiş olması gibi olgular varsa, bunların soruşturma dosyasındaki iddialarla birlikte değerlendirilmesi gerekebilir.
Vize Randevusu Operasyonunda Para İadesi Yapılmışsa Önemli midir?
Somut olayın niteliğine göre önemli olabilir.
Müşterinin hizmet alamadığı durumlarda şirketin ücret iadesi yapmış olması, taraflar arasındaki ilişkinin niteliğinin değerlendirilmesinde dikkate alınabilir.
Örneğin şirketin sistematik şekilde hizmet veremediği müşterilere ücretlerini iade ettiğine ilişkin kayıtlar varsa, bu husus başlangıçtan itibaren aldatma kastıyla hareket edildiği iddiası bakımından değerlendirilebilir.
Ancak para iadesi yapılması da tek başına herhangi bir suçun oluşmadığını kesin olarak göstermez.
Dosyanın tamamına bakılması gerekir.
Gerçekten Vize Randevusu Alınan Müşteriler Savunma Açısından Önemli mi?
Evet, somut isnada göre önemli olabilir.
Şirketin gerçekten binlerce müşteriye danışmanlık hizmeti verdiği veya belirli müşterilere vaat edilen hizmetleri gerçekleştirdiği ortaya konulabiliyorsa, ticari faaliyetin gerçek niteliğinin belirlenmesinde bu husus değerlendirilebilir.
Özellikle savcılık tarafından şirket faaliyetlerinin tamamının baştan itibaren hileli bir sistem olduğu ileri sürülüyorsa, gerçekten hizmet alan müşterilere ilişkin kayıtlar savunma bakımından önem kazanabilir.
Fatura, sözleşme, randevu kayıtları, müşteri yazışmaları ve hizmetin tamamlandığını gösteren belgeler bu kapsamda incelenebilir.
Vize Randevusu Operasyonunda Bot Yazılım Savunması Nasıl Yapılır?
Bot yazılım iddiasında ilk yapılması gereken, kullanılan programın teknik olarak ne yaptığının belirlenmesidir.
“Bot” kelimesinin kullanılması tek başına yazılımın suç amacıyla tasarlandığını veya hukuka aykırı olduğunu göstermez.
Bu nedenle teknik incelemede;
programın hangi internet sistemlerine eriştiği, kullanıcı adına hangi işlemleri gerçekleştirdiği, güvenlik tedbirlerini aşıp aşmadığı, sisteme zarar verip vermediği ve hangi kullanıcılar tarafından çalıştırıldığı
belirlenmelidir.
Bunun ardından şüphelinin bu programla bağlantısı incelenmelidir.
Şirket içerisinde böyle bir yazılımın bulunması ile belirli bir çalışanın programı bilerek kullanması aynı şey değildir.
Vize Randevusu Operasyonunda Avukat Dosyada Neleri İncelemelidir?
Bu tür bir soruşturmanın savunmasında yalnızca şüpheli ifadesine odaklanmak yeterli olmayabilir.
Dosyada özellikle dört delil grubunun birlikte incelenmesi önemlidir:
1. Dijital deliller: Telefon, bilgisayar, WhatsApp, e-posta, yazılım ve log kayıtları.
2. Mali deliller: Şirket ve şahıs banka hesapları, para transferleri, faturalar ve iadeler.
3. Şirket kayıtları: Görev dağılımı, yetkiler, sözleşmeler ve ticari faaliyetler.
4. Kişi delilleri: Müşteri beyanları, çalışan ifadeleri ve diğer şüphelilerin anlatımları.
Bütün bunlar bir araya getirildikten sonra şüpheliye isnat edilen somut eylemin gerçekten ortaya konulup konulmadığı değerlendirilmelidir.
Vize Randevusu Operasyonunda İstanbul Adliyesi ve Çağlayan Süreci
Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre soruşturma İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinasyonunda yürütülmektedir.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul Adalet Sarayı’nda, kamuoyunda yaygın olarak kullanılan adıyla Çağlayan Adliyesi’nde faaliyet göstermektedir.
Bu nedenle vize randevusu operasyonunda gözaltına alınan kişinin yakınları, özellikle İstanbul’da yürütülen soruşturmalarda emniyet işlemlerinden sonraki savcılık ve sulh ceza hâkimliği sürecini yakından takip etmek isteyebilir.
Ancak operasyonun birden fazla ilde gerçekleştirilmiş olması nedeniyle her şüphelinin işlemlerinin aynı yerde ve aynı zamanda yapılacağı varsayılmamalıdır.
Şüphelinin hangi soruşturma dosyasında, hangi birim tarafından ve hangi usul kapsamında işlem gördüğünün ayrıca belirlenmesi gerekir.
Vize Randevusu Operasyonu Avukatı Arayanlar Nelere Dikkat Etmeli?
Yakını vize randevusu operasyonunda gözaltına alınan veya tutuklamaya sevk edilen kişiler açısından zamanlama önemlidir.
Özellikle ifade alınmadan önce kişinin dosyadaki konumunun mümkün olduğu ölçüde belirlenmesi ve savunmanın buna göre hazırlanması gerekir.
Bu soruşturmanın;
dolandırıcılık iddiaları, bilişim sistemleri, kişisel veriler, banka hareketleri, şirket faaliyetleri ve dijital deliller
gibi farklı hukuki ve teknik meseleleri birlikte içerebilmesi nedeniyle dosyanın bütün olarak değerlendirilmesi önem taşır.
Ceza avukatı açısından temel mesele yalnızca operasyon hakkında genel bilgi sahibi olmak değil, gözaltındaki kişinin diğer şüphelilerden ayrılan hukuki durumunu ortaya koyabilmektir.
Yakını Vize Randevusu Operasyonunda Gözaltına Alınan Kişi Ne Yapmalı?
Yakınların ilk öğrenmesi gereken hususlar kişinin nerede bulunduğu, hangi soruşturma kapsamında işlem gördüğü ve müdafi yardımından yararlanıp yararlanmadığıdır.
Özellikle çok şüphelili operasyonlarda ailelerin dosyanın bütün ayrıntılarına ilk anda ulaşamaması mümkündür.
Bununla birlikte kişinin savunması açısından önemli olabilecek;
iş sözleşmesi, görev tanımı, şirket içerisindeki yetkisini gösteren belgeler, banka transferlerinin açıklamasını gösteren kayıtlar veya yürütülen gerçek ticari faaliyetlere ilişkin belgeler
mevcutsa bunların korunması önemlidir.
Deliller üzerinde değişiklik yapılmamalı, kayıtlar silinmemeli ve diğer şüphelilerle ifadeleri koordine etmeye yönelik girişimlerden kaçınılmalıdır.
Vize Randevusu Operasyonunda Gözaltındaki Kişinin Avukatı Dosyaya Ulaşabilir mi?
Müdafi, CMK kapsamında soruşturma dosyasını inceleme ve kanunun izin verdiği ölçüde belgelerden örnek alma hakkına sahiptir. Bununla birlikte soruşturmanın niteliğine göre kanunda öngörülen şartlarla müdafiin dosya inceleme yetkisine ilişkin kısıtlama kararı bulunması mümkündür.
Bu nedenle soruşturmanın ilk saatlerinde dosyanın tamamına erişilememesi ihtimali vardır.
Böyle bir durumda dahi kişinin gözaltı süreci, ifade işlemi, savcılık sevki ve gerektiğinde sulh ceza hâkimliği sorgusunda müdafi yardımından yararlanması mümkündür.
Vize Randevusu Operasyonunda Gözaltına Alınan Kişi Kesin Tutuklanır mı?
Hayır.
Vize randevusu operasyonunda gözaltı uygulanmış olması tutuklama kararı verileceği anlamına gelmez.
Gözaltı ile tutuklama birbirinden farklı koruma tedbirleridir.
Savcılık kişinin serbest bırakılmasına karar verebilir veya somut dosyanın durumuna göre adli kontrol ya da tutuklama talebiyle hâkimliğe sevk edebilir.
Tutuklamaya sevk halinde ise nihai değerlendirme sulh ceza hâkimliği tarafından yapılır.
Sık Sorulan Sorular
Vize randevusu operasyonunda kaç şüpheli hakkında işlem yapıldı?
11 Ağustos 2026 tarihinde kamuoyuna açıklanan bilgilere göre İstanbul merkezli 6 ilde yürütülen soruşturma kapsamında 49 şüpheli hakkında adli işlem gerçekleştirildiği bildirildi.
Vize randevusu operasyonu hangi illerde yapıldı?
Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre İstanbul, Ankara, Antalya, Balıkesir, Bursa ve İzmir’de toplam 63 adrese yönelik operasyon gerçekleştirildi.
Vize randevusu operasyonunda gözaltına alınanlar tutuklanır mı?
Gözaltı otomatik olarak tutuklama anlamına gelmez. Her şüphelinin kendisine isnat edilen eylemi, delil durumu ve tutuklamanın kanuni koşulları ayrı değerlendirilir.
Şirket çalışanı olmak suç için yeterli midir?
Hayır. Bir şirkette çalışmak, o şirketle ilişkilendirilen bütün eylemlerden otomatik ceza sorumluluğu doğurmaz. Çalışanın hangi işlemleri yaptığı ve isnat edilen faaliyetlerden haberdar olup olmadığı araştırılmalıdır.
Şirket sahibi olduğu için kişi tutuklanabilir mi?
Şirket sahibi olmak tek başına tutuklama nedeni değildir. Kişinin somut eylemi, deliller ve tutuklamanın kanuni şartları ayrıca değerlendirilmelidir.
Bot yazılım kullanmak suç mudur?
Her otomatik yazılım kullanımı kendiliğinden suç değildir. Yazılımın ne yaptığı, sisteme ne şekilde eriştiği ve somut olayda hangi amaçla kullanıldığı teknik ve hukuki açıdan değerlendirilmelidir.
Banka hesabına vize müşterilerinden para gelmesi suç mudur?
Tek başına değildir. Paranın hangi hizmet karşılığında gönderildiği, müşteriye ne vaat edildiği ve kişinin bu işlemdeki rolü incelenmelidir.
Vize randevusu alınamadığında dolandırıcılık suçu oluşur mu?
Her hizmetin yerine getirilememesi dolandırıcılık değildir. Dolandırıcılık bakımından somut olayda hileli davranışların ve suçun diğer unsurlarının bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir.
WhatsApp mesajları delil olur mu?
Usulüne uygun elde edilen mesajlar delil olarak değerlendirilebilir. Ancak mesajların bağlamından koparılmadan incelenmesi gerekir.
Başka şüphelinin beni suçlaması tutuklanmam için yeterli midir?
Tek bir şüpheli beyanının dosyadaki ağırlığı somut olaya göre değerlendirilir. Beyanın objektif delillerle desteklenip desteklenmediği önem taşır.
Telefon ve bilgisayar incelemesi ne kadar önemli?
Bu soruşturmanın dijital niteliği nedeniyle önemli olabilir. İncelemeler şüpheli aleyhine olduğu kadar lehine deliller de ortaya çıkarabilir.
Tutuklama kararı verilirse itiraz edilebilir mi?
Evet. Tutuklama kararına karşı kanunda öngörülen usuller çerçevesinde itiraz edilebilir. Soruşturma ilerledikçe yeniden tahliye talebinde bulunulması da mümkündür.
Dijital inceleme temiz çıkarsa tahliye mümkün mü?
Bu durum şüpheli lehine değerlendirilebilir ancak tek başına otomatik tahliye sonucu doğurmaz. Dosyadaki bütün deliller birlikte değerlendirilir.
Yakını vize randevusu operasyonunda gözaltına alınan kişi ne yapmalı?
Öncelikle kişinin hangi birimde ve hangi soruşturma kapsamında bulunduğu öğrenilmeli; ardından müdafi yardımından yararlanması sağlanmalıdır. Özellikle ifade ve adliyeye sevk aşamalarında kişinin bireysel durumuna göre savunma oluşturulması önemlidir.
Sonuç
Vize randevusu operasyonunda gözaltı ve adli işlem süreci, çok sayıda şüpheli, şirket yapılanmaları, banka hareketleri ve dijital materyaller nedeniyle kapsamlı bir ceza soruşturması niteliğindedir.
Ancak soruşturmanın büyüklüğü, hakkında işlem yapılan herkesin aynı eylemi gerçekleştirdiği veya aynı derecede ceza sorumluluğunun bulunduğu anlamına gelmez.
Ceza sorumluluğu şahsidir.
Bu nedenle her şüpheli bakımından;
şirket içerisindeki görevi, bot yazılımla bağlantısı, banka hareketleri, müşteri görüşmeleri, telefon ve bilgisayar kayıtları, diğer şüphelilerle ilişkisi ve isnat edilen eylemi bilip bilmediği
ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Özellikle vize randevusu operasyonunda gözaltına alınan veya tutuklamaya sevk edilen kişinin savunmasında, soruşturmanın genel anlatımından ziyade kişiye isnat edilen somut fiile ve bu fiili desteklediği ileri sürülen delillere odaklanılması önemlidir.
Yakını gözaltında bulunan kişiler bakımından ise ifade, savcılık ve sulh ceza hâkimliği aşamalarının dosyanın ilerleyen süreci açısından önemli olduğu unutulmamalıdır.
Bu nedenle savunmanın temel sorusu şudur:
“Bu şüpheliye isnat edilen somut eylem nedir ve bu eylemi gerçekleştirdiğini gösterdiği ileri sürülen somut delil nedir?”
Bu soruların cevabı ortaya konulmadan yalnızca şirket bağlantısı, yüksek toplam para hareketleri veya diğer kişilerin eylemleri üzerinden toplu bir ceza sorumluluğu değerlendirmesi yapılmamalıdır.

