Başkasının Aracında Uyuşturucu Bulunursa Araçtaki Herkes Sorumlu Olur mu?

Başkasının Aracında Uyuşturucu Bulunursa Araçtaki Herkes Sorumlu Olur mu?

Araçta uyuşturucu bulunması, özellikle otomobilde birden fazla kişinin bulunduğu durumlarda ceza sorumluluğunun kime ait olduğu konusunda önemli hukuki tartışmalara yol açmaktadır. Başkasının aracında uyuşturucu bulunması, araçta bulunan herkesin otomatik olarak TCK 188 kapsamında uyuşturucu ticareti suçundan sorumlu tutulacağı anlamına gelmez.

Bir araçta yapılan aramada uyuşturucu veya uyarıcı madde ele geçirilmesi, araçta bulunan herkesin otomatik olarak uyuşturucu ticareti suçundan sorumlu tutulacağı anlamına gelmez. Özellikle araçta birden fazla kişinin bulunduğu olaylarda uyuşturucu maddenin kime ait olduğu, diğer kişilerin maddenin varlığından haberdar olup olmadığı ve ele geçirilen uyuşturucu üzerinde fiilî hâkimiyetlerinin bulunup bulunmadığı ceza sorumluluğunun belirlenmesi bakımından önem taşır.

Uygulamada uyuşturucu soruşturmalarının önemli bir bölümü araç aramalarından sonra başlamaktadır. İstanbul’da gerçekleştirilen narkotik uygulamalarında veya başka bir suç şüphesi nedeniyle durdurulan araçlarda yapılan aramalarda uyuşturucu madde ele geçirilebilmektedir. Maddenin torpido gözünde, bagajda, koltuk altında, kapı cebinde veya araç içerisindeki bir çantada bulunması hâlinde ise şu soru gündeme gelir:

Araçta bulunan uyuşturucudan kim sorumludur?

Örneğin dört arkadaşın aynı araç içerisinde seyahat ettiğini düşünelim. Polis tarafından durdurulan aracın bagajında uyuşturucu madde bulunması, tek başına dört kişinin de uyuşturucu ticareti suçunu işlediğini göstermez. Ceza sorumluluğu şahsidir. Her şüpheli veya sanık bakımından suçla bağlantının ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir.

Bu nedenle araç içerisinde uyuşturucu bulunmasına ilişkin bir soruşturmada yalnızca “uyuşturucu araçtan çıktı” tespitiyle yetinilmemelidir.

Uyuşturucunun aracın tam olarak neresinde bulunduğu, paketin kime ait olduğu, aracı kimin kullandığı, aracın kime ait olduğu, şüphelilerin araç içerisindeki konumları, uyuşturucunun görünür durumda bulunup bulunmadığı, paket üzerinde parmak izi veya biyolojik bulgu bulunup bulunmadığı, telefon incelemeleri, mesajlaşmalar, HTS kayıtları, banka hareketleri ve olay öncesindeki fiziki takip gibi birçok husus birlikte değerlendirilmelidir.

Araçta Uyuşturucu Bulunması TCK 188 Kapsamında Suç mudur?

Türk Ceza Kanunu’nun 188. maddesi uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçunu düzenlemektedir.

TCK m.188/3 kapsamında uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi ruhsatsız veya ruhsata aykırı şekilde;

  • satan,
  • satışa arz eden,
  • başkasına veren,
  • sevk eden,
  • nakleden,
  • depolayan,
  • satın alan,
  • kabul eden veya
  • bulunduran

kişi cezalandırılmaktadır.

Dolayısıyla uyuşturucu ticareti suçunun oluşması için mutlaka uyuşturucunun satıldığı anın polis tarafından görülmesi gerekmez. Maddenin ticari amaçla nakledilmesi veya bulundurulması da şartları oluştuğunda TCK 188 kapsamında değerlendirilebilir.

Ancak burada kritik nokta şudur:

Uyuşturucunun bir araç içerisinde bulunması ile araçta bulunan herkesin uyuşturucuyu bulundurması veya nakletmesi aynı şey değildir.

Bir kişinin uyuşturucu ticareti suçundan sorumlu tutulabilmesi için suçun maddi ve manevi unsurlarının o kişi bakımından ortaya konulması gerekir.

Örneğin bir kişi arkadaşının kullandığı otomobile yolcu olarak binmiş ve kendisinden habersiz şekilde bagajda uyuşturucu taşınıyorsa, yalnızca araçta bulunması o kişinin uyuşturucuyu naklettiğini veya ticari amaçla bulundurduğunu göstermeye yeterli kabul edilmemelidir.

Bu ayrım, özellikle başkasının aracında uyuşturucu bulunan kişilerin savunması açısından önemlidir.

Başkasının Arabasında Uyuşturucu Bulunursa Ne Olur?

Uyuşturucu maddelerin araç içerisinde ele geçirildiği soruşturmalarda sık karşılaşılan savunmalardan biri şudur:

“Uyuşturucu benim değil, araç sahibine veya araçtaki diğer kişiye ait.”

Bu savunmanın değerlendirilmesi dosyanın diğer delillerine bağlıdır.

Uyuşturucu aracın sahibine ait olsa bile diğer kişinin uyuşturucunun taşındığını bildiği ve taşıma faaliyetine bilerek katıldığı ortaya konulabiliyorsa ceza sorumluluğu gündeme gelebilir.

Buna karşılık diğer kişinin uyuşturucudan haberdar olduğunu gösteren yeterli delil bulunmuyorsa, sırf aynı araç içerisinde bulunması nedeniyle uyuşturucu ticareti suçundan mahkûmiyet sonucuna ulaşılması ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi bakımından tartışmalı olacaktır.

Bu nedenle özellikle “arkadaşımın arabasında uyuşturucu çıktı” şeklindeki olaylarda dosya bütün olarak incelenmelidir.

Uyuşturucu Aracın Bagajında Bulunmuşsa

Uyuşturucunun bulunduğu yer özellikle önemlidir.

Maddenin bagaj içerisinde kapalı bir valizde bulunması ile ön koltukların arasında açık şekilde bulunması aynı şekilde değerlendirilemez.

Örneğin bir yolcu araca kısa süre önce binmiş ve uyuşturucu bagajdaki başka bir kişiye ait çantanın içerisinden çıkmışsa yolcunun uyuşturucudan haberdar olup olmadığı ayrıca araştırılmalıdır.

Bu noktada şu sorular önem kazanabilir:

Çanta kime ait?

Çantayı araca kim koydu?

Uyuşturucu nasıl paketlenmiş?

Şüpheli çantaya temas etmiş mi?

Araç ne kadar süredir birlikte kullanılıyor?

Şüpheliler yolculuğa nereden başladı?

Uyuşturucunun taşındığı yere ilişkin telefon görüşmeleri var mı?

Araç veya şüpheliler daha önceden fiziki takip altında mıydı?

Uyuşturucunun teslim edileceği iddia edilen kişiyle irtibat bulunuyor mu?

Bunların cevapları uyuşturucunun aidiyeti ve kişinin uyuşturucunun varlığından haberdar olup olmadığı konusunda önem taşıyabilir.

Uyuşturucu Torpido Gözünde Bulunmuşsa

Torpido gözü, bagaja göre araç içerisindeki kişilerin daha kolay erişebileceği bir bölgedir. Ancak uyuşturucunun torpidoda bulunması dahi otomatik olarak araçtaki herkesin suçtan sorumlu tutulmasını gerektirmez.

Örneğin araç sahibi olmayan ve arka koltukta yolculuk yapan bir kişinin torpido gözündeki kapalı paketten haberdar olduğunun ayrıca ortaya konulması gerekebilir.

Bu nedenle uyuşturucunun erişilebilir olması ile kişinin uyuşturucunun varlığını bilmesi birbirinden ayrılmalıdır.

Araçta Üç veya Dört Kişi Varken Uyuşturucu Bulunursa Herkes Tutuklanır mı?

Araç içerisinde birden fazla kişinin bulunması uygulamada soruşturmayı karmaşıklaştıran konulardan biridir.

Örneğin otomobilde dört kişi bulunurken koltuğun altında 100 gram uyuşturucu ele geçirildiğini düşünelim.

Uyuşturucunun kime ait olduğu ilk anda belirlenemeyebilir. Kolluk görevlileri araçta bulunan kişilerin tamamı hakkında işlem yapabilir ve soruşturma kapsamında ifadeleri alınabilir.

Ancak gözaltına alınmak, tutuklanmak ve uyuşturucu ticareti suçundan mahkûm edilmek birbirinden tamamen farklı hukuki aşamalardır.

Soruşturmanın ilk aşamasında birden fazla kişi hakkında şüphe bulunması, bu kişilerin tamamının nihai olarak suçtan sorumlu tutulacağı anlamına gelmez.

Savcılık ve mahkeme aşamasında her kişi yönünden mevcut deliller ayrıca değerlendirilmelidir.

Özellikle uyuşturucu ticareti suçunun TCK 188 kapsamında ağır yaptırımlara bağlanmış olması nedeniyle uyuşturucunun aidiyeti ve sanığın uyuşturucu üzerindeki hâkimiyetinin somut deliller üzerinden belirlenmesi önemlidir.

Araç Sahibi Uyuşturucudan Otomatik Olarak Sorumlu mudur?

Hayır.

Aracın ruhsat sahibi olmak, araç içerisinde bulunan her şeyin hukuken araç sahibine ait olduğu anlamına gelmez.

Örneğin bir kişi arkadaşının çantasını kendi aracının bagajına koymasına izin vermiş olabilir. Çantanın içerisinde araç sahibinin bilgisi dışında uyuşturucu bulunması mümkündür.

Böyle bir olayda yalnızca aracın ruhsat kaydından hareket edilerek uyuşturucunun araç sahibine ait olduğu sonucuna ulaşılması yeterli olmayabilir.

Bununla birlikte uyuşturucunun aracın gizli bir bölümüne yerleştirilmiş olması, aracın uzun süredir yalnızca sanık tarafından kullanılması, sanığın uyuşturucunun bulunduğu bölge üzerinde özel hâkimiyetinin bulunması veya diğer delillerin de uyuşturucu ile bağlantıyı göstermesi hâlinde değerlendirme değişebilir.

Dolayısıyla;

“Araç benim değil, uyuşturucu da benim değildir.”

savunması tek başına beraat sebebi olmadığı gibi;

“Araç onun, o hâlde uyuşturucu da onundur.”

yaklaşımı da tek başına mahkûmiyet için yeterli bir değerlendirme değildir.

Asıl mesele uyuşturucu ile sanık arasındaki bağlantının dosyada nasıl ortaya konulduğudur.

Yolcu Olarak Bulunduğum Araçtan Uyuşturucu Çıkarsa Ne Olur?

Uyuşturucu soruşturmalarında en kritik durumların başında bu senaryo gelir.

Kişi arkadaşının aracına yolcu olarak binmiş olabilir. Araç polis tarafından durdurulduğunda sürücünün koltuğunun altında veya bagajda uyuşturucu bulunabilir.

Yolcunun uyuşturucudan haberi bulunmadığı hâlde soruşturmanın ilk aşamasında şüpheli konumuna gelmesi mümkündür.

Böyle bir dosyada yolcunun uyuşturucu ticaretine katıldığı ileri sürülüyorsa bu iddianın hangi delillere dayandığı incelenmelidir.

Örneğin;

yolcunun telefonunda uyuşturucu satışına ilişkin mesaj bulunuyor mu?

Uyuşturucu paketinde yolcunun parmak izi veya DNA’sı var mı?

Yolcu ile uyuşturucunun teslim edileceği iddia edilen kişi arasında iletişim var mı?

Yolculuğun amacı nedir?

Araçta bulunan kişiler arasında para transferi yapılmış mı?

Uyuşturucu satın alınırken veya teslim alınırken yolcu olay yerinde miydi?

Fiziki takip tutanaklarında yolcunun uyuşturucuyla bağlantısını gösteren bir davranış bulunuyor mu?

Bu soruların cevapları yolcunun ceza sorumluluğunun değerlendirilmesinde önem taşıyabilir.

Uyuşturucunun Kime Ait Olduğu Nasıl Belirlenir?

Uyuşturucu dosyalarında aidiyet sorunu tek bir delille çözülmeyebilir.

Özellikle araç içerisinde birden fazla kişinin bulunduğu durumlarda uyuşturucunun kime ait olduğunun belirlenmesi için delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Başlıca inceleme alanları şunlardır:

Uyuşturucunun Araç İçerisindeki Konumu

Uyuşturucunun bulunduğu nokta ilk değerlendirme kriterlerinden biridir.

Sürücü koltuğunun altında bulunan uyuşturucu ile bagajdaki başka bir kişiye ait valizde bulunan uyuşturucu arasında önemli fark bulunabilir.

Parmak İzi ve DNA İncelemesi

Uyuşturucunun paketlendiği poşet, kutu, kavanoz veya başka bir materyal üzerinde kriminal inceleme yapılması dosya bakımından önem taşıyabilir.

Paket üzerinde sanığın parmak izinin bulunması bağlantıyı destekleyen bir delil olarak değerlendirilebilir.

Buna karşılık parmak izi bulunmaması tek başına uyuşturucunun sanığa ait olmadığını kesin olarak kanıtlamaz. Ancak dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde savunma bakımından önem kazanabilir.

Telefon İncelemesi

Uyuşturucu ticareti soruşturmalarında cep telefonları önemli delil kaynaklarından biridir.

WhatsApp, Telegram, SMS veya diğer iletişim uygulamalarında uyuşturucu satışına, teslimine, miktarına veya ücretine ilişkin olduğu ileri sürülen konuşmalar bulunması soruşturmanın yönünü değiştirebilir.

Buna karşılık kişinin telefonunda uyuşturucu ticaretini gösteren herhangi bir yazışma bulunmaması da özellikle diğer delillerin zayıf olduğu olaylarda önem taşıyabilir.

HTS ve Baz Kayıtları

Şüphelilerin birbirleriyle veya uyuşturucunun teslim edileceği iddia edilen kişilerle iletişimleri soruşturma kapsamında araştırılabilir.

Ancak yalnızca kişilerin birbirleriyle telefon görüşmesi yapması, görüşmenin içeriği bilinmediği sürece uyuşturucu ticaretinin doğrudan kanıtı olarak görülmemelidir.

Banka Hesap Hareketleri

Uyuşturucu ticareti iddiasının bulunduğu dosyalarda şüphelilerin banka hesapları ve para transferleri de incelenebilir.

Uyuşturucu ticaretiyle ilişkilendirilen para transferleri bulunup bulunmadığı; transferlerin tarihleri, miktarları ve açıklamaları önem taşıyabilir.

Kamera Görüntüleri ve Fiziki Takip

Uyuşturucunun araca kim tarafından konulduğunun kamera görüntülerinden belirlenmesi mümkün olabilir.

Özellikle İstanbul’da yürütülen kapsamlı uyuşturucu soruşturmalarında araç hareketleri, buluşmalar ve kişilerin belirli adreslere giriş çıkışları fiziki takip veya kamera kayıtları üzerinden değerlendirilebilir.

İstanbul’da Araçta Uyuşturucu Bulunması Nedeniyle Başlatılan Soruşturmalar

İstanbul’da araç içerisinde uyuşturucu ele geçirilmesi nedeniyle başlatılan soruşturmalar olayın gerçekleştiği yere göre farklı adli mercilerin görev alanına girebilir.

Şişli, Kağıthane, Beşiktaş, Sarıyer ve çevresindeki birçok soruşturma bakımından İstanbul Adliyesi (Çağlayan); Bakırköy, Bahçelievler, Bağcılar ve çevresindeki olaylarda Bakırköy Adliyesi; İstanbul’un Anadolu Yakası’nda gerçekleşen olaylarda ise olay yerine göre İstanbul Anadolu Adliyesi nezdinde soruşturma ve kovuşturma süreçleri gündeme gelebilir.

Ancak uyuşturucu soruşturmasının hangi adliyede yürütüleceği somut olayın gerçekleştiği yer, soruşturmanın kapsamı ve ceza muhakemesine ilişkin yetki kurallarına göre belirlenir.

Bu nedenle İstanbul’da uyuşturucu ticareti suçundan gözaltına alınan veya aracında uyuşturucu bulunduğu gerekçesiyle hakkında TCK 188 kapsamında soruşturma başlatılan kişinin dosyası değerlendirilirken yalnızca ele geçirilen uyuşturucunun miktarına bakılması yeterli değildir.

Araçtaki konumu, uyuşturucunun kime ait olduğu, telefon kayıtları, kriminal incelemeler, fiziki takip tutanakları ve diğer şüphelilerin ifadeleri birlikte değerlendirilmelidir.

Özellikle araç içerisinde birden fazla kişinin bulunduğu dosyalarda İstanbul uyuşturucu avukatı tarafından yapılacak savunmanın temel noktalarından biri, müvekkilin uyuşturucuyla bağlantısını gösterdiği ileri sürülen delillerin kişi özelinde ayrıştırılmasıdır.

Çünkü ceza yargılamasında temel soru:

“Araçta uyuşturucu bulundu mu?”

sorusundan ibaret değildir.

Asıl cevaplanması gereken soru şudur:

“Araçta bulunan uyuşturucu ile bu sanık arasında, mahkûmiyet için gerekli düzeyde somut ve kişiselleştirilmiş bir bağlantı kurulabiliyor mu?”

Bu ayrım özellikle araçta birden fazla kişinin bulunduğu TCK 188 dosyalarında savunmanın merkezinde yer alabilir.


Araçta Bulunan Uyuşturucunun Kime Ait Olduğu Nasıl Belirlenir?

Araç içerisinde uyuşturucu madde ele geçirilen dosyalarda en önemli tartışmalardan biri, maddenin hangi kişiye ait olduğunun ve diğer kişilerin uyuşturucudan haberdar olup olmadığının belirlenmesidir. Özellikle araçta iki, üç veya daha fazla kişinin bulunduğu durumlarda uyuşturucunun yalnızca araç içerisinde ele geçirilmiş olması, her bir şüphelinin uyuşturucu üzerinde ortak hâkimiyet kurduğunu tek başına göstermez.

Bu nedenle soruşturmanın “araçta uyuşturucu bulundu” tespitinden ileriye götürülmesi gerekir.

Uyuşturucunun bulunduğu yer, paket üzerindeki kriminal bulgular, araçtaki kişilerin konumları, telefon incelemeleri, kamera görüntüleri, banka hareketleri, fiziki takip tutanakları ve şüphelilerin birbiriyle uyumlu veya çelişkili beyanları birlikte değerlendirilmelidir.

Özellikle başkasının aracında uyuşturucu bulunan kişi bakımından savunmanın en önemli noktalarından biri, uyuşturucuyla kişi arasında somut bağlantı kurulup kurulamadığının ortaya konulmasıdır.

“Uyuşturucu Benim Değil” Savunması Yeterli midir?

Araçta uyuşturucu bulunan soruşturmalarda en sık karşılaşılan savunmalardan biri:

“Uyuşturucu benim değildir.”

şeklindedir.

Bu savunma önemlidir ancak tek başına dosyanın sonucunu belirlemez. Ceza yargılamasında şüpheli veya sanığın yalnızca uyuşturucunun kendisine ait olmadığını söylemesi yeterli olmadığı gibi, bu savunmanın aksini gösteren deliller bulunmadan uyuşturucunun sanığa ait olduğunun kabul edilmesi de mümkün değildir.

Asıl önemli olan dosyada bulunan objektif delillerdir.

Örneğin araçta üç kişinin bulunduğunu ve bagajdan uyuşturucu çıktığını düşünelim. Yolculardan biri uyuşturucunun kendisine ait olmadığını söylüyorsa şu hususlar araştırılmalıdır:

  • Uyuşturucunun bulunduğu çanta kime aittir?
  • Çantayı araca kim koymuştur?
  • Uyuşturucu üzerinde kimin parmak izi bulunmaktadır?
  • Çantanın üzerinde kimin parmak izi veya DNA bulgusu vardır?
  • Araçta bulunan kişilerin telefonlarında uyuşturucuyla ilgili yazışma mevcut mudur?
  • Uyuşturucunun alınacağı veya teslim edileceği kişiyle kim irtibat kurmuştur?
  • Yolculuğu kim organize etmiştir?
  • Aracın güzergâhını kim belirlemiştir?
  • Uyuşturucu satın alınırken araçtaki kişilerin tamamı olay yerinde midir?
  • Kamera veya fiziki takip kayıtları ne göstermektedir?

Dolayısıyla “uyuşturucu benim değil” savunmasının hukuki değeri, dosyadaki diğer delillerle birlikte ortaya çıkar.

Uyuşturucu Paketinde Parmak İzi Çıkmaması Ne Anlama Gelir?

Araçta bulunan uyuşturucu dosyalarında üzerinde durulması gereken delillerden biri kriminal incelemedir.

Uyuşturucu maddenin içerisinde bulunduğu poşet, paket, kavanoz, kutu veya başka bir materyal üzerinde parmak izi araştırması yapılabilir.

Burada iki farklı ihtimal bulunmaktadır.

Uyuşturucu Paketinde Sanığın Parmak İzi Çıkarsa

Paket üzerinde sanığa ait parmak izi tespit edilmesi, sanığın paketle fiziksel temasını gösteren önemli bir delil olabilir.

Ancak parmak izinin varlığı dahi tek başına her durumda uyuşturucu ticareti yapıldığını göstermez.

Temasın ne zaman ve hangi nedenle gerçekleştiği, uyuşturucunun miktarı, diğer deliller ve olayın bütünü ayrıca değerlendirilmelidir.

Örneğin sanığın uyuşturucu kullanan biri olduğu ve pakete kullanım nedeniyle temas ettiğinin ileri sürüldüğü bir olayda TCK 188 kapsamında uyuşturucu ticareti ile TCK 191 kapsamında kullanmak için uyuşturucu bulundurma ayrımı ayrıca yapılmalıdır.

Uyuşturucu Paketinde Sanığın Parmak İzi Çıkmazsa

Bu durum özellikle uyuşturucunun kendisine ait olmadığını savunan kişi bakımından önemli olabilir.

Ancak;

“Paket üzerinde parmak izi çıkmadı, o hâlde kesin beraat gerekir.”

şeklinde otomatik bir sonuç çıkarılamaz.

Çünkü bir kişinin parmak izinin paket üzerinde bulunmaması, o kişinin uyuşturucudan kesinlikle haberdar olmadığını tek başına kanıtlamaz.

Bununla birlikte sanığın parmak izi bulunmuyor, telefonunda uyuşturucu ticaretine ilişkin mesaj yok, uyuşturucunun bulunduğu çanta başka bir kişiye ait, fiziki takipte sanığın uyuşturucu teslim aldığına ilişkin tespit yok ve diğer sanık uyuşturucunun kendisine ait olduğunu söylüyorsa bütün bu hususların birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Özellikle TCK 188 kapsamında ağır bir mahkûmiyet kurulabilmesi için sanık ile uyuşturucu arasındaki bağlantının varsayımlara değil somut delillere dayanması gerekir.

DNA İncelemesi Uyuşturucu Dosyasında Önemli midir?

Parmak izinin yanı sıra bazı uyuşturucu dosyalarında biyolojik materyaller de önem taşıyabilir.

Uyuşturucunun içerisinde bulunduğu materyal üzerinde sanığa ait biyolojik bulgu bulunması, dosyanın diğer delilleriyle birlikte değerlendirilebilir.

Ancak burada da kriminal bulgunun hukuki anlamı dikkatle ele alınmalıdır.

DNA veya parmak izi temel olarak kişinin belirli bir nesneyle temasına ilişkin bilgi verebilir. Bu bulgu tek başına temasın amacını açıklamaz.

Bu nedenle kriminal inceleme sonucu hiçbir zaman dosyanın geri kalanından koparılarak değerlendirilmemelidir.

Uyuşturucu Başka Bir Kişinin Çantasından Çıkarsa Ne Olur?

Araçta uyuşturucu bulunan dosyalarda çanta aidiyeti son derece önemlidir.

Örneğin dört kişinin bulunduğu otomobilin bagajında üç ayrı çanta olduğunu düşünelim. Uyuşturucu yalnızca bir yolcuya ait olduğu belirlenen sırt çantasından çıkmış olsun.

Bu durumda diğer üç kişinin yalnızca aynı araçta bulunmaları nedeniyle uyuşturucunun ortak sahibi veya taşıyıcısı olduklarının kabul edilmesi için ek delillere ihtiyaç duyulacaktır.

Çantanın kime ait olduğunun belirlenmesinde;

kişisel eşyalar,

kimlik veya belgeler,

telefon ve elektronik cihazlar,

kıyafetler,

parmak izi,

kamera görüntüleri

ve şüphelilerin beyanları önem taşıyabilir.

Ancak çantanın bir kişiye ait olması da her durumda diğer kişilerin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Diğer yolcuların çantanın içerisinde uyuşturucu bulunduğunu bildikleri ve uyuşturucunun nakledilmesine bilerek katıldıkları somut delillerle ortaya konulabiliyorsa ayrıca ceza sorumlulukları tartışılabilir.

Dolayısıyla temel mesele yine bilme, irade ve suça katılım noktalarında yoğunlaşmaktadır.

Diğer Şüpheli “Uyuşturucu Benim” Derse Ne Olur?

Uygulamada sık karşılaşılan bir diğer durum, araçta bulunan kişilerden birinin uyuşturucunun kendisine ait olduğunu kabul etmesidir.

Örneğin araçta üç kişi bulunmaktadır. Bagajda uyuşturucu ele geçirilmiştir. Şüphelilerden biri:

“Uyuşturucu yalnızca bana aittir. Diğer iki kişinin uyuşturucudan haberi yoktur.”

şeklinde ifade vermektedir.

Bu beyan diğer kişiler bakımından önemli bir delildir.

Ancak diğer şüphelilerin otomatik olarak serbest bırakılması veya beraat etmesi sonucunu doğurmaz.

Savcılık ve mahkeme, bu beyanın dosyadaki diğer delillerle uyumlu olup olmadığını araştıracaktır.

Örneğin uyuşturucuyu üstlenen kişinin beyanıyla birlikte uyuşturucu onun çantasından çıkmış, paket üzerinde onun parmak izi bulunmuş ve diğer iki kişinin telefonlarında herhangi bir uyuşturucu yazışması tespit edilmemişse bu tablo önemlidir.

Buna karşılık uyuşturucuyu bir kişi üstlense bile diğer yolcunun telefonunda uyuşturucunun teslimine ilişkin konuşmalar bulunuyorsa yalnızca “uyuşturucu benim” beyanıyla diğer kişinin sorumluluğunun ortadan kalkması beklenmemelidir.

Bu nedenle diğer sanığın uyuşturucuyu üstlenmesi, dosyanın bütün delilleriyle birlikte değerlendirilmesi gereken bir savunma unsurudur.

Sürücü ile Yolcunun Hukuki Durumu Aynı mıdır?

Her zaman değildir.

Aracı kullanan kişinin araç üzerinde daha geniş fiilî hâkimiyetinin bulunması mümkündür. Ancak bu durum sürücünün araçta bulunan her türlü yasak maddeden otomatik olarak sorumlu tutulabileceği anlamına gelmez.

Örneğin yolcu kendi sırt çantasına uyuşturucu koyarak arkadaşının aracına binmişse ve sürücünün bundan haberi yoksa sürücünün yalnızca aracı kullanması nedeniyle uyuşturucu ticaretinden sorumlu tutulması için yeterli delil bulunmayabilir.

Bunun tam tersi de mümkündür.

Uyuşturucu sürücünün koltuğunun altındaki özel bir bölmede bulunmuş, sürücünün telefonunda teslimat yazışmaları tespit edilmiş ve yolcu araca kısa süre önce binmiş olabilir.

Bu durumda yolcu ile sürücünün delil durumu aynı değildir.

Bu nedenle araçta uyuşturucu bulunduğunda sürücü ve yolcu ayrımı, somut olayın koşullarına göre yapılmalıdır.

Araçta Bulunan Uyuşturucunun Miktarı Önemli midir?

Uyuşturucu maddenin miktarı, TCK 188 ile TCK 191 ayrımında değerlendirilen kriterlerden biridir. Ancak tek başına miktar üzerinden otomatik bir sonuca ulaşılması doğru değildir.

Maddenin;

miktarı,

türü,

paketlenme şekli,

bulunduğu yer,

ele geçiriliş biçimi,

sanığın kullanım alışkanlığı,

satışa ilişkin iletişim kayıtları,

hassas terazi veya paketleme materyali bulunup bulunmadığı

gibi hususlar birlikte değerlendirilebilir.

Örneğin kişisel kullanım iddiasıyla açıklanamayacak şekilde çok sayıda ayrı satış paketinin bulunması ticaret iddiasını güçlendirebilir.

Buna karşılık yalnızca belirli miktarda uyuşturucunun bulunması, diğer delillerden bağımsız olarak her durumda TCK 188 kapsamında uyuşturucu ticareti suçunun oluştuğunu göstermeyebilir.

Araçta Hassas Terazi Bulunursa Herkes Uyuşturucu Ticaretinden Sorumlu Olur mu?

Hayır.

Hassas terazi uyuşturucu ticareti soruşturmalarında önemli bir delil olarak değerlendirilebilmekle birlikte, terazinin araçta bulunması araçtaki herkesin uyuşturucu ticareti yaptığı anlamına gelmez.

Terazinin nerede bulunduğu önemlidir.

Örneğin uyuşturucu ve hassas terazi aynı kişinin çantasında bulunmuşsa bu durumla, terazinin bagajdaki ortak eşya bölümünde bulunması aynı değildir.

Ayrıca terazinin üzerinde uyuşturucu kalıntısı bulunup bulunmadığı ve kriminal incelemede hangi kişilere ait izlere ulaşıldığı araştırılabilir.

Bu nedenle;

“Araçta uyuşturucu + hassas terazi bulundu = araçtaki herkes uyuşturucu satıcısıdır.”

şeklinde bir formül ceza yargılamasının bireyselleştirilmiş delil değerlendirmesiyle bağdaşmaz.

Telefon Mesajları Araçta Uyuşturucu Bulunan Kişiyi Suçlu Hale Getirir mi?

Uyuşturucu ticareti soruşturmalarında cep telefonu incelemeleri oldukça önemlidir.

Özellikle WhatsApp, Telegram, Instagram mesajları, SMS kayıtları veya diğer iletişim uygulamalarındaki görüşmeler uyuşturucu ticareti iddiasıyla ilişkilendirilebilir.

Ancak mesajların içeriği dikkatle değerlendirilmelidir.

Her para konuşması, her konum paylaşımı veya her kısa mesaj uyuşturucu ticaretini göstermez.

Mesajların;

kimler arasında gerçekleştiği,

tarih ve saatleri,

olayla zaman bakımından bağlantısı,

kullanılan ifadelerin anlamı,

uyuşturucunun bulunduğu yer ve miktarla uyumu

birlikte incelenmelidir.

Özellikle araçta birden fazla kişinin bulunduğu olaylarda telefon incelemeleri kişilerin birbirinden ayrıştırılması bakımından önemli olabilir.

Örneğin uyuşturucunun bulunduğu araçta üç kişi olmasına rağmen yalnızca bir kişinin telefonunda uyuşturucunun teslimiyle ilişkilendirilebilecek görüşmeler bulunması önemli bir ayrıntıdır.

Buna karşılık diğer kişinin telefonunda hiçbir uyuşturucu yazışması bulunmaması tek başına beraati gerektirmese de diğer delillerle birlikte savunmada değerlendirilmelidir.

Araçta Uyuşturucu Bulunduğunda Telefon Şifresi ve Dijital İnceleme

Uyuşturucu soruşturmalarında araç aramasının ardından kişilerin cep telefonlarına el konulmasıyla da karşılaşılmaktadır.

Ancak cep telefonunun incelenmesi, basit şekilde telefonun ele geçirilmesinden ibaret değildir. Dijital materyaller üzerindeki arama, kopyalama ve inceleme işlemlerinin Ceza Muhakemesi Kanunu’ndaki usule uygun şekilde gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği ayrıca değerlendirilmelidir.

Bu nedenle bir İstanbul uyuşturucu avukatı tarafından TCK 188 dosyası incelenirken yalnızca mesajların içeriğine değil, söz konusu dijital delilin hangi yöntemle elde edildiğine ve hukuka uygun olup olmadığına da bakılması gerekir.

Hukuka aykırı şekilde elde edilen delillerin ceza yargılamasında kullanılması ayrıca tartışma konusu oluşturabilir.

Araçta Uyuşturucu Bulunması ve Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesi

Ceza yargılamasının temel ilkelerinden biri “şüpheden sanık yararlanır” ilkesidir.

Bir kişinin TCK 188 kapsamında uyuşturucu ticareti suçundan mahkûm edilebilmesi için mahkûmiyetin varsayıma değil, hukuka uygun şekilde elde edilmiş ve suçun sanık tarafından işlendiğini ortaya koyan yeterli delillere dayanması gerekir.

Özellikle araçta birden fazla kişinin bulunduğu uyuşturucu dosyalarında bu ilke önem kazanmaktadır.

Uyuşturucunun hangi kişiye ait olduğu belirlenemiyor, uyuşturucu ortak kullanım alanından çıkıyor, sanığın telefonunda ticarete ilişkin bir veri bulunmuyor, paket üzerinde sanığa ait kriminal bulgu yok ve sanığın uyuşturucunun taşındığını bildiğini ortaya koyan başka somut delil de bulunmuyorsa yalnızca aynı araç içerisinde bulunmaktan hareketle mahkûmiyet kurulması ciddi hukuki tartışmaları beraberinde getirir.

Ceza sorumluluğu kolektif değildir.

Her sanığın uyuşturucu ile bağlantısı ayrı ayrı ortaya konulmalıdır.

İstanbul’da Araçta Uyuşturucu Bulunması Dosyalarında Deliller Neden Hızlı Toplanmalıdır?

İstanbul’da araç içerisinde uyuşturucu ele geçirilmesinin ardından başlayan soruşturmalar, olayın niteliğine göre İstanbul Adliyesi (Çağlayan), Bakırköy Adliyesi veya İstanbul Anadolu Adliyesi başta olmak üzere yetkili adli mercilerde yürütülebilir.

Özellikle soruşturmanın ilk aşamasında kamera kayıtları gibi zaman içerisinde kaybolabilecek delillerin tespit edilmesi önemlidir.

Aracın geçtiği güzergâhlardaki kamera görüntüleri, otopark kayıtları, benzin istasyonu kameraları veya uyuşturucunun araca konulduğu ileri sürülen yerdeki görüntüler olayın aydınlatılmasını sağlayabilir.

Örneğin uyuşturucunun başka bir kişi tarafından bagaja konulduğu savunuluyorsa, bu iddiayı doğrulayabilecek kamera kayıtlarının soruşturmanın erken aşamasında araştırılması gerekebilir.

Benzer şekilde uyuşturucunun içerisinde bulunduğu paket, çanta veya diğer materyaller üzerinde gerekli kriminal incelemelerin yapılıp yapılmadığı kontrol edilmelidir.

Bu nedenle İstanbul’da araçta uyuşturucu bulunması nedeniyle TCK 188 soruşturması yürütülen dosyalarda savunma yalnızca şüphelinin ifadesinden ibaret görülmemelidir.

Savunmayı destekleyebilecek objektif delillerin belirlenmesi ve gerekli araştırma taleplerinin zamanında ileri sürülmesi dosyanın seyri bakımından önem taşıyabilir.

Araçta Uyuşturucu Bulunmasında TCK 188–191 Ayrımı, Nakletme ve Tutuklama

Araç içerisinde uyuşturucu madde ele geçirilmesi hâlinde yalnızca uyuşturucunun kime ait olduğu değil, hangi amaçla bulundurulduğu da belirlenmelidir. Çünkü uyuşturucunun ticari amaçla bulundurulması veya nakledilmesi ile kişinin kendi kullanımı için uyuşturucu bulundurması arasında ciddi bir hukuki fark bulunmaktadır.

Bu ayrım temel olarak Türk Ceza Kanunu’nun 188. ve 191. maddeleri üzerinden yapılmaktadır.

TCK 188 uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçunu, TCK 191 ise kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme, bulundurma ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanma suçunu düzenlemektedir.

Dolayısıyla araç içerisinde uyuşturucu bulunması tek başına:

“Bu kişi uyuşturucu ticareti yapmaktadır.”

sonucunu doğurmaz.

Somut olayda uyuşturucunun miktarı ve türü, paketlenme biçimi, bulunduğu yer, şüphelinin uyuşturucu kullanıp kullanmadığı, hassas terazi veya paketleme materyali bulunup bulunmadığı, telefon kayıtları, para hareketleri ve uyuşturucunun başka bir kişiye verileceğini gösteren delillerin mevcut olup olmadığı birlikte değerlendirilmelidir.

Araçta Uyuşturucu Bulunması TCK 188 mi TCK 191 mi?

Araç aramasında uyuşturucu ele geçirildiğinde soruşturmanın en önemli meselelerinden biri, uyuşturucunun ticaret amacıyla mı yoksa kişisel kullanım amacıyla mı bulundurulduğudur.

Örneğin araç içerisinde uyuşturucu bulunması ve şüphelinin:

“Bu maddeyi kendim kullanmak için aldım.”

şeklinde savunma yapması hâlinde yalnızca bu beyana göre TCK 191 uygulanacağı söylenemez.

Aynı şekilde uyuşturucu miktarının belirli bir seviyenin üzerinde olmasından hareketle otomatik olarak TCK 188 kapsamında uyuşturucu ticareti suçunun oluştuğu sonucuna ulaşılması da doğru değildir.

Yargılama sırasında olayın bütün özellikleri değerlendirilmelidir.

Uyuşturucunun Miktarı

Uyuşturucunun miktarı önemli değerlendirme kriterlerinden biridir.

Ancak uygulamada her uyuşturucu türü bakımından geçerli, tek başına suç vasfını belirleyen değişmez bir “gram sınırı” bulunduğu düşünülmemelidir.

Miktar, diğer delillerle birlikte anlam kazanır.

Örneğin nispeten yüksek miktarda uyuşturucu bulunmasına rağmen kişinin uzun süreli kullanım için toplu şekilde madde temin ettiğini ileri sürmesi mümkündür. Bu savunmanın inandırıcılığı kişinin kullanım durumu ve dosyadaki diğer deliller üzerinden değerlendirilir.

Buna karşılık daha düşük miktarda uyuşturucunun çok sayıda küçük satış paketine ayrılmış olması, telefon mesajlarında satış görüşmelerinin bulunması ve yanında hassas terazi ele geçirilmesi hâlinde ticaret iddiasını destekleyen farklı deliller bir araya gelebilir.

Dolayısıyla:

“Şu gramın altı kullanıcılık, üstü ticarettir.”

şeklinde kesin bir formül üzerinden savunma veya suçlama yapılması isabetli değildir.

Uyuşturucunun Paketlenme Şekli Neden Önemlidir?

Uyuşturucu maddenin nasıl muhafaza edildiği de TCK 188–191 ayrımında dikkate alınabilir.

Tek bir paket içerisinde bulunan uyuşturucu ile birbirine yakın miktarlarda çok sayıda küçük pakete ayrılmış uyuşturucunun delil değeri aynı olmayabilir.

Ancak uyuşturucunun ayrı paketlerde bulunması da tek başına ticaret suçunun kesin kanıtı değildir.

Örneğin kişi uyuşturucuyu satın aldığı şekilde muhafaza etmiş olabilir.

Bu nedenle paketleme biçimi;

telefon kayıtları,

hassas terazi,

nakit para,

banka hareketleri,

müşteri olduğu ileri sürülen kişilerle iletişim,

fiziki takip,

kamera görüntüleri

ve diğer maddi delillerle birlikte değerlendirilmelidir.

Araçta Uyuşturucu Taşımak “Nakletme” Suçunu Oluşturur mu?

TCK 188 bakımından özellikle araç dosyalarında üzerinde durulması gereken fiillerden biri nakletmedir.

Uyuşturucunun bir yerden başka bir yere ticari amaç kapsamında götürülmesi, olayın şartlarına göre uyuşturucu madde nakletme kapsamında değerlendirilebilir.

Ancak burada çok önemli bir ayrım vardır:

Uyuşturucu bulunan araçta yolculuk yapmak ile uyuşturucuyu bilerek nakletmek aynı şey değildir.

Örneğin bir kişi İstanbul dışından İstanbul’a gelen arkadaşının aracına yolcu olarak binmiş ve bagajda uyuşturucu bulunduğundan haberdar değilse, yalnızca aynı araçta seyahat etmesi onun uyuşturucuyu naklettiğini göstermeye yeterli değildir.

Nakletme fiilinden sorumluluk bakımından kişinin uyuşturucunun taşındığını bilmesi ve bu fiile iradi olarak katılması önemlidir.

Buna karşılık uyuşturucunun nereden alınacağını bilen, yolculuğu organize eden, teslimat adresini gönderen veya taşıma karşılığında para aldığına ilişkin delil bulunan kişinin hukuki durumu farklı değerlendirilebilir.

Bu nedenle özellikle başkasının aracında uyuşturucu bulunması nedeniyle TCK 188 soruşturmasına dahil edilen yolcu bakımından kişinin uyuşturucu nakline hangi somut hareketle katıldığı araştırılmalıdır.

Araçtaki Herkes Uyuşturucunun Taşındığını Biliyorsa Ne Olur?

Uyuşturucunun yalnızca bir kişiye ait olması, diğer kişilerin hiçbir şekilde sorumlu olmayacağı anlamına gelmez.

Örneğin dört kişinin bulunduğu araçta uyuşturucu bir kişinin çantasında olabilir. Ancak diğer üç kişinin de uyuşturucunun taşındığını bildiği ve taşıma faaliyetine bilerek katkı sağladığı somut delillerle ortaya konuluyorsa iştirak hükümleri bakımından ayrıca değerlendirme yapılabilir.

Burada yalnızca “haberleri vardı” şeklindeki soyut iddia yeterli görülmemelidir.

Her kişinin hangi eylemle suça katıldığı belirlenmelidir.

Bir kişi aracı kullanmış olabilir.

Bir diğeri uyuşturucuyu teslim almış olabilir.

Başka biri teslim edilecek kişiyle telefon görüşmesi yapmış olabilir.

Dördüncü kişi ise yalnızca araçta bulunmuş olabilir.

Bu dört kişinin hukuki durumunun otomatik olarak aynı kabul edilmemesi gerekir.

Ceza sorumluluğunun şahsiliği gereğince her sanığın fiili ve kastı ayrıca değerlendirilmelidir.

Arkadaşlarla Birlikte Kullanmak İçin Uyuşturucu Alınırsa TCK 188 Oluşur mu?

Araçta uyuşturucu bulunan dosyalarda karşılaşılabilecek savunmalardan biri de uyuşturucunun arkadaşlarla birlikte kullanılmak üzere alındığı iddiasıdır.

Örneğin üç arkadaş birlikte para vererek uyuşturucu satın almış ve daha sonra aynı araç içerisinde yakalanmış olabilir.

Bu durumda olayın otomatik olarak uyuşturucu ticareti şeklinde değerlendirilmesi doğru olmayabilir. Uyuşturucunun ortak kullanım amacıyla temin edildiği savunuluyorsa olayın özellikleri TCK 188 ve TCK 191 ayrımı bakımından değerlendirilmelidir.

Uyuşturucunun miktarı, kişilerin kullanım durumu, birlikte satın alma süreci, uyuşturucunun üçüncü kişilere satıldığına ilişkin delil bulunup bulunmadığı ve dosyanın diğer özellikleri önem taşır.

Ancak burada küçük görünen bir ayrıntı dahi suç vasfını değiştirebilir.

Arkadaşa Para Almadan Uyuşturucu Vermek Ticaret Suçu mudur?

Uyuşturucu ticareti suçuyla ilgili en fazla yanlış bilinen konulardan biri, suçun oluşabilmesi için mutlaka para karşılığında satış yapılması gerektiği düşüncesidir.

TCK 188/3 yalnızca uyuşturucu satmayı düzenlememektedir. Kanunda uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi başkasına verme fiili de ayrıca yer almaktadır.

Bu nedenle;

“Para almadım, sadece arkadaşıma verdim.”

savunması her durumda TCK 188 kapsamındaki sorumluluğu ortadan kaldırmaz.

Somut olayın özelliklerine göre uyuşturucunun bedelsiz şekilde başka bir kişiye verilmesi de TCK 188 kapsamında değerlendirilebilir.

Bu husus, özellikle araçta bulunan kişilerden birinin uyuşturucuyu diğer arkadaşlarına dağıttığı iddia edilen dosyalarda önemlidir.

Bununla birlikte kişilerin birlikte para vererek ortak kullanım amacıyla uyuşturucu temin etmesi gibi farklı senaryoların hukuki değerlendirmesi ayrıca yapılmalıdır.

Araçta Uyuşturucu Bulunursa Tutuklama Olur mu?

Araç içerisinde uyuşturucu ele geçirilmesi, özellikle soruşturmanın TCK 188 kapsamında yürütülmesi hâlinde tutuklama tedbirini gündeme getirebilir.

Ancak TCK 188 şüphesinin bulunması otomatik tutuklama anlamına gelmez.

Tutuklama bir koruma tedbiridir.

Somut olayda kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin ve kanunda öngörülen tutuklama nedenlerinin bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir. Ayrıca tutuklama tedbirinin ölçülü olup olmadığı da incelenmelidir.

Bu ayrım özellikle araç içerisinde birden fazla kişinin bulunduğu dosyalarda önemlidir.

Örneğin uyuşturucu başka bir kişinin çantasından çıkmış, diğer kişi uyuşturucuyu üstlenmiş, yolcunun telefonunda uyuşturucu ticaretine ilişkin herhangi bir yazışma bulunmamış ve yolcunun uyuşturucudan haberdar olduğunu gösteren başka somut delil elde edilememiş olabilir.

Böyle bir olayda yolcu bakımından yalnızca:

“Uyuşturucu bulunan araçtaydı.”

tespitinin kuvvetli suç şüphesini ne ölçüde ortaya koyduğu ayrıca tartışılmalıdır.

TCK 188 Katalog Suç Olması Nedeniyle Herkes Tutuklanır mı?

Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu, Ceza Muhakemesi Kanunu bakımından tutuklama değerlendirmesinde katalog suçlar arasında yer almaktadır.

Ancak bu durum TCK 188 kapsamında soruşturulan herkesin mutlaka tutuklanacağı anlamına gelmez.

Katalog suç düzenlemesi, mahkemenin somut olay bakımından tutuklama koşullarını değerlendirme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.

Özellikle araçta uyuşturucu bulunması nedeniyle gözaltına alınan yolcu bakımından kişinin uyuşturucuyla bağlantısının bireyselleştirilmesi gerekir.

Araçtaki dört kişiden biri hakkında kuvvetli deliller bulunurken diğer üç kişi hakkında yalnızca aynı araçta bulunma olgusu mevcutsa, her dört kişi hakkında aynı gerekçelerle değerlendirme yapılması tartışmaya açıktır.

Bu nedenle TCK 188 soruşturmalarında tutuklama değerlendirmesi yapılırken şüpheliye özgü delillerin ortaya konulması önem taşır.

Araçta Uyuşturucu Bulunduğunda Gözaltı ve Savcılık Süreci Nasıl İlerler?

İstanbul’da narkotik uygulaması veya başka bir adli işlem sırasında araçta uyuşturucu ele geçirilmesi hâlinde araçtaki kişiler hakkında soruşturma işlemleri başlatılabilir.

Uyuşturucuya el konulmasının ardından maddenin niteliğinin belirlenmesine yönelik incelemeler yapılabilir. Şüphelilerin ifadeleri alınabilir, gerekli şartların bulunması hâlinde telefon ve diğer dijital materyallerle ilgili adli işlemler gerçekleştirilebilir.

Savcılık, elde edilen delillere göre şüphelinin serbest bırakılması, adli kontrol uygulanması veya tutuklanması talebiyle sulh ceza hâkimliğine sevk edilmesi yönünde değerlendirme yapabilir.

Bu aşamada özellikle ilk ifade önemlidir.

Şüphelinin;

araca neden bindiği,

aracı ne zamandır tanıdığı,

diğer kişilerle ilişkisi,

yolculuğun amacı,

uyuşturucunun varlığından haberdar olup olmadığı,

uyuşturucunun bulunduğu eşyanın kime ait olduğu

gibi konulardaki beyanları daha sonra dosyadaki maddi delillerle karşılaştırılabilir.

Bu nedenle savunmanın dosyanın somut gerçekliğiyle uyumlu, tutarlı ve doğrulanabilir olması önem taşır.

İstanbul Adliyesi (Çağlayan) Uyuşturucu Soruşturmaları

İstanbul’un Avrupa Yakası’ndaki birçok ilçede gerçekleşen olaylarda soruşturmanın yetki kurallarına göre İstanbul Adliyesi (Çağlayan) nezdinde yürütülmesi söz konusu olabilir.

Şişli, Kağıthane, Beşiktaş ve Sarıyer gibi ilçelerde araçta uyuşturucu ele geçirilmesi üzerine başlayan soruşturmalarda olayın yeri ve kapsamına göre Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi gündeme gelebilir.

Bu nedenle Çağlayan uyuşturucu avukatı, İstanbul uyuşturucu avukatı veya TCK 188 avukatı İstanbul şeklinde araştırma yapan kişiler açısından yalnızca suçun cezasını bilmek yeterli değildir.

Dosyanın ilk aşamasında;

arama ve elkoyma işlemlerinin hukuka uygunluğu,

uyuşturucunun araçta tam olarak nerede bulunduğu,

araçta kaç kişinin olduğu,

kriminal inceleme yapılıp yapılmadığı,

telefonlara ilişkin işlemler,

kamera kayıtları,

fiziki takip tutanakları

ve şüpheliye özgü deliller birlikte incelenmelidir.

Bakırköy Adliyesi Uyuşturucu Dosyaları

Bakırköy, Bahçelievler, Bağcılar ve çevresinde gerçekleşen olaylarda yetki durumuna göre Bakırköy Adliyesi nezdinde uyuşturucu soruşturmaları yürütülebilir.

Özellikle ana arterlerde ve araç kontrollerinde uyuşturucu ele geçirilmesi durumunda uyuşturucunun araç içerisindeki aidiyeti tartışması gündeme gelebilir.

Bakırköy uyuşturucu avukatı araştırması yapan şüpheli yakınlarının dikkat etmesi gereken hususlardan biri, araçtaki herkes hakkında aynı delillerin bulunup bulunmadığıdır.

Örneğin araçta üç kişi bulunmasına rağmen uyuşturucu yalnızca bir kişinin özel eşyasından çıkmışsa diğer kişiler bakımından suç şüphesinin hangi somut delillere dayandığı ayrıca araştırılmalıdır.

İstanbul Anadolu Adliyesi Uyuşturucu Dosyaları

Kadıköy, Ataşehir, Maltepe, Kartal, Pendik ve Anadolu Yakası’ndaki diğer ilçelerde meydana gelen olaylarda yetki kurallarına göre İstanbul Anadolu Adliyesi gündeme gelebilir.

Araç içerisinde uyuşturucu ele geçirilmesi hâlinde burada da temel hukuki problem aynıdır:

Uyuşturucu ile şüpheli arasında hangi somut bağlantı bulunmaktadır?

Kişinin aracın sahibi olması, sürücü olması veya yolcu olarak bulunması tek başına uyuşturucu ticareti suçunun işlendiğini göstermemelidir.

Her kişi bakımından delillerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir.

İstanbul Uyuşturucu Avukatı Açısından Araçta Uyuşturucu Dosyasında İlk İncelenecek Hususlar

Araç içerisinde uyuşturucu ele geçirilmesi nedeniyle TCK 188 kapsamında yürütülen bir dosyada savunmanın yalnızca ele geçirilen maddenin miktarına odaklanması yeterli değildir.

Bir İstanbul uyuşturucu avukatı açısından dosyada öncelikle şu soruların cevapları araştırılmalıdır:

  • Araç neden durduruldu?
  • Arama hangi hukuki gerekçeyle gerçekleştirildi?
  • Uyuşturucu aracın tam olarak neresinde bulundu?
  • Bulunduğu bölüm kimin kullanımındaydı?
  • Uyuşturucu bir çanta veya valiz içerisindeyse eşya kime aitti?
  • Paketlerde kriminal inceleme yapıldı mı?
  • Şüphelinin parmak izi veya DNA’sı bulundu mu?
  • Şüphelinin telefonunda uyuşturucu ticaretine ilişkin veri var mı?
  • Diğer şüpheliler ne söyledi?
  • Kamera veya fiziki takip kaydı mevcut mu?
  • Para transferi tespit edildi mi?
  • Uyuşturucunun ticari amaçla taşındığını gösteren başka delil var mı?
  • Şüphelinin uyuşturucunun varlığından haberdar olduğunu gösteren somut delil nedir?

Bu sorular özellikle “arkadaşımın arabasında uyuşturucu çıktı”, “araçta uyuşturucu bulundu ama benim değil”, “başkasının çantasından uyuşturucu çıktı” şeklindeki dosyalarda savunmanın ana eksenini oluşturabilir.

Ceza yargılamasında önemli olan kişinin olay yerinde veya araçta bulunmasından ziyade, suç teşkil eden fiille arasındaki hukuki ve maddi bağlantının ispatlanmasıdır.


Araç Aramasının Hukuka Uygunluğu, Aracın Müsaderesi, Tahliye ve Beraat

Araçta uyuşturucu madde bulunması nedeniyle yürütülen bir TCK 188 soruşturmasında savunma yalnızca “uyuşturucu kime ait?” sorusuyla sınırlı değildir. Uyuşturucunun hangi şartlarda ele geçirildiği, araç aramasının hukuka uygun olup olmadığı, uyuşturucuya ve diğer eşyalara hangi usulle el konulduğu, araç hakkında müsadere kararı verilip verilemeyeceği ve şüpheli hakkında tutuklama tedbirinin devamının gerekli olup olmadığı da ayrıca değerlendirilmelidir.

Özellikle başkasının aracında uyuşturucu bulunması nedeniyle gözaltına alınan kişiler açısından soruşturmanın ilk saatlerinde yapılan işlemler dosyanın ilerleyen aşamalarında önem kazanabilir.

Araç içerisinde birden fazla kişinin bulunması hâlinde ise her kişi bakımından delillerin ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi gereğince yalnızca uyuşturucu bulunan araçta bulunmak, tek başına TCK 188 kapsamında uyuşturucu ticareti suçundan mahkûmiyet için yeterli görülmemelidir.

Araçta Uyuşturucu Bulunursa Araç Bağlanır mı?

Araç içerisinde uyuşturucu madde ele geçirilmesi hâlinde soruşturma kapsamında araçla ilgili adli işlemler gerçekleştirilebilir.

Ancak araçta uyuşturucu bulunması ile aracın kesin olarak müsadere edilmesi birbirinden farklı konulardır.

Öncelikle aracın suçun işlenmesinde kullanılıp kullanılmadığı, aracın kime ait olduğu ve araç sahibinin olayla bağlantısı araştırılmalıdır.

Örneğin bir otomobilin uyuşturucu maddelerin bir şehirden başka bir şehre nakledilmesinde bilinçli şekilde kullanıldığı iddia ediliyorsa araç hakkında müsadere tartışması gündeme gelebilir.

Buna karşılık kişinin arkadaşının aracına uyuşturucuyla binmesi ve araç sahibinin uyuşturucudan haberdar olmaması hâlinde farklı bir hukuki değerlendirme yapılması gerekir.

Dolayısıyla:

“Araçta uyuşturucu bulundu, araç kesin olarak devlete geçer.”

şeklinde genel bir kuraldan söz edilemez.

Somut olayın özellikleri ve TCK’nın eşya müsaderesine ilişkin hükümleri ayrıca değerlendirilmelidir.

Araç Başkasına Aitse Müsadere Edilebilir mi?

Araç sahibinin suçla ilgisinin bulunmaması özellikle önemlidir.

Türk Ceza Kanunu’nun eşya müsaderesine ilişkin düzenlemeleri kapsamında, iyiniyetli üçüncü kişilere ait eşyanın durumu ayrıca korunmaktadır.

Örneğin bir kişi babasına, kardeşine, arkadaşına veya işverenine ait aracı kullanırken araç içerisinde uyuşturucu ele geçirilmiş olabilir.

Araç sahibi;

uyuşturucunun taşındığından haberdar değilse,

suça iştirak etmemişse,

aracı uyuşturucu ticaretinde kullanılması amacıyla vermemişse,

üçüncü kişinin mülkiyet hakkı ayrıca değerlendirilmelidir.

Bu nedenle başkasına ait araçta uyuşturucu bulunması yalnızca şüphelinin ceza sorumluluğu açısından değil, araç sahibinin mülkiyet hakkı açısından da ayrı bir hukuki mesele oluşturabilir.

Kiralık Araçta Uyuşturucu Bulunursa Ne Olur?

Uyuşturucu taşındığı ileri sürülen aracın kiralık olması uygulamada karşılaşılabilecek bir başka durumdur.

Kişi bir araç kiralama şirketinden otomobil kiralamış ve araçta uyuşturucu ele geçirilmiş olabilir.

Bu durumda uyuşturucunun aracı kiralayan kişiye ait olup olmadığı yine deliller üzerinden belirlenmelidir.

Özellikle uyuşturucunun aracın olağan kullanım alanlarının dışında, gizli bir bölümünde bulunması durumunda aracın daha önce kimler tarafından kullanıldığı önem kazanabilir.

Örneğin uyuşturucu;

koltuk döşemesinin altında,

bagajın gizli bölümünde,

araç içerisinde sonradan oluşturulmuş bir bölmede

veya kişinin normal kullanım sırasında fark etmesinin güç olduğu başka bir noktada bulunmuşsa, uyuşturucunun araca ne zaman ve kim tarafından yerleştirildiğinin araştırılması gerekebilir.

Kiralık araç bakımından önceki kullanıcı kayıtları, aracın teslim ve iade saatleri, araç kiralama belgeleri, GPS verileri mevcutsa bunlar ve kamera kayıtları olayın aydınlatılması bakımından önem taşıyabilir.

Takside Uyuşturucu Bulunursa Şoför Sorumlu Olur mu?

Bir diğer önemli ihtimal taksi veya ticari araçlarda uyuşturucu bulunmasıdır.

Taksi şoförünün yolcunun üzerinde veya yolcuya ait çantada bulunan uyuşturucudan otomatik olarak sorumlu tutulması düşünülemez.

Burada da şoförün uyuşturucunun varlığından haberdar olup olmadığı ve uyuşturucunun taşınmasına bilerek katılıp katılmadığı araştırılmalıdır.

Aynı şekilde yolcunun araçtan ayrıldıktan sonra araç içerisinde uyuşturucu bırakması ihtimali de somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir.

Dolayısıyla “uyuşturucu araçtan çıktı” tespiti, tek başına aracın sürücüsü ile uyuşturucu arasında kesin bir bağlantı kurmaz.

Polis Araçta Her Zaman Arama Yapabilir mi?

Araçta uyuşturucu ele geçirilen dosyalarda yalnızca bulunan maddeye değil, maddenin hangi hukuki işlem sonucunda ele geçirildiğine de bakılmalıdır.

Ceza muhakemesinde arama ve elkoyma işlemleri kanunda öngörülen şartlara tabidir.

Bu nedenle TCK 188 kapsamında bir dosya incelenirken;

aracın neden durdurulduğu,

aramanın hangi hukuki dayanakla gerçekleştirildiği,

arama kararının veya emrinin bulunup bulunmadığı,

arama tutanağının içeriği,

işlemin kapsamı,

elkoyma işlemlerinin nasıl gerçekleştirildiği

gibi hususlar dosya üzerinden değerlendirilmelidir.

Her somut olayın koşulları farklı olduğundan yalnızca “arama kararı yoktu” şeklindeki bir tespitten hareketle doğrudan hukuka aykırılık sonucuna ulaşmak da doğru değildir. Önleme araması, adli arama ve suçüstü gibi farklı hukuki durumların şartları ayrıca incelenmelidir.

Hukuka Aykırı Araç Aramasında Bulunan Uyuşturucu Delil Olur mu?

Anayasa ve Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ceza yargılamasında kullanılması mümkün değildir.

Bu nedenle araçta uyuşturucu bulunan bir dosyada arama işleminin hukuka aykırı olduğu ileri sürülüyorsa bu iddia önemlidir.

Ancak aramanın hukuka aykırı olup olmadığı somut dosyadaki tutanaklar, kararlar, emirler ve olayın gerçekleşme biçimi incelenerek belirlenmelidir.

Örneğin uyuşturucunun araç içerisinde açıkça görüldüğü bir olay ile kolluk görevlilerinin kapalı bölmeleri açarak ayrıntılı arama gerçekleştirdiği bir olay aynı hukuki koşullara sahip olmayabilir.

Bu nedenle bir İstanbul uyuşturucu avukatı açısından araçta uyuşturucu dosyasında yalnızca ele geçirilen maddenin miktarına bakılması yeterli değildir. Uyuşturucunun nasıl ele geçirildiği de savunmanın önemli parçalarından biri olabilir.

Araçta Uyuşturucu Bulunduğu İçin Tutuklanan Kişi Nasıl Tahliye Olabilir?

Uyuşturucu ticareti suçlamasıyla tutuklanan kişinin tahliye değerlendirmesinde dosyadaki mevcut deliller önem taşır.

Özellikle araçta birden fazla kişinin bulunduğu dosyalarda tutuklanan kişinin uyuşturucuyla bağlantısının hangi delillere dayandığı incelenmelidir.

Örneğin;

uyuşturucu başka bir kişinin çantasından çıkmışsa,

diğer şüpheli uyuşturucunun kendisine ait olduğunu kabul etmişse,

tutuklanan kişinin paket üzerinde parmak izi bulunmamışsa,

telefonunda uyuşturucu ticaretine ilişkin mesaj tespit edilmemişse,

uyuşturucu teslimatıyla ilişkilendirilen kişilerle bağlantısı bulunmuyorsa,

kamera veya fiziki takip kayıtlarında suça katılımını gösteren bir davranış yoksa,

bu hususlar tutukluluğun devamının gerekliliği değerlendirilirken ileri sürülebilir.

Ayrıca delillerin büyük ölçüde toplanmış olması, şüphelinin delillere müdahale imkânının bulunup bulunmaması ve adli kontrol tedbirlerinin yeterli olup olmayacağı da somut olay kapsamında değerlendirilmelidir.

Tutuklama bir ceza değildir.

Bu nedenle TCK 188’in yaptırımının ağır olması tek başına tutukluluğun sınırsız şekilde devamını haklı hale getirmemelidir.

Araçta Uyuşturucu Bulunması Davasında Beraat Mümkün müdür?

Evet.

Araçta uyuşturucu bulunması, araçta bulunan herkesin mutlaka mahkûm olacağı anlamına gelmez.

Beraat değerlendirmesi özellikle uyuşturucuyla sanık arasında yeterli ve kesin bir bağlantı kurulamadığı olaylarda gündeme gelebilir.

Örneğin dört kişinin bulunduğu bir otomobilde uyuşturucunun bagajdaki bir çantadan çıktığını düşünelim.

Çanta sanıklardan birine aittir.

Bu kişi uyuşturucunun kendisine ait olduğunu kabul etmektedir.

Diğer sanığın;

paket üzerinde parmak izi bulunmamaktadır,

telefonunda uyuşturucu ticaretiyle ilgili mesaj yoktur,

uyuşturucunun satın alındığı kişiyle bağlantısı bulunmamaktadır,

para transferi tespit edilmemiştir,

fiziki takipte uyuşturucu teslimine katıldığı görülmemiştir

ve uyuşturucunun varlığından haberdar olduğunu ortaya koyan başka bir delil de yoktur.

Böyle bir durumda yalnızca diğer sanıkla aynı araçta bulunmanın TCK 188 kapsamında mahkûmiyet için yeterli olup olmadığı ciddi şekilde tartışılmalıdır.

Araçtaki Herkes Aynı Cezayı mı Alır?

Hayır.

Araçta bulunan kişilerin hukuki durumları birbirinden farklı olabilir.

Bir kişinin uyuşturucunun sahibi olduğu, başka bir kişinin nakletme fiiline bilerek katıldığı, üçüncü kişinin uyuşturucu teslimatıyla ilgili iletişim kurduğu ileri sürülürken dördüncü kişi yalnızca araçta yolcu olabilir.

Bu kişilerin tamamının aynı delillerle ve aynı gerekçelerle değerlendirilmesi doğru değildir.

Ceza sorumluluğu şahsidir.

Her sanığın;

ne bildiği,

ne yaptığı,

hangi delille uyuşturucuya bağlandığı

ayrı ayrı ortaya konulmalıdır.

Bu nedenle başkasının aracında uyuşturucu bulunması dosyalarında savunmanın temel amaçlarından biri, toplu bir suç isnadı yerine sanık özelindeki delillerin ayrıştırılmasını sağlamaktır.

“Uyuşturucu Benim Değil” Diyen Kişi Savunmada Nelere Dikkat Etmelidir?

Uyuşturucunun kendisine ait olmadığını söyleyen kişinin savunmasının dosyadaki objektif verilerle desteklenmesi önemlidir.

Sadece:

“Benim haberim yoktu.”

demek yerine bu beyanın doğruluğunu gösterebilecek deliller araştırılmalıdır.

Örneğin;

araca nerede ve ne zaman binildiği,

araca binme sebebi,

uyuşturucunun bulunduğu çantanın kime ait olduğu,

çantayı kimin taşıdığı,

kişinin araçta hangi koltukta bulunduğu,

yolculuk öncesindeki konumu,

kamera kayıtları,

telefon görüşmeleri,

mesajlar,

ödeme kayıtları

ve tanık anlatımları savunmayı doğrulayabilir veya aksine çürütebilir.

Bu nedenle etkili bir savunmanın temelinde yalnızca sözlü inkâr değil, doğrulanabilir maddi olgular bulunmalıdır.

İstanbul’da Araçta Uyuşturucu Bulunması Dosyalarında Savunma

İstanbul gibi uyuşturucu soruşturmalarının yoğun şekilde yürütüldüğü bir şehirde araç aramalarından kaynaklanan TCK 188 dosyalarında soruşturmanın ilk aşaması özellikle önemlidir.

Olayın gerçekleştiği yere ve yetki kurallarına göre dosya İstanbul Adliyesi (Çağlayan), Bakırköy Adliyesi veya İstanbul Anadolu Adliyesi nezdinde yürütülebilir.

Çağlayan’da yürütülen bir uyuşturucu soruşturması ile Bakırköy veya Anadolu Yakası’nda yürütülen soruşturmalarda temel ceza muhakemesi kuralları aynı olmakla birlikte her dosyanın delil yapısı farklıdır.

Bu nedenle İstanbul uyuşturucu avukatı araştırması yapan kişilerin özellikle araçta uyuşturucu bulunan dosyalarda genel bilgilerden ziyade somut dosyadaki delil durumunun değerlendirilmesine ihtiyaç duyabileceği unutulmamalıdır.

Uyuşturucunun;

araçta nerede bulunduğu,

kime ait eşyanın içerisinden çıktığı,

paket üzerindeki kriminal bulgular,

telefon incelemeleri,

HTS kayıtları,

kamera görüntüleri,

banka hareketleri,

diğer şüphelilerin ifadeleri,

arama ve elkoyma işlemlerinin hukuka uygunluğu

birlikte değerlendirilmelidir.

Çağlayan’da Araçta Uyuşturucu Bulunması

Şişli, Kağıthane, Beşiktaş, Sarıyer ve İstanbul Adliyesi’nin yetki alanına giren diğer bölgelerde araçta uyuşturucu bulunması nedeniyle başlatılan soruşturmalar bakımından Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi gündeme gelebilir.

Özellikle Çağlayan uyuşturucu avukatı veya İstanbul uyuşturucu ticareti avukatı şeklinde araştırma yapan şüpheli yakınları bakımından dosyanın ilk aşamasında gözaltı tutanakları, araç arama evrakları, elkoyma işlemleri ve mevcut delillerin kişi özelinde değerlendirilmesi önem taşır.

Bakırköy’de Araçta Uyuşturucu Bulunması

Bakırköy ve çevresinde gerçekleşen araç aramalarında uyuşturucu ele geçirilmesi hâlinde olayın yeri ve soruşturmanın kapsamına göre Bakırköy Adliyesi nezdinde işlem yapılabilir.

Araçta birden fazla kişinin bulunduğu durumlarda özellikle uyuşturucunun aidiyeti, araç içerisindeki konumu ve kişilerin uyuşturucudan haberdar olup olmadıkları araştırılmalıdır.

Bu nedenle Bakırköy uyuşturucu avukatı araştırmalarında “araçta uyuşturucu bulundu” şeklindeki genel olgunun ötesine geçilerek her şüpheli bakımından somut delillerin değerlendirilmesi gerekir.

İstanbul Anadolu Yakası’nda Araçta Uyuşturucu Bulunması

Kadıköy, Ataşehir, Maltepe, Kartal ve Pendik gibi Anadolu Yakası ilçelerinde gerçekleşen olaylarda yetki kurallarına göre İstanbul Anadolu Adliyesi nezdinde uyuşturucu soruşturması yürütülebilir.

Araç içerisinde uyuşturucu ele geçirilmesi hâlinde sürücü ve yolcuların tamamının aynı hukuki konumda olduğu varsayılmamalıdır.

Özellikle uyuşturucu başka bir kişiye ait çantadan çıkmışsa veya kişinin uyuşturucudan haberdar olduğunu gösteren ek delil bulunmuyorsa bu hususlar kişi özelinde değerlendirilmelidir.

Araçta Uyuşturucu Bulunması Hakkında Sık Sorulan Sorular

Başkasının aracında uyuşturucu bulunursa ben de ceza alır mıyım?

Yalnızca uyuşturucu bulunan araçta bulunmak otomatik olarak ceza alınacağı anlamına gelmez. Kişinin uyuşturucudan haberdar olup olmadığı, uyuşturucu üzerindeki hâkimiyeti ve suç teşkil eden fiile katılımı dosyadaki deliller üzerinden değerlendirilir.

Arkadaşımın arabasında uyuşturucu çıktı, tutuklanır mıyım?

Soruşturmanın TCK 188 kapsamında yürütülmesi hâlinde tutuklama gündeme gelebilir. Ancak tutuklama otomatik değildir. Kişi hakkında kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin ve tutuklamanın diğer kanuni koşullarının değerlendirilmesi gerekir.

Uyuşturucu arkadaşımın çantasından çıktıysa sorumlu olur muyum?

Uyuşturucunun başka bir kişinin özel eşyasından çıkması önemli bir husustur. Ancak kişinin uyuşturucunun varlığını bildiği ve suça bilerek katıldığına ilişkin başka deliller bulunup bulunmadığı ayrıca incelenir.

Uyuşturucu paketinde parmak izim yoksa beraat eder miyim?

Parmak izinin bulunmaması savunma bakımından önemli olabilir ancak tek başına otomatik beraat sebebi değildir. Telefon kayıtları, kamera görüntüleri, diğer sanıkların ifadeleri ve dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilir.

Diğer kişi uyuşturucunun kendisine ait olduğunu kabul ederse serbest kalır mıyım?

Diğer şüphelinin uyuşturucuyu üstlenmesi önemli bir delildir ancak otomatik olarak serbest bırakılma sonucunu doğurmaz. Beyanın dosyadaki diğer delillerle uyumlu olup olmadığı incelenir.

Aracın sahibi olmam uyuşturucunun bana ait olduğu anlamına gelir mi?

Hayır. Araç sahibi olmak, araç içerisinde bulunan her eşyanın sahibinin de aynı kişi olduğunu göstermez. Uyuşturucuyla kişi arasındaki bağlantının ayrıca ortaya konulması gerekir.

Yolcu olduğum araçta uyuşturucu çıkarsa ne olur?

Yolcunun uyuşturucunun varlığından haberdar olup olmadığı ve uyuşturucu nakline bilerek katılıp katılmadığı araştırılır. Yalnızca yolcu olarak araçta bulunmak tek başına uyuşturucu ticareti suçunun işlendiğini göstermez.

Araçta uyuşturucu bulunması TCK 188 mi TCK 191 mi?

Uyuşturucunun ticaret veya başkasına verme gibi TCK 188 kapsamındaki amaçlarla mı, yoksa kişisel kullanım amacıyla mı bulundurulduğu somut olayın bütün delilleri üzerinden değerlendirilir. Miktar tek başına belirleyici değildir.

Araçta hassas terazi bulunursa uyuşturucu ticareti kesinleşir mi?

Hayır. Hassas terazi önemli bir delil olabilir ancak tek başına uyuşturucu ticaretinin kesin kanıtı değildir. Terazinin kime ait olduğu, üzerinde uyuşturucu kalıntısı bulunup bulunmadığı ve dosyadaki diğer deliller değerlendirilmelidir.

Araç araması hukuka aykırıysa ne olur?

Arama işleminin hukuka aykırı olduğu tespit edilirse elde edilen delillerin hükme esas alınıp alınamayacağı hukuka aykırı delil yasağı kapsamında değerlendirilir. Bunun için somut dosyadaki arama kararı, emir, tutanak ve olayın gerçekleşme biçimi incelenmelidir.

Araçta uyuşturucu bulunduğunda avukat neyi incelemelidir?

TCK 188 kapsamında bir araçta uyuşturucu dosyasında öncelikle aramanın hukuki dayanağı, uyuşturucunun araçtaki konumu, uyuşturucunun bulunduğu eşyanın aidiyeti, kriminal incelemeler, telefon kayıtları, banka hareketleri, kamera görüntüleri, fiziki takip tutanakları ve diğer şüphelilerin beyanları değerlendirilmelidir.

Sonuç: Araçta Uyuşturucu Bulunması Herkesin Suçlu Olduğu Anlamına Gelmez

Başkasının aracında uyuşturucu bulunması, araçtaki herkesin TCK 188 kapsamında uyuşturucu ticareti suçundan sorumlu tutulacağı anlamına gelmez.

Araçta bulunan her kişi bakımından ayrı ayrı;

uyuşturucunun varlığını bilip bilmediği,

uyuşturucu üzerinde fiilî hâkimiyetinin bulunup bulunmadığı,

uyuşturucunun nakledilmesine veya ticaretine bilerek katılıp katılmadığı

ve bu hususları ortaya koyan somut deliller değerlendirilmelidir.

Özellikle “uyuşturucu benim değil”, “arkadaşımın arabasında uyuşturucu çıktı”, “araçta üç kişi vardı”, “uyuşturucu başkasının çantasından çıktı” şeklindeki dosyalarda uyuşturucunun aidiyeti ve sanıkların birbirinden ayrıştırılması savunmanın merkezinde yer alabilir.

İstanbul’da araç içerisinde uyuşturucu bulunması nedeniyle TCK 188 kapsamında soruşturma veya kovuşturma yürütülüyorsa İstanbul Adliyesi (Çağlayan), Bakırköy Adliyesi veya İstanbul Anadolu Adliyesi nezdindeki süreçte dosyanın somut delil yapısının ayrıntılı şekilde incelenmesi gerekir.

Bir İstanbul uyuşturucu avukatı açısından bu tür dosyalarda temel soru yalnızca:

“Araçta uyuşturucu bulundu mu?”

değildir.

Asıl cevaplanması gereken soru şudur:

“Uyuşturucu ile şüpheli veya sanık arasında, TCK 188 kapsamında cezai sorumluluk kurulmasını sağlayacak hukuka uygun, somut ve kişiselleştirilmiş deliller var mı?”

Bu sorunun cevabı, araçta birden fazla kişinin bulunduğu uyuşturucu ticareti dosyalarında soruşturmanın, tutukluluk değerlendirmesinin ve yargılamanın sonucunu doğrudan etkileyebilir.