Kavgada birini yaraladım ve karşı taraf benden şikayetçi oldu, hakkımda soruşturma açılır mı, ifadeye çağrılır mıyım veya hapse girer miyim gibi sorular, kavga sonrasında şüpheli sıfatıyla karşılaşan kişilerin en çok merak ettiği konular arasındadır.
Bir tartışmanın aniden kavgaya dönüşmesi, bir kişinin diğerine yumruk veya tekme atması ya da kavga sırasında karşı tarafın düşerek yaralanması ceza hukuku bakımından farklı sonuçlar doğurabilir. Yaralanmanın niteliği, kullanılan araç, tarafların hareketleri, olayın nasıl başladığı ve meydana gelen netice cezanın belirlenmesinde önem taşır.
Bu nedenle “kavga ettim, karşı taraf şikayetçi oldu” denildiğinde verilecek ceza yalnızca yaralanmanın mevcut olup olmadığına bakılarak belirlenmez.
Örneğin;
- yaralanmanın basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir olup olmadığı,
- kemik kırığı veya çıkığı meydana gelip gelmediği,
- yaralamanın yaşamı tehlikeye sokup sokmadığı,
- silah veya silah sayılabilecek bir araç kullanılıp kullanılmadığı,
- olayın karşılıklı kavga niteliğinde olup olmadığı,
- ilk haksız hareketin kimden geldiği,
- meşru savunma şartlarının bulunup bulunmadığı,
- haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı
dosyanın sonucunu değiştirebilir.
Dolayısıyla kavgada birini yaralamak her olayda aynı cezayı doğurmaz.
Kasten Yaralama Suçu Nedir?
Kasten yaralama suçu Türk Ceza Kanunu’nun 86 ve devamı maddelerinde düzenlenmektedir. Bir kişinin başka bir kişinin vücuduna acı vermesi, sağlığının veya algılama yeteneğinin bozulmasına neden olması kasten yaralama suçunu oluşturabilir.
Kasten yaralamanın mutlaka ağır bir yaralanmaya yol açması gerekmez.
Kavga sırasında atılan bir yumruk, tekme, tokat veya başka bir fiziksel müdahale somut olayın özelliklerine göre kasten yaralama kapsamında değerlendirilebilir.
Ancak burada önemli olan yalnızca fiziksel temas değildir.
Örneğin karşı tarafın size saldırması üzerine kendinizi korumak amacıyla gerçekleştirdiğiniz hareketlerde meşru savunma hükümlerinin değerlendirilmesi gerekebilir.
Benzer şekilde karşı tarafın ağır hakareti, saldırısı veya başka bir haksız davranışının hemen ardından meydana gelen yaralama olaylarında haksız tahrik gündeme gelebilir.
Bu nedenle ceza soruşturmasında olayın yalnızca sonucu değil, nasıl başladığı ve nasıl geliştiği de araştırılmalıdır.
Kavgada Birini Yaraladım, Hapse Girer miyim?
“Kavgada birini yaraladım, hapse girer miyim?” sorusunun tek bir cevabı bulunmamaktadır.
Öncelikle yaralamanın niteliğinin belirlenmesi gerekir.
Adli raporda yaralanmanın basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olduğunun belirtilmesi ile kemik kırığına veya hayati tehlikeye neden olan bir yaralanmanın bulunması aynı hukuki sonucu doğurmaz.
Örneğin basit bir yumruklaşma sonucunda meydana gelen hafif yaralanma ile kavga sırasında kişinin çenesinin veya burnunun kırılması arasında ceza sorumluluğu bakımından önemli farklar bulunmaktadır.
Aynı şekilde olayda bıçak, silah veya TCK bakımından silah niteliğinde değerlendirilebilecek başka bir araç kullanılması da suçun hukuki niteliğini ve yaptırımını ağırlaştırabilir.
Bu nedenle yalnızca “karşı taraf rapor aldı” bilgisine bakılarak kişinin hapis cezası alıp almayacağını söylemek mümkün değildir.
Kavga Ettim, Karşı Taraf Rapor Aldı: Ne Olur?
Kavga sonrasında karşı taraf hastaneye başvurarak darp raporu alabilir.
Bu rapor soruşturma dosyasında önemli delillerden biri olacaktır. Ancak darp raporunun bulunması, tek başına olayın karşı tarafın anlattığı şekilde gerçekleştiğini kanıtlamaz.
Örneğin iki kişinin karşılıklı olarak birbirine vurduğu bir olayda her iki taraf da yaralanmış ve rapor almış olabilir.
Bu durumda savcılık;
- tarafların ifadelerini,
- kamera görüntülerini,
- görgü tanıklarını,
- adli muayene raporlarını,
- olay öncesindeki mesajları,
- telefon kayıtlarını,
- olayın gerçekleştiği yerin özelliklerini
birlikte değerlendirebilir.
Özellikle işyeri, restoran, kafe, apartman girişi, site, otopark veya sokakta meydana gelen kavgalarda kamera kayıtları olayın nasıl başladığını ortaya koyabilmesi bakımından son derece önemli olabilir.
Kamera kayıtlarının zaman içerisinde silinebileceği de dikkate alınmalıdır.
Kasten Yaralamadan İfadeye Çağrıldım, Ne Yapmalıyım?
Kavga sonrasında karşı tarafın şikayetçi olması üzerine polis veya savcılık tarafından ifadeye çağrılabilirsiniz.
Kasten yaralamadan ifadeye çağrıldım şeklinde bir durumla karşılaşılması, kişinin mutlaka mahkum edileceği anlamına gelmez.
Soruşturma aşamasında şüphelinin vereceği ifade önemlidir.
Çünkü kavganın nasıl başladığı, ilk saldırının kimden geldiği, kişinin kendisini savunup savunmadığı ve karşı tarafın olay öncesindeki davranışları çoğu zaman bu aşamada ortaya konulmaktadır.
Örneğin olay gerçekte karşı tarafın saldırısıyla başlamışsa yalnızca “evet, ben de vurdum” şeklindeki bağlamından kopuk bir anlatım olayın gerçek niteliğini yansıtmayabilir.
Savunmada olayın başlangıcı, gelişimi ve sona ermesi bir bütün olarak değerlendirilmelidir.
Karşı Taraf İlk Yumruğu Attıysa Ne Olur?
Kavgalarda en önemli tartışmalardan biri ilk haksız hareketin kimden geldiğidir.
Karşı tarafın ilk yumruğu atmış olması otomatik olarak sonrasında gerçekleştirilen her türlü eylemi hukuka uygun hale getirmez.
Ancak olayın koşullarına göre meşru savunma veya haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gündeme gelebilir.
Örneğin bir kişi size saldırdığı sırada saldırıyı bertaraf etmek amacıyla karşılık vermeniz ile saldırı sona erdikten sonra karşı tarafı takip ederek yaralamaya devam etmeniz aynı şekilde değerlendirilmeyebilir.
Meşru savunmada saldırının mevcut olması ve savunmanın saldırıyı bertaraf etmeye yönelik olması önemlidir.
Bu ayrım özellikle kamera görüntülerinin bulunduğu kavga dosyalarında açık şekilde ortaya çıkabilir.
Karşılıklı Kavga Durumunda Kim Ceza Alır?
Toplumda zaman zaman “karşılıklı kavga olursa kimse ceza almaz” şeklinde yanlış bir düşünce bulunmaktadır.
Oysa iki kişinin birbirini yaralaması halinde her iki kişinin de eylemleri ayrı ayrı değerlendirilebilir.
Örneğin A’nın B’ye yumruk atması ve B’nin de A’ya vurması halinde her iki taraf bakımından meydana gelen yaralanmalar ve olayın gelişimi incelenir.
Bununla birlikte ilk haksız hareketin hangi taraftan geldiğinin belirlenemediği durumlar da ortaya çıkabilir.
Bu noktada tanık anlatımları, kamera görüntüleri ve olayın diğer delilleri önem kazanır.
Yumrukla Yaralamanın Cezası Var mı?
Evet. Bir kişiye yumruk atılması sonucunda vücuduna acı verilmesi veya sağlığının bozulması kasten yaralama kapsamında değerlendirilebilir.
Ancak sonuç meydana gelen yaralanmaya göre değişebilir.
Basit nitelikteki bir yaralanma ile örneğin yumruk sonucunda:
burun kırılması, çene kırılması, diş kaybı veya başka ciddi bir netice meydana gelmesi aynı hukuki değerlendirmeye tabi değildir.
Bu nedenle kavga dosyalarında adli raporun içeriği özellikle önemlidir.
Kavgada Burun Kırılırsa Ceza Artar mı?
Kavgalarda sık karşılaşılan durumlardan biri burun kırılmasıdır.
Kemik kırığının meydana gelmesi halinde TCK’nın neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralamaya ilişkin hükümlerinin değerlendirilmesi gerekebilir.
Burada yalnızca “kırık var” denilmesiyle yetinilmez. Adli tıp değerlendirmelerinde kırığın kişinin hayat fonksiyonlarına etkisi de önem taşıyabilir.
Bu nedenle:
“Kavgada burnunu kırdım, ne kadar ceza alırım?”
sorusunun yanıtı olayın tamamı ve sağlık raporları incelenmeden kesin şekilde verilemez.
Kavgada Bıçak Kullanılırsa Ne Olur?
Kavgada bıçak kullanılması dosyanın hukuki değerlendirmesini önemli ölçüde değiştirebilir.
TCK bakımından silahla işlenen kasten yaralama, basit bir yumruklaşmadan farklı şekilde düzenlenmiştir.
Üstelik bıçak kullanılan her olay yalnızca “yaralama” olarak kalmayabilir.
Somut olayda darbenin yöneltildiği vücut bölgesi, darbe sayısı, kullanılan bıçağın özellikleri, yaranın niteliği ve olayın gerçekleşme biçimi dikkate alınarak öldürme kastının bulunup bulunmadığı dahi tartışma konusu olabilir.
Örneğin hayati bölgeye yönelik bıçak darbeleri bulunan bir dosyada savcılığın olayın hukuki vasfını farklı değerlendirmesi mümkündür.
Dolayısıyla bıçaklı kavga nedeniyle ifadeye çağrılan kişinin dosyası sıradan bir darp dosyası gibi değerlendirilmemelidir.
Şikayetçi Olursa Hemen Dava Açılır mı?
Hayır.
Bir kişinin şikayetçi olması doğrudan mahkumiyet kararı verileceği veya mutlaka kamu davası açılacağı anlamına gelmez.
Öncelikle Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma yürütülür.
Savcılık soruşturma sonucunda yeterli şüphe bulunduğu kanaatine ulaşırsa iddianame düzenleyebilir. Yeterli şüphe oluşturacak delil bulunmadığı kanaatine varılması halinde ise koşulları oluştuğunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi gündeme gelebilir.
Bu nedenle yaralama soruşturmasının ifade aşaması, dosyanın ilerleyen süreci bakımından önem taşımaktadır.
KASTEN YARALAMA SUÇUNDA ŞİKAYET, KEMİK KIRIĞI, TAHRİK, MEŞRU SAVUNMA VE TUTUKLAMA
Karşı Taraf Şikayetini Geri Çekerse Dava Düşer mi?
Kavgada birini yaraladım ve karşı taraf daha sonra şikayetinden vazgeçti şeklindeki olaylarda en çok yapılan hatalardan biri, şikayetin geri çekilmesiyle soruşturmanın veya davanın her durumda sona ereceğinin düşünülmesidir.
Kasten yaralama suçunda şikayetten vazgeçmenin sonucu, öncelikle isnat edilen fiilin şikayete tabi olup olmadığına göre değişir.
Basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif kasten yaralamanın bazı halleri şikayete bağlıdır. Buna karşılık suçun nitelikli veya daha ağır sonuç doğuran bazı biçimlerinde soruşturma ve kovuşturma şikayete bağlı olmaksızın devam edebilir.
Dolayısıyla;
“Karşı taraf şikayetini geri çekti, artık dosya kapanır.”
şeklinde kesin bir sonuca varmak doğru değildir.
Öncelikle adli rapor, suçun hangi TCK maddesi kapsamında değerlendirildiği ve olayın özellikleri incelenmelidir.
Kavgada Kemik Kırılmasının Cezası Nedir?
Kavgada kemik kırılması, kasten yaralama dosyalarında cezanın belirlenmesini doğrudan etkileyebilecek önemli sonuçlardan biridir.
Kavga sırasında atılan yumruk veya tekme sonucunda karşı tarafın;
- burnunun,
- çenesinin,
- kolunun,
- kaburgasının,
- el veya parmak kemiklerinin
kırılması mümkündür.
Kemik kırığı meydana gelmiş olması, yaralamanın basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek hafif bir yaralanmadan farklı değerlendirilmesine yol açabilir.
Türk Ceza Kanunu’nun 87. maddesinde kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış halleri düzenlenmektedir. Yaralamanın vücutta kemik kırılmasına veya çıkığına neden olması halinde, kırık veya çıkığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre temel ceza üzerinden artırım gündeme gelebilir.
Bu nedenle “kavgada burnunu kırdım, ne olur?” veya “yumrukla çene kırmanın cezası nedir?” sorularında yalnızca kırığın bulunup bulunmadığına bakılması yeterli değildir.
Adli raporda kırığın hayat fonksiyonlarına etkisinin nasıl değerlendirildiği de incelenmelidir.
Yumruk Attım, Burnu Kırıldı: Hapse Girer miyim?
Bir kişinin kavga sırasında attığı yumruk sonucunda karşı tarafın burnunun kırılması, ceza soruşturmasını basit bir yaralama olayından daha ciddi hale getirebilir.
Ancak burun kırılması otomatik olarak kişinin cezaevine gireceği anlamına gelmez.
Dosyada;
olayın nasıl başladığı, ilk haksız hareket, sanığın kastı, sabıkası, yaralanmanın derecesi, haksız tahrik veya meşru savunma hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı ve mahkemenin belirleyeceği sonuç ceza birlikte önem taşır.
Bu nedenle internette yalnızca yaralanmanın adına bakılarak yapılan “kesin şu kadar yıl ceza alırsınız” şeklindeki değerlendirmeler yanıltıcı olabilir.
İlk Kez Yaralama Suçu İşledim, Cezaevine Girer miyim?
Google’da sık araştırılan sorulardan biri de “ilk kez yaralama suçu işledim, hapse girer miyim?” sorusudur.
Kişinin daha önce sabıkasının bulunmaması elbette önem taşıyabilir. Ancak sabıkasız olmak tek başına kişinin hiçbir şekilde hapis cezasıyla karşılaşmayacağı anlamına gelmez.
Mahkeme öncelikle suçun sabit olup olmadığını ve sabit görülmesi halinde hangi cezanın uygulanacağını belirler.
Bundan sonra somut olayın şartlarına göre cezanın bireyselleştirilmesine ilişkin kurumların uygulanma koşulları ayrıca değerlendirilir.
Bu nedenle ilk defa kavgaya karışmış olmak, dosyanın sonucunun otomatik olarak beraat veya para cezası olacağı anlamına gelmez.
Özellikle silahla yaralama, kemik kırığı, hayati tehlike veya daha ağır neticelerin bulunduğu dosyalarda olayın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Kasten Yaralama Suçunda Haksız Tahrik Nedir?
Kavga dosyalarında savunma açısından en önemli konulardan biri haksız tahrik hükümleridir.
TCK m.29 kapsamında, haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işlenmesi halinde cezada indirim gündeme gelebilir.
Örneğin taraflar arasında tartışma çıktığını ve karşı tarafın ilk olarak ağır bir haksız davranışta bulunduğunu düşünelim.
Bu davranışın hemen ardından kavganın başlaması ve yaralama eyleminin gerçekleşmesi halinde olayın koşullarına göre haksız tahrik tartışılabilir.
Ancak her tartışma otomatik olarak haksız tahrik değildir.
Mahkeme;
ilk haksız hareketi, olayın gelişimini, tarafların davranışlarını ve eylemler arasındaki bağlantıyı değerlendirecektir.
Bu nedenle soruşturma aşamasında “kavga çıktı, ben de vurdum” şeklindeki kısa bir ifade yerine olayın başlangıcının doğru biçimde açıklanması önem taşıyabilir.
İlk Haksız Hareketin Kimden Geldiği Belli Değilse Ne Olur?
Kavga dosyalarında sık karşılaşılan sorunlardan biri tarafların birbirini suçlamasıdır.
Bir taraf:
“İlk o vurdu.”
derken diğer taraf da aynı iddiada bulunabilir.
Bu durumda olayın çözümünde objektif deliller önem kazanır.
Özellikle kamera görüntüsü varsa kavganın ilk saniyeleri dikkatle incelenmelidir. Görüntüler yalnızca kimin yumruk attığını değil, kavganın hemen öncesindeki fiziksel hareketleri de gösterebilir.
Tanıkların olayın tamamını görüp görmediği de önemlidir.
Ayrıca tarafların yaralanma biçimleri ve adli raporları, bazı olaylarda anlatımların doğruluğunun değerlendirilmesine katkı sağlayabilir.
Karşı Taraf Bana Saldırdı, Ben de Vurdum: Suç Olur mu?
“Karşı taraf bana saldırdı, ben de kendimi korumak için vurdum” şeklindeki olaylarda meşru savunma gündeme gelebilir.
Meşru savunma, haksız tahrikten farklıdır.
TCK m.25 kapsamında belirli şartları taşıyan meşru savunma halinde gerçekleştirilen eylem hukuka uygun kabul edilebilir.
Örneğin bir kişinin size fiziksel olarak saldırdığı sırada saldırıyı engellemek amacıyla karşılık vermeniz somut olayın şartlarına göre meşru savunma kapsamında değerlendirilebilir.
Ancak saldırı sona erdikten sonra gerçekleştirilen eylemler bakımından durum farklılaşabilir.
Örneğin saldırganın uzaklaşmasına rağmen peşinden gidilerek yeniden vurulması halinde savunmanın saldırıyı bertaraf etme amacı taşıyıp taşımadığı tartışılacaktır.
Bu nedenle “ilk o vurdu” demek tek başına meşru savunmanın kabul edilmesi için yeterli değildir.
Meşru Müdafaa Nasıl İspatlanır?
Kasten yaralama dosyasında meşru savunma iddiasının değerlendirilmesinde olayın delilleri önem taşır.
Bunların başında kamera görüntüleri gelebilir.
Özellikle kavga;
restoran, gece kulübü, kafe, işyeri, apartman, site girişi, otopark, AVM veya kameraların bulunduğu bir sokakta meydana geldiyse görüntülerin tespit edilmesi önemlidir.
Bunun yanında;
- görgü tanıkları,
- tarafların adli raporları,
- olay öncesindeki mesajlaşmalar,
- tehdit içerikli mesajlar,
- olay yerine ilişkin kayıtlar,
- kolluk tutanakları
savunma bakımından önem taşıyabilir.
Burada kritik noktalardan biri delillerin zamanında toplanmasıdır.
Bazı güvenlik kameralarının kayıtları belirli süre geçtikten sonra otomatik olarak silinebilmektedir. Bu nedenle olaydan uzun süre sonra kamera kaydı araştırılması sonuçsuz kalabilir.
Kavgada Karşı Taraf da Beni Yaraladıysa Ne Yapmalıyım?
Karşılıklı kavgalarda yalnızca diğer tarafın aldığı rapora odaklanılmamalıdır.
Şüphelinin kendisinde de yaralanma bulunuyorsa bunun belgelenmesi olayın nasıl gerçekleştiğinin değerlendirilmesinde önem taşıyabilir.
Örneğin karşı taraf “bana sebepsiz yere saldırdı” şeklinde ifade verirken şüphelinin vücudunda da saldırıyla uyumlu yaralanmalar bulunması olayın farklı şekilde gelişmiş olabileceğine işaret edebilir.
Dolayısıyla karşılıklı kavga nedeniyle ifadeye çağrılan kişinin kendi yaralanmalarını ve lehine olan delilleri de dosyaya sunması önemlidir.
Kasten Yaralama Suçunda Tutuklama Olur mu?
Kasten yaralamadan tutuklanır mıyım? sorusunun cevabı yine somut olayın özelliklerine bağlıdır.
Her yaralama soruşturmasında tutuklama kararı verilmez.
Tutuklama, bir koruma tedbiridir ve kanundaki şartların bulunması gerekir. Suçun işlendiğine dair kuvvetli şüpheyi gösteren somut deliller yanında bir tutuklama nedeninin bulunması ve tedbirin ölçülü olması değerlendirilir.
Basit bir yaralama dosyası ile ağır sonuçların meydana geldiği veya olayın niteliğinin daha ağır bir suça ilişkin tartışma doğurduğu dosya aynı değildir.
Özellikle bıçak, ateşli silah, hayati bölgeye yönelik darbeler veya ağır yaralanmaların bulunduğu olaylarda soruşturmanın kapsamı farklılaşabilir.
Yaralama Nedeniyle Gözaltına Alındım, Ne Olur?
Bir kavga sonrasında kolluk tarafından yakalanan kişi gözaltına alınabilir.
Yaralama nedeniyle gözaltına alınmak, kişinin tutuklanacağı anlamına gelmez.
Gözaltı sürecinin ardından soruşturmanın durumuna göre kişinin serbest bırakılması, savcılığa sevk edilmesi ve gerekli görülmesi halinde hakimlik önüne çıkarılması gibi farklı ihtimaller bulunmaktadır.
Bu aşamada özellikle ilk ifade önem taşır.
Çünkü olayın nasıl başladığına ilişkin kamera görüntülerinin araştırılması, tanıkların belirtilmesi ve şüphelinin kendi yaralanmalarının ortaya konulması soruşturmanın ilerleyen aşamalarını etkileyebilir.
Bıçaklı Kavgada Tutuklama Olur mu?
Bıçak kullanılan yaralama olayları daha dikkatli değerlendirilmelidir.
Çünkü bıçak kullanılması hem kasten yaralama suçunun nitelikli hali bakımından önem taşıyabilir hem de olayın özelliklerine göre failin kastına ilişkin daha ağır bir hukuki tartışma ortaya çıkarabilir.
Örneğin tek bir yüzeysel yaralama ile kişinin hayati bölgelerine çok sayıda bıçak darbesinin yöneltildiği olay aynı şekilde değerlendirilmez.
Savcılık ve mahkeme;
darbe sayısı, darbenin şiddeti, hedef alınan vücut bölgesi, kullanılan araç, tarafların olay öncesindeki davranışları ve meydana gelen neticeyi birlikte değerlendirebilir.
Bu nedenle bıçaklı kavga dosyalarında “nasıl olsa karşı taraf ölmedi, sadece yaralama olur” şeklinde hareket edilmesi doğru değildir.
Kavgada Şikayetten Vazgeçme ve Uzlaşma Aynı Şey mi?
Şikayetten vazgeçme ile uzlaştırma aynı hukuki kurum değildir.
Bir suçun şikayete tabi olup olmadığı ile uzlaştırma kapsamında bulunup bulunmadığı ayrı ayrı değerlendirilir.
Bu nedenle karşı tarafla sonradan barışılmış olması, para ödenmesi veya şikayetin geri çekilmesi halinde dosyanın kendiliğinden kapanacağı varsayılmamalıdır.
Dosyadaki suç vasfı belirlendikten sonra şikayet, uzlaştırma ve kamu davasının devam edip etmeyeceği ayrıca değerlendirilmelidir.
Kavgada Tazminat Ödemek Gerekir mi?
Kasten yaralama olayı yalnızca ceza soruşturmasına yol açmayabilir.
Yaralanan kişi somut olayın koşullarına göre zararlarının giderilmesini de talep edebilir.
Tedavi giderleri, çalışma gücü kaybı ve diğer maddi zararların yanında koşulları varsa manevi tazminat talepleri de gündeme gelebilir.
Dolayısıyla ceza dosyasında verilen karar ile taraflar arasındaki tüm hukuki uyuşmazlıkların mutlaka sona ereceği düşünülmemelidir.
Kasten Yaralama Dosyasında En Önemli Konu: Olayın İlk Dakikaları
Kavgada birini yaraladım diyerek hukuki durumunu araştıran kişinin yalnızca karşı tarafın aldığı rapora odaklanması doğru olmayabilir.
Ceza dosyasının sonucunu bazen yaralanmanın kendisinden çok;
kavgayı kimin başlattığı, kamera görüntüsü, ilk haksız hareket, tarafların kendi yaralanmaları ve olayın savunma amacıyla gerçekleşip gerçekleşmediği
belirleyebilir.
Özellikle olayın kamera kaydı bulunuyorsa bu delilin kaybolmadan soruşturma dosyasına kazandırılması önem taşıyabilir.
BIÇAKLA VE SİLAHLA YARALAMA, HAYATİ TEHLİKE, YÜZDE SABİT İZ, DİŞ KAYBI VE ÖLDÜRMEYE TEŞEBBÜS AYRIMI
Kasten yaralama soruşturmalarında olayın hukuki niteliği yalnızca “bir kişinin yaralanmış olması” üzerinden belirlenmez. Kavgada bıçak kullanılması, silahla yaralama, hayati tehlike meydana gelmesi, kemik kırığı, yüzde sabit iz veya organ fonksiyonunda kayıp gibi durumlar soruşturmanın seyrini önemli ölçüde değiştirebilir.
Özellikle kavgada birini yaraladım, bıçakla yaralamadan gözaltına alındım, silahla yaralamanın cezası nedir veya yaralama öldürmeye teşebbüse döner mi şeklinde araştırma yapan kişilerin, olayın hukuki vasfının henüz soruşturmanın başında kesinleşmemiş olabileceğini bilmesi gerekir.
Aynı eylem, dosyadaki delillere göre kasten yaralama olarak değerlendirilebileceği gibi bazı olaylarda kasten öldürmeye teşebbüs iddiasına da konu olabilir.
Bıçakla Yaralamanın Cezası Nedir?
Bıçakla gerçekleştirilen yaralama eylemleri, uygulamada sık karşılaşılan ceza soruşturmalarındandır.
Türk Ceza Kanunu bakımından bıçak, somut olayın özelliklerine göre silah kapsamında değerlendirilebilir. Bu nedenle kişinin karşı tarafı bıçakla yaralaması, çıplak elle gerçekleştirilen basit bir yaralama eyleminden farklı hukuki sonuçlar doğurabilir.
Ancak “bıçak kullanıldıysa ceza kesin olarak şu kadardır” şeklinde bir hesaplama yapmak doğru değildir.
Dosyada özellikle;
- bıçağın nasıl kullanıldığı,
- kaç darbe vurulduğu,
- darbelerin hangi bölgelere yöneltildiği,
- yaralanmanın niteliği,
- hayati tehlike meydana gelip gelmediği,
- olayın kavga sırasında mı gerçekleştiği,
- ilk haksız hareketin kimden geldiği,
- meşru savunma bulunup bulunmadığı,
- failin kastının yaralamaya mı yoksa öldürmeye mi yönelik olduğu
ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Bu nedenle bıçakla yaralama dosyalarında ilk ifade, olayın hukuki vasfının belirlenmesi açısından önem taşıyabilir.
Bıçakla Yaralama Öldürmeye Teşebbüs Sayılır mı?
Her bıçakla yaralama olayı kasten öldürmeye teşebbüs değildir.
Aynı şekilde, mağdurun hayatta kalmış olması da olayın mutlaka yalnızca kasten yaralama olarak değerlendirileceği anlamına gelmez.
Buradaki temel mesele failin kastının belirlenmesidir.
Uygulamada kastın belirlenmesinde olayın tamamı dikkate alınır. Özellikle taraflar arasındaki husumetin niteliği, kullanılan aracın öldürmeye elverişliliği, darbe sayısı, darbelerin yöneltildiği vücut bölgeleri, saldırının şiddeti ve failin olay sırasındaki davranışları önem kazanabilir.
Örneğin kol bölgesinde meydana gelen tek bir yüzeysel bıçak yarası ile göğüs veya boyun gibi hayati bölgelere art arda yöneltilen darbeler aynı hukuki değerlendirmeye tabi tutulmayabilir.
Bu ayrım son derece önemlidir.
Çünkü kasten yaralama ile kasten öldürmeye teşebbüs arasında uygulanabilecek yaptırım bakımından ciddi farklılık bulunmaktadır.
Yaralama mı Öldürmeye Teşebbüs mü? Nasıl Belirlenir?
Ceza dosyalarında en tartışmalı konulardan biri failin kastının nasıl belirleneceğidir.
Failin zihninden geçen düşünce doğrudan bilinemeyeceği için kast çoğunlukla olayın dış dünyaya yansıyan özelliklerinden hareketle değerlendirilir.
Örneğin mahkeme;
darbe sayısını, darbenin şiddetini, hedef alınan bölgeyi, kullanılan aracı, taraflar arasındaki önceki husumeti, olay sırasında söylenen sözleri ve saldırının neden sona erdiğini
birlikte değerlendirebilir.
Özellikle saldırının failin kendi iradesiyle mi sona erdiği yoksa üçüncü kişilerin müdahalesi nedeniyle mi durduğu da somut olayın değerlendirilmesinde önem taşıyabilir.
Dolayısıyla yalnızca adli raporda “hayati tehlike yoktur” yazması, her durumda öldürmeye teşebbüs ihtimalini ortadan kaldırmaz.
Bunun tersi de geçerlidir. Raporda hayati tehlike bulunması tek başına failin öldürme kastıyla hareket ettiğini kesin olarak göstermez.
Hayati Tehlike Geçiren Yaralamanın Cezası Nedir?
Kasten yaralama sonucunda mağdurun yaşamını tehlikeye sokan bir durumun meydana gelmesi, suçun hukuki değerlendirmesini ağırlaştırabilecek sonuçlardan biridir.
Burada günlük dilde kullanılan “ağır yaralandı” ifadesinden ziyade adli tıbbi değerlendirme önemlidir.
Örneğin iç organ yaralanmaları, ciddi kan kaybı veya hayati fonksiyonları etkileyen bazı yaralanmalar yaşamı tehlikeye sokan durum olarak değerlendirilebilir.
Ancak yine altını çizmek gerekir:
Hayati tehlike = otomatik olarak öldürmeye teşebbüs değildir.
Hayati tehlike, yaralamanın meydana getirdiği neticeyle ilgilidir. Öldürmeye teşebbüs tartışması ise failin kastıyla ilgilidir.
Bu iki kavramın birbirinden ayrılması gerekir.
Silahla Yaralama Suçunun Cezası Nedir?
Kasten yaralama suçunun silahla gerçekleştirilmesi, TCK kapsamında nitelikli hal olarak değerlendirilir.
Buradaki “silah” kavramı yalnızca tabancadan ibaret değildir.
Somut olayın özelliklerine göre bıçak ve saldırıda kullanılmaya elverişli bazı araçlar da ceza hukuku bakımından silah niteliğinde değerlendirilebilir.
Bu nedenle Google’da “silahla yaralama cezası” araştırması yapan kişinin öncelikle olayda kullanılan aracın niteliği ve yaralanmanın sonucunu birlikte değerlendirmesi gerekir.
Özellikle ateşli silahla gerçekleştirilen olaylarda;
silahın kaç kez ateşlendiği, atış mesafesi, mermilerin isabet ettiği bölgeler, failin hedef gözetip gözetmediği ve olayın nasıl sona erdiği önem taşıyabilir.
Silahla Yaralamadan Tutuklama Olur mu?
Silahla yaralamadan tutuklama olur mu? sorusu, gözaltına alınan kişilerin yakınları tarafından sık araştırılan konulardandır.
Tutuklama otomatik değildir.
Ancak silah kullanılan ve ağır yaralanmanın meydana geldiği dosyalarda isnadın niteliği, delil durumu ve CMK’daki tutuklama şartları bakımından daha kapsamlı bir değerlendirme yapılabilir.
Şüpheli kolluk ifadesinden sonra savcılığa sevk edilebilir. Savcılık tarafından ifadesi alındıktan sonra serbest bırakılabileceği gibi adli kontrol veya tutuklama değerlendirmesi yapılmak üzere sulh ceza hakimliğine sevk edilmesi de mümkündür.
Bu nedenle silahla yaralamadan gözaltına alınan kişinin dosyasında savunmanın yalnızca “ben öldürmek istemedim” cümlesinden ibaret bırakılmaması gerekir.
Olayın nasıl başladığı ve geliştiği delillerle birlikte değerlendirilmelidir.
Kavgada Silah Kullanıldı Ama Kim Ateş Ettiği Belli Değilse Ne Olur?
Kalabalık kavgalarda sık karşılaşılan sorunlardan biri silahın kim tarafından kullanıldığının belirlenememesidir.
Özellikle birden fazla kişinin bulunduğu olaylarda yalnızca kişinin olay yerinde bulunması, tek başına silahı onun kullandığını göstermeyebilir.
Bu tür dosyalarda;
kamera kayıtları, kriminal incelemeler, silah üzerindeki biyolojik veya diğer izler, tanık anlatımları, HTS verileri, olay yeri bulguları ve diğer maddi deliller birlikte değerlendirilebilir.
Ceza sorumluluğu şahsidir.
Bu nedenle kalabalık bir kavga sırasında bir kişinin silah kullanmış olması, olay yerindeki herkesin otomatik olarak aynı eylemden sorumlu tutulabileceği anlamına gelmez.
Kavgada Birden Fazla Kişi Bir Kişiyi Döverse Ne Olur?
Toplu kavgalarda ceza sorumluluğunun belirlenmesi daha karmaşık hale gelebilir.
Örneğin dört kişinin bulunduğu bir olayda mağdur ağır şekilde yaralanmış olabilir. Ancak hangi darbenin kim tarafından vurulduğu kamera görüntülerinden açıkça anlaşılamayabilir.
Bu durumda her şüphelinin somut eyleminin ayrı ayrı belirlenmesi önemlidir.
Bir kişinin yalnızca olay yerinde bulunması ile mağdura aktif biçimde saldırması aynı şey değildir.
Aynı şekilde kavganın içerisinde bulunmak ile başka bir kişinin gerçekleştirdiği ağır yaralama eylemine iştirak etmek de otomatik olarak aynı hukuki sonucu doğurmaz.
Bu nedenle özellikle toplu kavga nedeniyle gözaltına alınan kişiler bakımından kamera görüntülerinin ayrıntılı şekilde incelenmesi önem taşıyabilir.
Yüzde Sabit İz Oluşursa Ne Olur?
Kasten yaralama sonucunda mağdurun yüzünde kalıcı bir iz meydana gelmesi cezanın belirlenmesinde önemli olabilir.
Ancak her yara izi hukuken yüzde sabit iz olarak kabul edilmez.
Yaranın iyileşme sürecinin ardından yapılan adli tıbbi değerlendirmede izin niteliği belirlenir.
Özellikle bıçak, cam parçası veya kesici bir araçla yüz bölgesinde meydana gelen yaralanmalarda bu konu gündeme gelebilir.
Bu nedenle olayın hemen ardından düzenlenen ilk hastane raporu ile daha sonraki dönemde yapılan değerlendirmeler arasında farklılık bulunabilir.
Kavgada Diş Kırılmasının Cezası Nedir?
Kavgada diş kırılması da uygulamada sık karşılaşılan yaralama sonuçlarından biridir.
Örneğin yumruk sonucunda mağdurun bir veya birden fazla dişinin kırılması ya da kaybedilmesi halinde olay yalnızca “basit yaralama” şeklinde değerlendirilmemelidir.
Diş kaybının niteliği ve çiğneme veya konuşma fonksiyonları üzerindeki etkisi adli tıbbi değerlendirmeye konu olabilir.
Bu nedenle “bir dişi kırıldı, önemli değildir” şeklindeki yaklaşım hatalı olabilir.
Dosyadaki kesin rapor incelenmeden cezanın sonucu hakkında kesin değerlendirme yapmak doğru değildir.
Kemik Kırığı Varsa Ceza Ne Kadar Artar?
Kasten yaralama sonucunda kemik kırılması veya çıkığı meydana gelmişse TCK m.87 kapsamında cezanın artırılması gündeme gelebilir.
Ancak bütün kemik kırıkları aynı değildir.
Adli raporlarda kırığın kişinin hayat fonksiyonlarına etkisinin derecesi ayrıca değerlendirilebilir.
Dolayısıyla;
burun kırığı, çene kırığı, kaburga kırığı veya kol kırığı
bulunan olaylarda yalnızca “kemik kırığı var” denilerek ceza hesaplanması doğru değildir.
Kırığın niteliği ve dosyadaki diğer ağırlaştırıcı veya indirici nedenler birlikte değerlendirilmelidir.
Kasten Yaralama Sonucu Organ Kaybı Meydana Gelirse Ne Olur?
Yaralamanın bazı sonuçları TCK m.87 kapsamında daha ağır hukuki sonuçlar doğurabilir.
Örneğin yaralama sonucunda mağdurun bir organ veya duyusunun işlevinde sürekli zayıflama ya da kayıp meydana gelmesi halinde ceza bakımından daha ağır hükümler gündeme gelebilir.
Bu noktada günlük kullanım ile hukuki kavramları birbirinden ayırmak gerekir.
Mağdurun “elim eskisi gibi değil” demesi tek başına organ fonksiyon kaybının hukuken oluştuğunu göstermez.
Bu hususun tıbbi raporlarla değerlendirilmesi gerekir.
Kasten Yaralama Dosyasında Adli Rapor Neden Bu Kadar Önemli?
Kasten yaralama soruşturmasının en önemli delillerinden biri adli rapordur.
Raporda özellikle;
yaralanmanın basit tıbbi müdahaleyle giderilip giderilemeyeceği, kemik kırığı bulunup bulunmadığı, yaşamı tehlikeye sokan durum oluşup oluşmadığı ve daha ağır sonuçların bulunup bulunmadığı değerlendirilebilir.
Ancak adli rapor olayın tamamını ispatlayan bir delil değildir.
Rapor kişinin nasıl yaralandığını gösterebilir; fakat her zaman kimin yaraladığını göstermez.
Örneğin mağdurun burnunun kırıldığı tartışmasız olabilir. Fakat bu kırığın şüphelinin yumruğundan mı, düşme sonucunda mı veya başka bir kişinin müdahalesinden mi kaynaklandığı ayrıca araştırılmalıdır.
Bu ayrım özellikle kalabalık kavga dosyalarında önemlidir.
Yaralama Dosyasında Kamera Kaydı Varsa Ne Yapılmalı?
Kamera kaydı bulunan bir olayda kayıtların tamamının incelenmesi gerekir.
Sadece yaralama anının birkaç saniyelik görüntüsüne odaklanılması bazen olayın yanlış değerlendirilmesine neden olabilir.
Çünkü savunma açısından önemli olan husus, olayın nasıl başladığıdır.
Örneğin görüntünün yalnızca son 20 saniyesinde şüphelinin mağdura vurduğu görülebilir. Ancak önceki iki dakikalık görüntüde mağdurun şüpheliye saldırdığı ortaya çıkabilir.
Bu durum meşru savunma veya haksız tahrik değerlendirmesi bakımından önem taşıyabilir.
Dolayısıyla görüntüler yalnızca saldırı anı açısından değil, olayın öncesi ve sonrasıyla birlikte incelenmelidir.
Kamera Kaydı Silinmeden Nasıl Alınabilir?
Özellikle işyeri, restoran, kafe, otel, site, apartman, otopark ve sokak kameralarının kayıtları sınırsız süreyle saklanmayabilir.
Bu nedenle kavgadan sonra ifadeye çağrılan kişinin lehine kamera görüntüsü bulunduğunu düşünmesi halinde kayıtların araştırılması geciktirilmemelidir.
Savcılıktan veya mahkemeden ilgili kamera kayıtlarının dosyaya getirtilmesi talep edilebilir.
Kamera görüntüsünün sonradan silinmiş olması halinde savunma açısından önemli bir delilin elde edilmesi mümkün olmayabilir.
WhatsApp Mesajları Yaralama Dosyasında Delil Olabilir mi?
Taraflar arasında olay öncesinde gerçekleşen mesajlaşmalar da önem taşıyabilir.
Örneğin mağdurun olaydan önce şüpheliye yönelik tehdit içerikli mesajlar göndermiş olması, taraflar arasındaki uyuşmazlığın geçmişinin değerlendirilmesinde etkili olabilir.
Bunun tersine şüphelinin olaydan önce mağdura yönelik ağır tehditler içeren mesajlarının bulunması da kastın değerlendirilmesinde aleyhe kullanılabilir.
Bu nedenle yaralama dosyasında yalnızca olay anına değil, olayın öncesindeki iletişime de bakılması gerekebilir.
“Seni Öldüreceğim” Deyip Bıçakla Yaralamak Öldürmeye Teşebbüs müdür?
Bu tür bir söz, failin kastının değerlendirilmesinde dikkate alınabilecek delillerden biri olabilir.
Ancak tek başına kullanılan bir söz üzerinden otomatik şekilde suç vasfı belirlenmez.
Mahkeme söz ile fiili birlikte değerlendirecektir.
Örneğin failin söylediği söz, kullandığı araç, darbenin yöneldiği bölge, darbe sayısı ve saldırının şiddeti birlikte ele alınabilir.
Dolayısıyla ceza hukukunda olayın bütünsel değerlendirilmesi gerekir.
Yaralama Suçu Ağır Cezada mı Görülür?
Her kasten yaralama dosyası ağır ceza mahkemesinde görülmez.
Görevli mahkeme, isnat edilen suçun hukuki niteliği ve kanunda öngörülen yaptırım dikkate alınarak belirlenir.
Ancak soruşturma sırasında olayın kasten öldürmeye teşebbüs olarak değerlendirilmesi halinde dosyanın niteliği önemli ölçüde değişebilir.
Bu nedenle özellikle bıçak veya ateşli silah kullanılan olaylarda suç vasfının belirlenmesi kritik önemdedir.
Yaralama Dosyalarında “Sonuç” Kadar “Kast” da Önemlidir
Kasten yaralama dosyalarında yalnızca mağdurun aldığı rapora bakılarak sonuca ulaşmak mümkün değildir.
Özellikle bıçakla yaralama, silahla yaralama, hayati tehlike, kemik kırığı, yüzde sabit iz ve diş kaybı bulunan dosyalarda iki ayrı konu birlikte değerlendirilmelidir:
Birincisi meydana gelen yaralanmanın hukuki ağırlığı, ikincisi ise şüphelinin hangi kastla hareket ettiğidir.
Bu ayrım, bazı dosyalarda kasten yaralama ile kasten öldürmeye teşebbüs arasındaki sınırı belirleyebilir.
KAVGADA BİRİNİ YARALADIM, İFADEYE ÇAĞRILDIM: NE YAPMALIYIM? ŞİKAYET, UZLAŞTIRMA, TUTUKLAMA VE CEZA DAVASI SÜRECİ
Kavgada birini yaraladım ve polis tarafından ifadeye çağrıldım diyen kişinin karşılaşacağı hukuki süreç, yaralanmanın niteliğine ve olayın gerçekleşme biçimine göre değişebilir. Basit bir yumruklaşma ile bıçak veya ateşli silah kullanılan, kemik kırığına ya da yaşamı tehlikeye sokan bir duruma neden olan yaralama aynı şekilde değerlendirilmez.
Özellikle kavganın karşılıklı gerçekleştiği olaylarda yalnızca karşı tarafın şikayetçi olması veya darp raporu alması, olayın onun anlattığı şekilde gerçekleştiğini tek başına göstermez.
Kamera görüntüleri, tanıklar, tarafların adli raporları, olay öncesindeki mesajlaşmalar ve diğer deliller birlikte değerlendirilmelidir.
Bu nedenle kasten yaralama soruşturmasında ilk aşamadan itibaren olayın nasıl başladığı, ilk haksız hareketin kimden geldiği ve şüphelinin hangi amaçla hareket ettiği önem taşır.
Kasten Yaralamadan İfadeye Çağrıldım, Ne Yapmalıyım?
Kavga sonrasında karşı tarafın şikayeti üzerine polis merkezi veya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ifadeye çağrılmak mümkündür.
Kasten yaralamadan ifadeye çağrılmak, kişinin suçlu bulunduğu anlamına gelmez. İfade, soruşturma sürecinin bir parçasıdır.
Ancak ifade sırasında olayın eksik veya yanlış anlatılması ilerleyen aşamalarda sorun yaratabilir.
Örneğin karşı tarafın ilk saldırıyı gerçekleştirdiği bir olayda şüphelinin yalnızca:
“Evet, ben de kendisine vurdum.”
şeklinde ifade vermesi olayın bütününü ortaya koymayabilir.
Şüphelinin neden karşılık verdiği, saldırının devam edip etmediği, kendisinin de yaralanıp yaralanmadığı, olay yerinde kamera veya tanık bulunup bulunmadığı önemlidir.
Özellikle meşru savunma veya haksız tahrik iddiası bulunuyorsa olayın başlangıç aşaması ayrıntılı değerlendirilmelidir.
Karakol İfadesinde Nelere Dikkat Edilmeli?
Kasten yaralama soruşturmasında ifade verirken olayın gerçek oluş biçiminin kronolojik ve tutarlı şekilde anlatılması önemlidir.
Özellikle;
olayın neden başladığı, taraflar arasında daha önceden husumet bulunup bulunmadığı, ilk fiziksel hareketi kimin gerçekleştirdiği, şüphelinin kendisinde yaralanma bulunup bulunmadığı, olay yerindeki tanıklar ve kamera kayıtları gibi hususlar önem taşıyabilir.
Şüphelinin bilmediği veya hatırlamadığı bir hususta tahminde bulunması yerine bildiği olayları açık şekilde anlatması daha sağlıklıdır.
Ayrıca kişinin lehine olan delillerin soruşturma dosyasına kazandırılması gerekebilir.
Kavgada Kamera Kaydı Varsa İfadede Söylenmeli mi?
Kamera kaydı olayın nasıl başladığını gösterebilecekse önemli bir delil olabilir.
Örneğin şüpheli karşı tarafın kendisine ilk olarak saldırdığını söylüyorsa ve olay bir işyerinin güvenlik kamerası önünde gerçekleşmişse görüntünün dosyaya getirtilmesi talep edilebilir.
Burada zaman önemlidir.
Güvenlik kamerası kayıtları işletmenin sistemine göre belirli süre sonra silinebilir. Bu nedenle aylar sonra kamera görüntüsünün araştırılmaya başlanması halinde kaydın artık bulunmaması mümkündür.
Özellikle kavgada ilk yumruğu karşı taraf attıysa, bunu gösterebilecek objektif görüntülerin korunması savunma bakımından önemli olabilir.
Karşı Taraf Yalan Söylüyorsa Ne Yapılabilir?
Kavga dosyalarında tarafların birbirlerinden tamamen farklı olay anlatımları sunması sık görülür.
Örneğin müşteki:
“Hiçbir şey yapmadım, sebepsiz yere bana saldırdı.”
diyebilir.
Şüpheli ise:
“İlk olarak bana saldırdı, kendimi korudum.”
şeklinde savunma yapabilir.
Böyle bir durumda yalnızca tarafların ifadelerine değil, objektif delillere bakılması gerekir.
Kamera görüntüleri, tanıklar, tarafların yaralanma biçimleri, olay öncesindeki mesajlar ve diğer maddi deliller hangi anlatımın gerçeğe daha yakın olduğunu ortaya koyabilir.
Bu nedenle savunmanın yalnızca müştekinin ifadesini reddetmekten ibaret bırakılmaması; mümkünse savunmayı doğrulayabilecek somut delillerin gösterilmesi önemlidir.
Kasten Yaralama Suçunda Şikayetten Vazgeçme
Kavga sonrasında taraflar barışabilir ve müşteki şikayetinden vazgeçebilir.
Ancak şikayetten vazgeçme her kasten yaralama dosyasını otomatik olarak sona erdirmez.
Öncelikle suçun şikayete bağlı olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
Yaralanmanın niteliği, suçun işleniş biçimi ve varsa nitelikli haller bu değerlendirmeyi etkileyebilir.
Dolayısıyla:
“Şikayetçi vazgeçti, davam kesin kapanacak.”
şeklinde düşünmek doğru değildir.
Dosyanın hangi suç kapsamında yürütüldüğünün belirlenmesi gerekir.
Şikayetçi Olmadığını Söylerse Ceza Alınır mı?
Bu sorunun cevabı da suçun şikayete tabi olup olmadığına bağlıdır.
Bazı yaralama fiillerinde şikayet soruşturmanın devamı açısından önem taşırken, bazı durumlarda kamu makamları soruşturma ve kovuşturmaya şikayetten bağımsız olarak devam edebilir.
Özellikle daha ağır yaralanmalar veya kanunda belirtilen nitelikli haller bakımından yalnızca müştekinin “şikayetçi değilim” demesi dosyanın kapanması için yeterli olmayabilir.
Kasten Yaralama Suçunda Uzlaştırma Olur mu?
Kasten yaralama dosyalarında sık sorulan diğer bir soru “uzlaştırma olur mu?” sorusudur.
Burada suçun somut hukuki vasfının belirlenmesi gerekir. Uzlaştırma kapsamı, isnat edilen suçun niteliğine göre değerlendirilir.
Dolayısıyla her yaralama dosyası için:
“Nasıl olsa uzlaştırmaya gider.”
şeklinde hareket edilmemelidir.
Özellikle bıçak, silah, kemik kırığı veya ağır neticelerin bulunduğu olaylarda suç vasfının doğru şekilde belirlenmesi gerekir.
Kasten Yaralama Suçundan Tutuklanır mıyım?
Kavgada birini yaraladım, tutuklanır mıyım? sorusunun tek bir cevabı yoktur.
Her kasten yaralama soruşturmasında tutuklama kararı verilmez.
Tutuklama bir ceza değil, ceza muhakemesi kapsamında uygulanan bir koruma tedbiridir. Bu nedenle kanuni şartlarının somut olay bakımından değerlendirilmesi gerekir.
Dosyanın niteliğine göre özellikle yaralanmanın ağırlığı, kullanılan araç, isnadın hukuki vasfı, delillerin durumu ve CMK’da düzenlenen tutuklama koşulları önem taşıyabilir.
Örneğin basit bir yumruklaşma ile ateşli silah kullanılarak gerçekleştirilen ve ağır yaralanmayla sonuçlanan olay aynı kapsamda değerlendirilmez.
Savcı Tutuklamaya Sevk Ederse Kesin Tutuklanır mıyım?
Hayır.
Cumhuriyet savcısının şüpheliyi tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk etmesi, tutuklama kararı verildiği anlamına gelmez.
Tutuklama konusunda değerlendirmeyi hakimlik yapar.
Dosyanın özelliklerine göre tutuklama yerine adli kontrol tedbirleri de gündeme gelebilir.
Bu aşamada özellikle kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunup bulunmadığı, tutuklama nedenleri ve tedbirin ölçülülüğü değerlendirilir.
Yaralama Suçunda Hapis Cezası Para Cezasına Çevrilir mi?
Bu sorunun cevabı sonuç cezanın miktarı, suçun niteliği ve kanundaki diğer koşullara bağlıdır.
Her kasten yaralama mahkumiyetinin otomatik olarak adli para cezasına çevrilmesi mümkün olmadığı gibi, her yaralama suçunun mutlaka fiilen cezaevinde infaz edilecek hapis cezasıyla sonuçlanacağı da söylenemez.
Somut dosyada mahkemenin belirlediği sonuç ceza ve sanığın hukuki durumu değerlendirilmelidir.
Bu nedenle internette yer alan:
“İlk suçunsa kesin para cezasına çevrilir.”
şeklindeki genellemeler doğru değildir.
Kasten Yaralama Suçunda HAGB Olur mu?
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması bakımından güncel mevzuat ve somut olayın koşullarının birlikte değerlendirilmesi gerekir.
HAGB’nin uygulanıp uygulanamayacağı yalnızca suçun adının “kasten yaralama” olmasına göre belirlenmez.
Mahkemenin belirlediği sonuç yaptırım, sanığın adli sicil durumu ve kanunda aranan diğer şartlar önem taşır.
Bu nedenle “kasten yaralamada HAGB kesin uygulanır” veya “kesin uygulanmaz” şeklindeki genel ifadelerden kaçınılmalıdır.
Kavgada Birini Yaraladım, Sabıkam Yok: Sonuç Değişir mi?
Sanığın adli sicil durumu, cezanın bireyselleştirilmesine ilişkin bazı değerlendirmelerde önem taşıyabilir.
Ancak kişinin daha önce hiç suç işlememiş olması, üzerine atılı yaralama suçundan otomatik olarak beraat edeceği anlamına gelmez.
Öncelikle suçun işlenip işlenmediği değerlendirilir.
Mahkumiyet sonucuna varılması halinde ise uygulanabilecek diğer kurumların şartları ayrıca ele alınır.
Karşılıklı Kavgada Her İki Taraf da Şikayetçi Olursa Ne Olur?
Karşılıklı kavgalarda her iki tarafın da birbirinden şikayetçi olması mümkündür.
Bu durumda taraflardan biri dosyada hem şüpheli hem de müşteki konumunda bulunabilir.
Her kişinin eylemi ayrı değerlendirilir.
Örneğin A’nın B’ye vurması sonucunda B’nin burnu kırılmış, B’nin A’ya vurması sonucunda ise A basit şekilde yaralanmış olabilir.
Bu durumda her iki eylemin hukuki niteliği aynı olmayabilir.
Ayrıca kavganın başlangıcı, meşru savunma ve haksız tahrik bakımından da önem taşır.
İlk Haksız Hareket Belirlenemiyorsa Ne Olur?
Bazen kamera veya bağımsız tanık bulunmaz ve her iki taraf da “ilk o saldırdı” der.
Bu durumda mahkeme dosyadaki bütün delilleri birlikte değerlendirir.
Tarafların ifadelerinin tutarlılığı, yaralanma raporları, olayın hemen sonrasındaki beyanlar ve varsa diğer deliller önem kazanabilir.
İlk haksız hareket konusunda yeterli belirleme yapılamaması halinde bunun haksız tahrik değerlendirmesine etkisi de somut dosya kapsamında ele alınmalıdır.
Kavgada Birini Yaraladım ve Olaydan Sonra Karşı Tarafla Anlaştık, Ne Olur?
Tarafların olay sonrasında anlaşması ceza dosyası bakımından tek başına her zaman davanın sona ermesi sonucunu doğurmaz.
Ancak suçun şikayete tabi olması veya uzlaştırma kapsamında bulunması halinde anlaşmanın hukuki sonuçları farklılaşabilir.
Ayrıca mağdurun zararının giderilmesi, somut olayın özelliklerine göre cezanın bireyselleştirilmesine ilişkin değerlendirmelerde önem taşıyabilir.
Bu nedenle tarafların kendi aralarında anlaşması ile ceza dosyasının hukuken sona ermesi birbirinden ayrılmalıdır.
Yaralama Suçunda Ceza Davası Ne Kadar Sürer?
Ceza davasının süresi mahkemenin iş yoğunluğu, dinlenecek tanıklar, alınması gereken adli tıp raporları, kamera incelemeleri ve diğer delillere göre değişebilir.
Özellikle yaralanmanın kalıcı etkilerinin belirlenmesi gereken dosyalarda kesin adli raporların alınması zaman alabilir.
Bu nedenle her kasten yaralama davası için belirli bir sürede sonuçlanacağı yönünde kesin süre vermek mümkün değildir.
İstanbul’da Kasten Yaralamadan İfadeye Çağrıldım, Ne Yapmalıyım?
İstanbul’da meydana gelen kavga ve yaralama olaylarında soruşturmanın yürütüleceği Cumhuriyet Başsavcılığı olayın gerçekleştiği yer ve yetki kurallarına göre belirlenir.
Dosyanın yargı çevresine göre işlemler İstanbul Adalet Sarayı (Çağlayan), İstanbul Anadolu Adliyesi (Kartal), Bakırköy Adliyesi, Küçükçekmece Adliyesi, Büyükçekmece Adliyesi, Gaziosmanpaşa Adliyesi, Silivri Adliyesi veya Çatalca Adliyesi bünyesinde yürütülebilir.
İstanbul’da kasten yaralamadan ifadeye çağrılan kişinin öncelikle isnat edilen eylemi ve dosyadaki mevcut delilleri değerlendirmesi gerekir.
Özellikle olayın gerçekleştiği yerde kamera bulunuyorsa kayıtların kaybolmaması, lehe tanıkların belirlenmesi ve kişinin kendisinde yaralanma varsa buna ilişkin raporların muhafaza edilmesi önem taşıyabilir.
Çağlayan Adliyesi’nde Kasten Yaralama Soruşturması
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen kasten yaralama soruşturmalarında savcılık işlemleri İstanbul Adalet Sarayı’nda gerçekleştirilebilir.
Bu nedenle “Çağlayan kasten yaralama avukatı”, “Çağlayan yaralama suçu avukatı”, “İstanbul kasten yaralama avukatı” gibi aramalar yapan kişilerin öncelikle dosyanın hangi soruşturma bürosunda bulunduğunu ve isnadın niteliğini öğrenmesi önemlidir.
Kasten yaralama dosyalarında savunma stratejisi yalnızca yaralanmanın ağırlığına göre belirlenmemelidir. Olayın başlangıcı, tarafların davranışları, kamera görüntüleri, tanıklar ve adli raporlar birlikte değerlendirilmelidir.
Kasten Yaralama Dosyasında Avukat Neleri İnceler?
Kasten yaralama dosyasının hukuki değerlendirmesinde yalnızca müştekinin şikayet dilekçesine bakılması yeterli değildir.
Dosyanın özelliklerine göre;
müşteki ve şüpheli ifadeleri, adli raporlar, kamera görüntüleri, tanık beyanları, olay yeri tutanakları, mesajlaşmalar, fotoğraflar ve diğer maddi deliller
birlikte incelenmelidir.
Özellikle şu sorular önemlidir:
Kavgayı kim başlattı?
İlk haksız hareket kimden geldi?
Şüpheli kendisini mi savundu?
Kamera kaydı var mı?
Şüpheli de yaralandı mı?
Kullanılan bir silah veya araç var mı?
Kaç darbe vuruldu?
Darbeler hangi bölgelere yöneldi?
Adli raporda kemik kırığı veya hayati tehlike var mı?
Eylem yaralama kastıyla mı yoksa öldürme kastıyla mı gerçekleştirildi?
Bu soruların cevapları dosyanın hukuki sonucunu önemli ölçüde değiştirebilir.
Kavgada Birini Yaraladım: Sık Sorulan Sorular
Kavgada birini yaraladım, kesin ceza alır mıyım?
Hayır. Olayın nasıl gerçekleştiği ve deliller değerlendirilmeden kesin olarak mahkumiyet sonucuna varılamaz. Meşru savunma dahil olmak üzere hukuka uygunluk nedenleri veya başka savunma imkanları gündeme gelebilir.
Karşı taraf darp raporu aldıysa suç ispatlanmış olur mu?
Hayır. Adli rapor yaralanmanın varlığı ve niteliği bakımından önemlidir ancak yaralamayı kimin ve hangi koşullarda gerçekleştirdiğini tek başına ispatlamaz.
İlk yumruğu karşı taraf attıysa ceza almam mı?
Otomatik olarak böyle bir sonuç çıkmaz. Olayın özelliklerine göre meşru savunma veya haksız tahrik değerlendirmesi yapılabilir.
Karşı taraf şikayetinden vazgeçerse dosya kapanır mı?
Suçun şikayete bağlı olup olmadığına göre sonuç değişir. Her yaralama dosyası şikayetten vazgeçmeyle sona ermez.
Yumrukla burnunu kırdım, hapse girer miyim?
Kemik kırığı cezanın belirlenmesinde önem taşır. Ancak hapis cezasının sonucu yalnızca kırığın varlığına bakılarak belirlenemez.
Bıçakla yaraladım, öldürmeye teşebbüsten dava açılır mı?
Her bıçaklı yaralama öldürmeye teşebbüs değildir. Darbe bölgesi, darbe sayısı, kullanılan araç, saldırının şiddeti, taraflar arasındaki husumet ve olayın tamamı değerlendirilerek failin kastı belirlenmeye çalışılır.
Yaralamadan gözaltına alındım, tutuklanır mıyım?
Gözaltına alınmak tutuklama anlamına gelmez. Tutuklama için CMK’daki şartların somut olay bakımından bulunması gerekir.
Sonuç: Kavgada Birini Yaraladım, Şikayetçi Olduysa Süreç Nasıl Yönetilmeli?
Kavgada birini yaraladım ve karşı taraf şikayetçi oldu diyen kişinin hukuki durumu yalnızca müştekinin aldığı darp raporuna göre belirlenemez.
Kasten yaralama soruşturmasında olayın tamamı değerlendirilmelidir.
Özellikle kavgayı kimin başlattığı, ilk haksız hareket, meşru savunma, haksız tahrik, kamera görüntüleri, tanıklar, adli rapor, kemik kırığı, hayati tehlike, kullanılan araç ve failin kastı dosyanın sonucunu değiştirebilir.
Bıçak veya ateşli silah kullanılan olaylarda ayrıca kasten yaralama ile kasten öldürmeye teşebbüs arasındaki ayrım önem kazanabilir.
Bu nedenle İstanbul’da kasten yaralama nedeniyle ifadeye çağrılan, gözaltına alınan veya hakkında ceza davası açılan kişinin dosyası somut deliller üzerinden değerlendirilmelidir.

